TEK KİŞİLİK DÜNYADA OLMA HALİ!

YENİ ÇIKANLAR – Seray Şahiner’in kitaplarında hissedilen duyguların gerçekliğiyle dönüşümümüzü, hissettiklerimizi, tek olma fikrini ve Tek Kişilik Dünya’da Olma Halini deneyimliyoruz.

Özlem Çetinkaya  benozlemcetinkaya@gmail.com

Yaşadığımız çağda sıfata gereksinim duyulmayan tek durum “duygu” betimlemeleri. Herhangi bir duyguyu anlatma yolunda kendisine yan bir sözcük aranmayan alan yani. Çok zengin ağladı, yüksek sesle, modaya uygun güldü, denmeyecek bir alan.

Her kim olursanız olun bir duygunun tamamen size özel olduğunu daha önce başka hiç kimsenin böyle hissetmediğini düşünürsünüz. Hatta bundan eminsinizdir. Sonra bir öykü okursunuz ve her şey değişir. Seray Şahiner okurunu, hiç tanımadığı daha önce yüzünü çok defa gördüğü fakat fark etmediği bir kadınla arkadaş eder önce, sonra da o karakterin en derin duygularına eriştirir.

Kul, Antabus, Hanımların Dikkatine, Gelin Başı kitaplarının yazarı Seray Şahiner için öykünün tanrıçası denilebilir mi? Pek tabii ki denilebilir. Sadece, Tanrıça ve Tanrı kavramlarının büyütme, ilahileştirme algısı anlatılmak istenen durumu gölgede bırakıyor. Büyütme ve ilahileştirme derken tam tersi bir durumu kabul edip, olmayan bir şeyden söz ediliyor gibi anlaşılıyor. Aslında haddinden fazla büyütülecek bir şeyi hak etmeden abartmışız gibi. Oysa kavramın buradaki kullanımı “öykünün tanrıçası” bir karakteri nasıl bu kadar kanlı canlı sayfaların arasında yaşatabiliyor olması…

Sevgili okur, bir karakterin hikâyesini okurken onu tüm özellikleriyle mi tanımak istersiniz, yoksa onun şu an ne hissettiğini, hangi eylemde bulunduğunu bilmek mi?

Bizler, Mercan Hanım’ı da, ona, Haaağnım, diye seslenen hanımları da tanıyoruz. Seray Şahiner, “O” kadınları anlatıyor, her kadını değil.

Hayatta çözülmesi gereken bir problem üzerine odaklanmak gerektiğinde soru sormamız gerektiği söylenir. Yanıttan daha da önemlisi aslında o soruyu sorabilmektir. Özellikle Antabus ve Kul hakkında konuşurken sorular yanıtlar birbirine karışıyor. Mercan karakterinin saf kalabilmiş olması modern çağın gerekliliklerinden uzak yaşamasından dolayı mıdır? Belki de.

HIZA TESLİM OLMUŞ AKILLAR

Instagram’da hikâye bölümüne ne yüklesem? Bu fotoğrafı paylaşsam kaç beğeni gelir, kimler beğenir? Sosyal medyanın etkisi zaman kaybından tutun da hızlı etkileşime kadar birçok sorunla karşılaşmamıza sebep oluyor. Mercan bunların dışında kalabilmiş bir zihne sahip. Yorgun ama başka tür şeylerden. Yevmiye yetecek mi, kaç kat merdiven kaldı silinecek, kirayı geciktirirsem ne olur diye düşünmekten. Arada bir de düşünür Kemal’le Nur elektrik alabilecek mi birbirinden, diye e o kadar da düşünsün artık! Televizyon da düşünmeden izlenmez ki… Her zaman güldürürken düşündürmesi de gerekmez. Gülmeye gelene kadar o-hoo neye gülecek ki Mercan?! Doğmamış Haydar’ını düşüne düşüne güler en fazla. Ona da gülmek denirse tabii…

Şimdilerde “İnsan” denen hayvanın zihni, aklı hıza teslim olmuş durumda. İki dakika sonra gelecek metro fikrine dahi katlanamıyoruz. Yetişme, koşma, telaş çağı bu çağ. Toplulukların var olduğu hayatta, yer edinmeye uğraştığımız bir çağ. Açılan her kapı artık bizi bir kalabalıkla buluşturuyor. Şahiner’in kadın karakterleri gibi yalnızız hepimiz aslında ama kişisel alanımız tahrip edilmiş durumda. Seray Şahiner’in kitaplarında hissedilen duyguların gerçekliğiyle dönüşümümüzü, hissettiklerimizi, tek olma fikrini ve Tek Kişilik Dünya’da Olma Halini deneyimliyoruz.

Unuttuklarımızı hatırlamak, bakıp göremediklerimizi görmek için Seray Şahiner!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir