ZİZEK’TEN KENDİNİ TUTAMAYAN BİR KİTAP

YENİ ÇIKANLAR – Slavoj Zizek’in Kendini Tutamayan Boşluk adlı kitabı Metis Yayınları’ndan çıktı. Zizek bu kitabında bir yandan varlığın temel yapısı gibi “ebedi” konulara odaklanırken, diğer yandan Pokémon Go oyunundan popüler televizyon dizisi Castle’a kadar çeşitli örneklerle güncel meseleler üstüne gayet spesifik birçok tartışmaya giriyor. Kitabın tanıtımında şöyle deniliyor:

”Günümüzde en ilginç teorik müdahaleler belli başlı alanların içinden değil, açıkça belli bir alana ait olmayan, bu alanlar arasında kalan çatlaklardan doğuyorsa eğer, en dikkat çekici teorisyenlerden biri de Slavoj Žižek olmalı. Ne çişini ne belini tutabilen bu kitabında Žižek’in geliştirdiği fikirler tam da böyle bir iş görüyor: Felsefe, psikanaliz ve siyasal iktisadın eleştirisi arasındaki boşlukları dolduruyor.

Ontolojiden cinsiyetlenmeye, cinsiyetlenmeden siyasal iktisadın eleştirisine içkin geçişler üstünde duruyor Žižek: “Üstü çizili Bir’in oluşturduğu ontolojik Boşluk’a ancak cinsiyetlenmenin açmazları üstünden erişmek mümkünken, küresel kapitalizmde tekno-bilimsel ilerlemeyle birlikte doğup halen önümüzde duran cinselliğin lağvedilmesi, yani bizatihi ‘insan doğasının’ değişmesi ihtimali de bizi odak noktasını siyasal iktisadın eleştirisine kaydırmak durumunda bırakmaktadır.”

Alenka Zupancic’in yeni yayımladığımız Cinsellik Nedir? kitabıyla kurduğu diyalogdan hareketle, ontolojinin sınırına radikal olumsuzluğu cisimleştiren fazlalık bir unsur, varlık düzenine nakşedildiği haliyle cinsiyet farkı antagonizması üstünden yaklaşıyor Žižek. İktisadi-felsefi bir perspektiften, önce bu ontolojik fazladan Marx’ın artı-değerine, oradan da Lacan’ın artı-keyif kavramına uzanıyor.

Tuhaf bir kitap bu. Spinoza’nın Etika’sında karşımıza çıkan paradoksu hatırlatıyor: Bir yandan varlığın temel yapısı gibi “ebedi” konulara odaklanırken, diğer yandan Pokémon Go oyunundan popüler televizyon dizisi Castle’a kadar çeşitli örneklerle güncel meseleler üstüne gayet spesifik birçok tartışmaya giriyor.

KİTAPTAN

Kendini tutamadan boşluğa. Başının üzerinde uzanan gökyüzü. Yine akşam. Gece olmadığında akşam olacak. Hâlâ can çekişiyor batmak bilmeyen gün. Korlar bir yanda. Küller öteki yanda. Sonsuz oyun kazanıldı ve yitirildi. Ayırdına varılmadı.
Samuel Beckett, “görülemeyen söylenemeyen”*

“Köşelik” terimi (kemer gibi kavisli bir biçim ile onu çevreleyen dikdörtgen arasında kalan alanın adı olarak) mimarlık alanında doğmuş, sonrasında evrimsel biyoloji tarafından benimsenmiş; adaptasyon sonucu değil yan ürün olarak ortaya çıkan, organizmanın uygunluğu ve hayatta kalması açısından belirgin bir fayda taşımayan, ancak tam da bu sayede “eksaptasyon” yoluyla organizmanın işleyişi bakımından yeni, beklenmedik, hayati bir rol üstlenmesi mümkün olan özellikleri adlandırmaya başlamıştır. Gould ve Lewontin’e göre insan beyninin pek çok işlevi, bilhassa da dil köşelik olarak doğmuştur. [1] Bu kitapta geliştirilen düşünceler de aynen böyle iş görmektedir: Felsefe, psikanaliz ve siyasal iktisadın eleştirisi arasındaki çatlaklarda ortaya çıkan boş alanları doldurmaktadırlar. Günümüzde en ilginç kuramsal müdahaleler tamamen ve açıkça belli bir alana ait olmadan bu tür çatlaklarda doğuyor gibidir.

Slavoj Zizek kimdir?

1949’da Slovenya’da doğdu. Doktorasını felsefe ve özellikle de Alman idealist felsefesi konusunda yaptı. 1960’ların sonlarında psikanalize ve Lacan düşüncesine yakın ilgi duyduğu için, 1970’lerde Paris’e giderek Jacques Alain-Miller ile psikanaliz alanında çalıştı. 1980’lerde kendisi gibi Lacancı psikanaliz konusunda çalışan Mladen Dolar, Alenka Zupancic ve Renata Salecl vb. isimlerle oluşturduğu Ljubljana okulu, Avrupa’nın entelektüel çevrelerinde etkili olmaya başladı. Zizek halen Ljubljana Üniversitesi Sosyoloji Enstitüsü’nün kıdemli araştırmacısı ve Ljubljana Teorik Psikanaliz Topluluğu’nun başkanı; ayrıca European Graduate School’da profesör ve Londra Üniversitesi Birkbeck Beşeri Bilimler Enstitüsü’nde ders veriyor.

Zizek İngilizcede yayımlanan ilk kitabı olan İdeolojinin Yüce Nesnesi’nde (Metis, 2002) Marx-Hegel-Lacan-Popüler Kültür arasındaki bağlantıların çözümlenmesinden hareketle radikal bir tavır alışın ipuçlarını aramaya yönelen tavrını açıkça ortaya koyar. Yamuk Bakmak (Metis, 2004) ve Enjoy Your Symptom (1992, Semptomunun Keyfini Çıkar) kitaplarında Lacan’ı Hollywood sineması ve özellikle de Hitchcock filmlerinin çözümlenmesi üzerinden yeniden okumaya girişir. 1994’te yayımlanan The Metastases of Enjoyment (Keyfin Metastazları) “kadın ve nedensellik” üzerine denemelerden oluşur. Kırılgan Mutlak (Encore, 2003) ve Gıdıklanan Özne (Epos, 2005) kitaplarında din ve felsefe ile güncel politik tavır alış arasındaki bağlantıları sorgular. Biri Totalitarizm mi Dedi? (Epos, 2006) kitabında ise 20. yüzyılın sonunda solun liberalizmin “reel sosyalizm” eleştirisine kayıtsız şartsız teslim oluşunu eleştirmektedir. Yazarın Türkçeye çevrilmiş diğer önemli eserleri ise şunlardır: Paralaks (Encore, 2008), Önce Trajedi Sonra Komedi (Encore, 2009), Ahir Zamanlarda Yaşarken (Metis, 2011), Kaybedilmiş Davaların Savunusu Adına (Epos, 2017), Şiddet (Encore, 2018). Ayrıca yazarın 2017 tarihli Incontinence of The Void kitabı da Metis yayın programına alınmıştır.

Yazarın Türkçedeki ilk seçkisi Kırılgan Temas’ı (2002); “Demokrasiden Tanrısal Şiddete” makalesinin yer aldığı Demokrasi Ne Âlemde?’yi (2010); hem yayına hazırladığı hem de “Somut Evrensel Olarak Komünizm Fikri” ve “Sorusu Olmayan Cevaplar” yazılarıyla katkıda bulunduğu Komünizm Fikri (2012) ve Komünizm: Yeni Bir Başlangıç (2015) derlemelerini de yine Metis’ten okuyabilirsiniz.

Metis Yayınları’ndaki kitapları

Kırılgan Temas, 2002
İdeolojinin Yüce Nesnesi, 2002
Yamuk Bakmak, 2004
Ahir Zamanlarda Yaşarken, 2011
Komünizm Fikri, 2012
Komünizm: Yeni Bir Başlangıç, 2015
Kendini Tutamayan Boşluk, 2019

Yazarla Söyleşiler

■ “Hoşgörünün İki Yüzü”
Birgün, 31 Mayıs 2004
■ “Dikkat, ufukta yeni bir apartheid tehlikesi var!”
Kaya Genç, Radikal, 1-2 Ekim 2011

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir