TUHAF BİR OLUŞUM: 2000’LER ŞİİRİ

YENİ ÇIKANLAR – Emel Koşar, Hilal Karahan ve Okan Yılmaz’ın hazırlayıp Artshop’tan yayımladıkları Milenyumda Şiir adlı kitap cevaplanmasını canıgönülden istediğimiz sorulara açıklık getiriyor.

Nur Doğan

İnsanoğlunun tarihi kadar eskidir sanat tartışmaları. Katılalım veya katılmayalım kuram eleştirilerinin sanatla uğraşanları, ortaya koydukları ürünleri ve ürünlerin baştan sona takipçisi olan sanatseverleri durağanlıktan kurtardığını inkâr edemeyiz. Bu noktada sanatın en hareketli alanlarından biri de şiirdir, sanıyoruz. Tanzimat’tan günümüze kadar temelinde gelenekle yeni veyahut modern arasında süren tartışmaların katmanlarının arasında dil, konu, amaç gibi maddelerin yer aldığını gördük. Amacımız burada yıllardır okuduğumuz, dinlediğimiz bu tartışmalara değinmek değildir. Ancak Türk şiirinin şekillenmesinde bu mevzuların oynadığı rolün önemini belirtmeden de geçemeyiz. Buna karşılık son zamanlarda kulağımıza çalınan -“Sanat sanat için mi yoksa toplum için mi?” tartışması kadar- şairi, okuyucu oyalayan, yoran ve bir türlü anlam verilemeyen bir sorun sahnelerde yerini alıyor: 2000’ler şiiri.

2000’ler şiiri tâbirinin kullanıldığından beri biz okuyucuların zihninde de bir türlü cevabını bulamadığımız sorular oluşmaya başladı. İlk olarak bu tâbiri kullanan(lar) sosyolojik bir terim olarak kuşak meselesini mi kastediyorlar, kastediyorlarsa kuşak olmanın hangi gerekliliklerini adını andıkları şairlerde ve şiirlerinde gördüler? Bir kuşağa dâhil olmak aynı yılda doğmak mıdır veyaaynı yıllarda dergilerde şiirlerinin yayınlaması mı ve kitaplarının okurla buluşması mıdır? Bizim bildiğimiz kadarıyla sadece aynı yılda doğmak kuşaktaşlığı karşılamamaktır. Aynı yılda doğmuş olmanın yanı sıra aynı hayat şartlarında yaşayan kişilerin ortak bir dünya görüşü çerçevesinde, aynı ilkesel duruşla ve amaçla hareket etmesidir. Yani kâinat karşısında benzer edebî tavra sahip olmasıdır. Ne var ki, hazırlanan antolojilere baktığımızda kendi çabamızla sorularımıza cevap bulamayacağımız kesin. Üstelik yukarıda yazıya döktüğümüz sorular bu kadarla kalmıyor, bir keşmekeşin içinde boğuluyoruz. Ayrıca son dönem şairlerin bir araya gelmek gibi bir niyeti yokken onları zorlama bir kuşak içine dâhil etmeye çalışmak şimdilik boşa çabalamaktan öteye geçmiyor. Neyse ki biz kafası karışık şiir okurlarını düşünen şairler, eleştirmenler kısaca kalem erbabı kişiler bir çalışma yaparak sesimizi duyurdular.

Emel Koşar, Hilal Karahan ve Okan Yılmaz’ın hazırlayıp Artshop’tan yayımladıkları Milenyumda Şiir adlı kitap cevaplanmasını canıgönülden istediğimiz sorulara açıklık getiriyor.

Kitapta antolojilerin objektifliği/subjektifliği ve hazırlayanların otorite altında ezilişlerini, aslında yok oluşlarını, yanlı yıllıkların hizmetten öte kanon oluşturmaya çalışanların, -Metin Cengiz’in deyimiyle- koltuk değneğiyle (abi desteğiyle) yürüyenlerin amaca hizmet eden araçlardan öteye gitmediği, dijitalleşmenin şiirden ziyade şair üzerindeki etkisini, dijitalleşme ile birlikte edebî tartışmaların kişilik savaşımına dönüşmesini, akademi ve şiir eleştirisi arasındaki suni bağı, kuşak kelimesinin ne olduğu ve en önemlisi de ne olmadığı, 2000’ler şiiri var mı gibi pek çok görüşün, sorgulamanın yer aldığı yazılar bulunmaktadır. Eserin en sonunda ise Emel Koşar’ın “2000’ler şiiri sizce nasıl ele alınmalı? Şairlerin doğum tarihlerine göre mi, kitap yayımlama tarihlerine göre mi? “2000 Kuşağı”ndan bahsedebilir miyiz?” konulu soruşturmasına karşılık Ali Günvar, Haluk Öner, Hilal Karahan, Mustafa Fırat, Okan Yılmaz ve Volkan Hacıoğlu’nun  cevaplarına yer verilmiştir.

Kitapta sırasıyla şu yazılar yer almaktadır: Ayten Mutlu, “Antolojilere Dair”; Betül Dünder, “Şiir ve Zaman Üzerine Değiniler”; Bilgin Güngör,” ‘Gövde’siz Kalan Şiir: 2000’ler Şiiri Üzerine bir Değinme”; Ceyda Demircioğlu, “Şiir ve Akademinin Kaotik Birleşimi”; Emel Koşar, “Dünden Bugüne Şiir”; Emel Koşar, “2000’ler Şiiri Antolojisi”; Ertuğrul Özüaydın, “Kuşaktan Kuşağa, İki Bin’e”; Haluk Öner, “Akademi ve Şiir Eleştiri Üzerine Bir Tartışma”; Hilal Karahan, “Şiirde Milenyum Anlayışı: ‘ 2000’ler Şiiri’”; Hilmi Haşal, “Kuşak ve Kuşaksızlık Üzerine Üç A-4 Alıştırma”; Koray Feyiz, “2000’ler Sonrası Popüler Türk Şiirinde Modern-Postmodern Tema-Örüntüler”; Metin Cengiz, “Yanlı Yıllık ve Antolojiler”; Mine Ömer, “İki Bin Yirmi’lerde Direngen Şiir”; Sabit Kemal Bayıldıran, “Dönem Antolojileri”; Sabit Kemal Bayıldıran, “Kuşak Ne Zaman Terimdir?”;  Şeref Birsel, “Şiirde Buluşma Alanları Üzerine”; Tuğrul Tanyol, “Şu Kuşak Meselesi”; Tuğrul Tanyol, “Şiir Yıllıklarını Tartışmak”; W.B. Bayrıl, “Kıyasıya Kıyas”; Yusuf Alper, “On Yılda Bir Kuşak: Deli Saçması”.

“Medyatikleşmenin” getirdiği(!) hızlı tüketim, kişinin başparmağıyla dünyasını yönettiği ve bunun sonucu olarak kendini hükümdar ilân ettiği bir dünyada dönemlerden, kuşaklardan, topluluklardan bahsetmek şiirin kendisine haksızlık etmektir, belki de. Elbette insanoğlu aidiyet duygusuna en derinden sahip bir hayvan-canlıdır ve her ne kadar “tek başına geldik tek başına da gideceğiz” şiarıyla yaşayıp insansızlaşmanın günahını tekliğe yüklese de varoluşunu yalnız tamamlayamaz veya tamamladığını sanır. Tıpkı bir edebî ürünün oluşum ve tüketim aşamasında tek başına kök salamaması gibi. Yaratanıyla, girdisiyle, çıktısıyla bir bütündür o. Bu bütünlük sadece ürün için değil onu var edenlerin çağdaşlarıyla ortak hareket etmesi için de geçerli bir sebeptir. Üretim aşamasında kâğıdı ve kalemiyle yalnız kalan kişi, o yalnızlığın içinde çağdaşlarıyla, sessizliğini duyacağını umduğu insanlarla arasında kanal kurmanın derdindedir. Temelinde böylesine bir derdi olan şairin/yazarın tek başına bir yerde durması ne kadar mümkündür? Öte yandan o yer neredeyse onu bulacak olan zamandır. Nitekim tarih bunu bize göstermiştir, göstermeye de devam edecektir. Sözün kısası şimdinin peşinde sürüklenen şairlerin sınırlarını geleceğin kalemi çizecektir. Öyleyse bu acele niye?

Emel Koşar hakkında

Emel Koşar Eskişehir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Eskişehir’de tamamladı. 2003’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Yeni Türk Edebiyatı Bilim Dalı’nda “Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Romanlarında Bâtıl İnançlar” adlı teziyle 2005’te Yüksek Lisans, “Yeni Türk Şiirinde Zaman Anlayışı (1923-1990)” adlı teziyle 2009’da Doktora eğitimini tamamladı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğretim üyesidir. Türk edebiyatı üzerine makalelerini MSGSÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dergisi, Sosyal Bilimler-MSGSÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, Türkoloji Kültürü, International Review of Turkology, Yahya Kemal Enstitüsü Mecmuası, Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları, Akdeniz–Sanat Dergisi, Türk Edebiyatı, Dergâh, Hürriyet Gösteri, Kitap-lık, Varlık, Şiiri Özlüyorum, Mühür, Özgür Edebiyat ve Kıyı gibi dergilerde yayımladı.

Emel Koşar tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir