SANAT GÖÇÜ BAŞLADI: MÜMKÜNSE SATIN ALACAKLAR GELSİN!

Contemporary Istanbul,

YENİ ÇIKANLAR – Eylül ayı ile birlikte, ‘şehrin merkezine’ doğru sanat göçünün başladı. Bu çerçevede Türkiye’de on dördüncü kez yapılan sanat fuarına katılımı zorlayan giriş ücretini savunan dili dikkat etmek gerek. Zira o dil; fuarın amacını da açığa vuruyor: Mümkünse ‘satın alacaklar gelsin!’

Hıdır Eligüzel  hidireliguzel@gmail.com

Eylül ayını nasıl tarif etsek bilemiyoruz: Güneşli, hafif esintili bir yaz ayı mı, yoksa, solmuş yaprakların kaldırımlara düşmeye başladığı sonbahar mı? Bu ifadeler Kuzey yarımkürede bulunanlar için geçerli elbette. Eylül, Güney’de baharı karşılamanın ayı. Yaz veya güz, illa ki bir ağaç aradığımızı fark etmemiz gerekiyor. Gölgesine sığınıp ferahladığımız veya yapraklarına bakıp planlar yaptığımız bir ağaca ihtiyacımız giderek artıyor. İnsanlığın birikimci, rekabetçi ve saldırgan  yığınlarının doğayla olan mücadelesini kazandığı anda tüm dünyanın büyük bir felakete sürükleneceğinin işaretleri gelmeye başladı. İklimin dönüşümü, basitçe sıcaklıkların artışı, yağmurların zamansız gelmesinin ötesinde. İnsanlığın kendisi de dönüşüyor.

Eylül ayı ile birlikte, ‘şehrin merkezine’ doğru sanat göçünün başladığını söyleyebiliriz. Göçün dinamiğini betimleyen iki ana hal bulunuyor. Birincisi kazların uzun göçünü bitirmelerini sağlayan anonim liderli, dayanışmacı ve kolektif davranış hali. Diğeri de doğayı katleden birikimci, rekabetçi ve saldırgan tutum. Bu iki tavrın sanatın kurumsallaşmasında bulunduğunu söylemek yeni değil elbette. Ancak,  herkes bu gerilimli, yok edici ve yabancılaştırıcı tutumu dile getirmekle birlikte, çok az kişi bu tutuma karşın yeterli davranışı sergileyebiliyor. Hangi göç davranışından yana olacağımız, gelecekte sanat ekolojisinin varlık alanlarının devamı için önem arz ediyor.  

Özellikle sanat camiasını dışardan izleyen düşünürlerin, sanatseverlerin ve sanat camiasının içinde yer alan azımsanmayacak kitlenin sanat camiasının giderek ‘çölleştiğini’ daha sık ifade ettiklerini duyuyoruz, okuyoruz. Çağdaş Sanat’ın çağımız insanın gündelik, düşünsel, düşsel ve etik eylemlerinde nasıl bir yer tuttuğunu, orada dönüştürücü bir nüveye dokunma becerisini sorgulayan tartışmalar giderek artıyor. Türkiye Çağdaş Sanatı’nın hayatı dönüştürmekten uzak algısının bu yıl ki sergiler, birliktelikler ile değişme olanağını birlikte izleyeceğiz.  Gündelik yaşantımızda izlerini gördüğümüz, düşünsel, etik ve politik meseleler hakkında çağdaş sanatın önerilerinin olup olmayacağını ve içeriklerini hep birlikte göreceğiz. Ancak bültene geçmeden önce bir alıntıyı buraya bırakmak isterim. İster sanatçı, ister galeri sahibi istenirse sanat yazarı olsun eleştirinin eksikliği, esasında sanatın sessizliğe kapılmasına neden olur.

Ali Artun’un derlediği Bir Muamma: Sanat Hayat Aforizmalar [1] kitabında  Arnold Hauser, yaptığı alıntıda sanatın eleştirel ölçütünü tarif etmektedir.

“Sanatın olumlu ya da olumsuz, yapıcı ya da yıkıcı, statükocu ya da eleştirel toplumsal etkisi, ancak belirli bir iktidar düzenini hedef aldığında kendini gösterir; yoksa, estetlerin ya da putkırıcıların sanat tasavvurlarındaki gibi, toplumsal bir boşlukla karşı karşıya kaldığında değil. Sanat kendi içinde ne sağaltıcı ne zararlıdır; ama tam da aynı sebeple, sanatın tüm toplumlar için aynı şekilde tehlikeli ya da yararlı olmasını sağlayacak tek bir formu da yoktur.”

Contemporary  İstanbul, 12 -15 Eylül

Son haftasına girmiş olmanın getirdiği rehaveti dağıtmak ister gibi Contemporary İstanbul direktörü Anissa Touati, kendisiyle yapılan röportajında sanat camiasında tepkilere neden olan iki açıklamayla yer alıverdi. 

“Bu yıl, Londra, Paris, Berlin, New York ve Dubai’deki sanat profesyonellerini Türkiye için bir araya getirerek CI’da değişimin ilk dalgasını yaymaya hazırlanan Touati şunları söylüyor: “Eğer İstanbul’un dünya çapında bir sanat metropolü olmasını istiyorlarsa; dırdırı, kıskançlığı ve dedikoduyu bıraksınlar ve çalışsınlar. Birlikte çalışmayı öğrensinler. Bu tek kişilik bir iş değil, kolektif bir iş. Herkes aynı amaca doğru yürürse, bu ülke çok güzel yerlere gelir.” 

“Fuar alanındaki metrekare hesabının ABD dolarıyla yapılması konusunda, Bu benim konum değil, yorum yapmam yanlış olur diyen Touati giriş ücretlerinin yine 75 lira mı olacağına dair soruma, Evet ama artarsa daha iyi olabilir. Böylece fotoğraf çekmeye gelenler azalır satın almak için gelenler artar. Evet fuarın eğitici bir yanı da var ama burası bir müze değil” yanıtını veriyor.”[2]

Anissa Touati’nin bu çıkışında Türkiye Çağdaş Sanat’ının güncel durumunu betimlemesi açısından oldukça yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Röportajın başlarında İstnabul’u ve İstanbul sanat kurumlarını, galerileri gezdiğini, beğendiği işleri de aktaran Touati, Türkiye Çağdaş Sanatı’nın ağızla yapılan bir iş olduğu konusunda gözlemini bilen kişi edasıyla konuşunca şimşekleri üstüne çekmeyi başardı.  Oysa ki, bu beyan mevcutta ve kapalı kapılar ardında konuşulanın ‘harici’ biri tarafından dile getirilmesinden başka nedir ki? Sanat sektörünün en ciddi handikaplarından biri de ‘şeffaf olmamasıdır’. Şeffaflık nedense sanat üreticisi sanatçının sorumluluğunda bir halmiş gibi yaftalanıp sanat kurumları, sanat yarışmalarındaki kurullar, sanat fuarlarındaki yetkililer, bienal yürütücüleri, küratörler ve elbette sanat yazarları/eleştirmenleri kendilerini şeffaflık konusunda sorumluluk duymadan işlerini görebiliyor. Bu arada ‘dırdır, kıskançlık ve dedikodu” saddece sanat camiamızın değil Türkiye’de yaşamanın bir koşulu değil mi? Haklarımızı aramaktan çok, üstümüze devrilen görevleri yerine getirirken söylenmekten daha fazla ne yaptığımızı  son on yılımızı düşünerek değerlendirelim? Yada geçen sene Türkiye’de ve Dünya’da gündeme oturan konuları gündeme alan işleri sergileyebildik? 

İkinci alıntı, şeffaflığın yoksunluğu kadar, uzmanlaşmanın getirdiği yabancılaşmanın en önemli örneğini sunuyor. Memleket sanat fuarının ‘hayali mekânın’ dolar ile kiralanması onun ‘uzmanlığının’ dışında olabilir elbette. Ancak, sanatseverlerin, Türkiye’de on dördüncü kez yapılan sanat fuarına katılımı zorlayan giriş ücretini savunan dili; fuarın amacını da açığa vuruyor: Mümkünse ‘satın alacaklar gelsin!’ Benim burada önemsediğim nokta, fuar direktörünün bu söyleminin sanat katılımcısı galerilerde ve sanatçılardaki etkisi. Eğer sözlerden rahatsızlık varsa neden henüz bir ses duymadık? Eğer benzer ifadelere sahipseler, Touati’ye destek vermek yerinde olmaz mıydı? Sanırım suskun yazılıdan sıyrılmanın en önemli yöntemi. İki durumda da dayanışma gerektiği için, galerilerimiz ve sanatçılarımız bu konuda çok da hevesli görünmüyorlar. Çünkü ‘güven’ sanat camiasındaki en az hissedilen duygu olmayı sürdürüyor. Bu resim bile, Touati’nin ilk alıntısına döndürüyor beni. Touati, şurada yanılıyor ama, fuarlar veya sergiler sanatçılar olmadan, sanatçının ulaşmak istediği sanatseverler olmadan ‘manasız’ ve kıymetsiz. 

Artweeks Akaretler, 3- 22 Eylül 2019

Contemporary İstanbul’a alternatif olma imkânını arayan Artweeks Akaretler, sanat camiasında net bir yarılmayı henüz başaramamakla birlikte sanatın merkezini değiştirme konusundaki çabasıyla izlenmeyi hak ediyor. Kendisi de bir fuar olan Artweeks Akaretler’de sergilerin yanında sanatçı konuşmaları ve atölyeler düzenlenlenerek  sanatçıları, koleksiyonerleri, sanatseverleri biraraya getirmek amaçlanıyor. Bu bağlamda Artweeks Akaretler, ‘satın almanın yanında’ sanat camiasının aktörlerinin birbirlerini görmesini de sağlayan aksa sahip. Akaretlerin yokuşunda oldukça hoş deneyimlere ve sohbetlere açık olan Artweeks için zaman ayırmaya değer gözüküyor.

Adalar Denizle Yaşam ve Spor Derneği, Derin Akıntı, Özge İnal (Danışman), 5 Ağustos-22 Eylül 2019

Şehrin karasında yoğun sergilere ve etkinliklere maruz kalacak olan sanatseverlere güzel havada Heybeliadaya gitmelerini salık veririm. Heybeliada Ruhban Okulu’nda Özge İnal’ın danışmanlığındaki Derin Akıntı” sergisinde Marmara Denizi su altı yaşamını odağa alan, Alper Aydın, Hera Büyüktaşcıyan ve Sibel Horada‘nın mekâna özgü yerleştirmeleri ve dernek bünyesinde gerçekleştirilen çalışmalara dair Serco Ekşiyan ve Ferhan Coşkun’un su altı fotoğraf ve videolarından oluşan belgeler yer alıyor. Eserler, tarihsel konumu sebebi ile özel bir öneme sahip olan okulun; geçmişi, şimdiyi ve geleceği yüklü halde düşündürten eski sınıflarında ve bahçesinde sergileniyor.

Pasaj, Gülçin Aksoy, Hareketli Metin- “Yüksek Sanat Kurulu”, 17.09.2019- 11.10.2019

Çalışmalarını Eylül’e bırakmayan mekânlardan biri de Pasaj. Pasaj geçn dönemde oldukça farklı yöntem ve tekniklere sahip sergi içerikleriyle Karaköy’de kendine özgü sanatseverler kitlesini oluşturmaya devam ediyor. Elbette bu durumda, Pasaj’ın odağına aldığı yapıtların içerikleri de  çok önemli. Geçen sene Eda Emirdağ’ın Galip Projesi, Evrim Kavçar ve Elif Öner’in Hassas Sesler Sözlüğü sanatseverlere ve sanatçılara esin kaynağı olmayı başardılar.Pasaj, basitçe kurulan ve toplanan bir sanat mekânı olmanın ötesinde, sanat üretimini ve düşünmesini sergi boyunca devam ettirdiği atölyelerde de sağlamayı şiar ediniyor. Benzer bir formda halihazırda Gülçin Aksoy’un  Hareketli Metin – “Yüksek Sanat Kurulu” sergisine ev sahipliği yapan mekana uğramadan Eylül’ü bitirmeyin derim.

Atonal 9 Solo, 19 Eylül-17 Kasım 2019

Atonal 9 Solo sergisi, bültenin girişinde yanıt aradığım soruya dair en belirgin işlerden biri olmaya aday gözüküyor. Türkiye Çağdaş Sanatı’nın  gündelik hayatımıza yansıyan etik, düşünsel eylemlerimize nasıl yansıyacağının izlerini görebileceğimiz Atonal 9 Solo sergisi, mekânın ‘belleğini’ şehre yeniden katmayı hedefliyor. Türkiye’nin önde gelen hat ve cilt sanaçılarından biri olan Emin Barın’ın uzun yıllar atölye ve ciltevi olarak kullandığı mekân, kültür ve sanat etkinlikleriyle yeniden şehrin dinamiğine katılıyor. Çemberlitaş’ta yer alan Barın Han’da gerçekleşen sergi geçmiş ve bugün arasında bir bağ kurmayı amaçlıyor. Sergide son dönemdeki kişisel üretimlerini görebileceğimiz Cins, Eda Soylu, Emre Zeytinoğlu, Fulya Çetin, İrfan Önürmen, Merve Denizci, Metin Ünsal, Numan Okutan, Rafet Arslan yer alıyor.

Rotada olanlar

Anna Laudel, İpek Yeğinsu (Küratör), İntergalaktik, 3 Eylül-20 Ekim 2019-09-02 

Sanatçılar: Ali İbrahim Öcal, Ali Miharbi, Alper Derinboğaz, Beyza Boynudelik, Ekin Su Koç, Emin Mete Erdoğan, Horasan, İrem Tok , Meltem Sırtıkara, Merve Şendil  Özcan Saraç ve  Şafak Çatalbaş.

Bilsart, Aslı Seven (Küratör), Huo Rf ve Abdi Cadani,  Soyut Yalanlar, 3 Eylül – 28 Eylül 2019 

Sanat Konuşmaları: Huo Rf & Abdi Cadani, Aslı Seven 03/09/2019

Art On, Guido Casaretto,Canan Dağdelen, Şakir Gökçebağ,Nuri Kuzucan,Seçkin Pirim Parça Bütün II, 04 Eylül -26 Ekim 2019

C. A. M Galeri, Sinan Tuncay, Olamadığım Adamlara Mahsustur 5 Eylül -5 Ekim 2019 ,5

İstanbul Bienali,14 Eylül-10 Kasım 2019

Labirent Sanat, Gülben Çapan (Küratör), Sefa Çakır, Bütünleşme- Çözülme 5 Eylül -19 Ekim 2019

Merdiven Art Space, Ahmet Öğüt, The Missing T, 05 Eylül -5 Ekim 2019.

Merdiven Art Space, Winter is Coming, 05 Eylül -5 Ekim 2019.

Sanatçılar: Berat Işık, Didem Erbaş, Erdal Duman, Ferhat Özgür, Fırat Engin, Fulya Çetin, Halil Altındere, Kerim Zapsu, Leyla Emadi, Mehmet Dere, Omsan Bozkurt, Şener Yılmaz Aslan.

Sanatorium, Kerem Ozan Bayraktar, Kayalar ve Rüzgarlar, Mikroplar ve Kelimeler, 5 Eylül-20 Ekim 2019

Simbart Art Project, Ezgi Yakın, Tuhaf Zaman, 8- 12 Eylül 2019

The Pill, Leylâ Gediz, Denizens, 05 Eylül – 26 Ekim 2019

x-ist, Murat Palta, All Work and No Play, 5 Eylül -19 Ekim 2019

Zilberman Gallery, Pedro Gomez-Egana, Islands, 11 Eylül -8 Aralık 2019

Zilberman Project , Isaac Chong Wai, I Made a Boat in Prison- A Jouney to the Shore, , 11 Eylül -8 Aralık 2019


[1] Ali Artun (der), Bir Muamma: Sanat Hayat Aforizmalar, İletişim Yayınları, 2015, s.163-164

[2] Gülben Çapan, “Contemporary Istanbul direktörü dırdırı, kıskançlığı, dedikoduyu bırakıp çalışsınlar” (Diken, 1.9.2019)

Hıdır Eligüzel hakkında

Varto'da doğdu. Çocukluğunu İzmir'de geçirdi. Şimdilerde ise İstanbul'da yaşamını devam ettiriyor. Siyaset ve sosyal bilim temelli lisans eğitimine; felsefe, sosyoloji ve sanat ağırlıklı okumalar, çalışmalar eşlik ediyor. Farklı mecralarda şiir, kültür -sanat ve politika metinleri yazıyor.

Hıdır Eligüzel tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir