SANAT CEMRESİ: NİSAN AYI SERGİLERİ

YENİ ÇIKANLAR-Hava durumundaki gelgitler insanların montlarını hazırda tutmalarına neden oluyor.  Ancak insanların güneş gözlüklerini çantalarında zor taşıdıklarını, her fırsatta güneşin tadını çıkarmaya hazırlıklı olduklarını da söylemek gerekiyor sanırım. Ne bulutsuz ne de gözlüksüz yapabiliyoruz.

Hıdır Eligüzel  hidireliguzel@gmail.com

İstanbul’da sanatseverlerin  değerlendirmelerine sunulan sergileri ‘birer sanat cemresi’ düşünebilir miyiz acaba? Bizi silkeleyecek aynı zamanda da harekete geçirebilecek sanat işlerine denk biraz sokağa çıkmak ile ilgili. Şehrin sadece gündelik yaşamdaki dolaşım rotaları değil; sanat ve kültür rotalarının da bozulması, kültür alanlarının birbirleri arasındaki mesafelerin artmaya başlaması kanımca endişe  verici.

Bu endişe parantezini yazının sonunda kapatmayı düşünüyorum.  Parantezin içini Nisan ayında İstanbul’da görülmesi gerektiğini düşündüğüm sergilere yer vereceğim.  Havanın gelgitlerine, mesafelerin uzaklığına bilen temkinli sanatseverler için “fikir yoğun” sergilerin sizleri beklediğini söyleyebilirim.

Adas, Kolektif, Standart (07.04.-11.05. 19)

Melike Bayık’ın küratörlüğünde Michael Foucault’un disiplin toplumu kavramı üzerinden şekillenen Standart sergisinde, devletin ideolojik aygıtlarını kullanarak insanların zorla ve rıza ile tektipleştirilmelerini hatta tektipleşme meyillerini deneyimlemek mümkün.  Serginin de adını alan standartlşama bu bakımdan iktidarı siyasal hükmedenlerin  toplumu, bireyleri ve kamusal alanları algı ve yönetim biçimleriyle hiyerarşik ancak yalın bir hat olarak inşa etme politikasının adı olarak okunabiliyor.

Standartlaşma stratejisi sadece siyasal alanı düzenlemek için değil, siyasal alanın genişlemesine engellemek, insanın bulunduğu tüm alanların esasında tektipleştirme baskısı altında olduğunu anımsadığımızda, sergi sanatçılarının farklı disiplinlerden ve sanat pratiklerinden eserler sunabilmesi serginin alımlanmasını artırmaktadır.

Standart sergisinde eserleri yer alan sanatçılar:  Merve Dündar, Leyla Emadi, Işıl Eğrikavuk – Jozef Erçevik Amado, Özlem Günyol – Mustafa Kunt, İhsan Oturmak, Yasemin özcan, Ferhat Özgür, Erinç Seymen, Nasan Tur ve Yuşa Yalçıntaş, Zafer Akşit.

ArtOn, Burcu Erden, Kütleyi Çağırmak (26.04.-31.05. 19)

Burcu Erden, geçen yıl Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirdiği “Yarının Külleri” sergisinden sonra  Art On İstanbul’daki kişisel sergisi “Kütleyi Çağırmak” ile sanatseverlerin karşısında.   Serginin açılışı 26 Nisan’da gerçekleşiyor.

Erden, “Yarının Külleri” sergisindeki işleriyle heykellerdeki eksiklikler bağlamında ortaklık kursa da “Kütleyi Çağırmak” sergisinde lekeye ve soyutlamaya ilişkin araştırmalarıyla figür anlayışını dönüştürdüğü yeni işleri sergiliyor. 

Leke bir olgu olmaktan çok ima olarak sergide sanatseverlerin odak kavramlarından biri. Leke elbette daha büyük ve geniş bir düzlemde anlam kazanıyor. Erden’in geniş düzlemine verdiği ad Kütle. Kütleyi Çağırmak bu nedenle esasında lekenin tarihini izlemek bakımından önemli. Çağımız lekelerini ve kusurlarını en becerikli şekilde kapatanları ödüllendiriyorken, kusuruna yakın durmanın zor ancak ‘erklendirici’ yönü göz ardı ediliyor.

Figürlerin alışılagelmiş bütünlüklerini eksilterek yorumlayan Erden, yontu tekniğini eserlerinin kavramsal repertuvarına yerleştiriyor. Böylece, heykeller herhangi birinin herhangi bir zamandaki ve mekândaki görünümü olarak yorumlanamıyor. Bu işlerin soyutlanmasını sağlayan bir strateji olarak görülebildiği gibi sanatseverlerin işleri kendisi kılmasına da olanak verebilmektedir. Heykellerin eksik parçalarının yerine kendilerini yerleştirebilen sanatsever belki de bir anda insanoğlunun lekelerinin bazılarını paklayabilir.  Çünkü, Erden’in işlerinde ortada olmayan yüz, elbette kimliğin inşasını da imkânsızlaştırırken, kişi ilk adıyla anılıyor: insan. 

Milli Reasürans Sanat Galerisi, Kirkor Sahakoğlu, Passion, (11.04.-27.05. 19)

Kirkor Sahakoğlu, düşünce tarihindeki kişisel dolaşımındaki deneyimlerini ve çıkarımları bu sefer  Millî Reasürans Sanat Galerisi’nde  “Passion” başlıklı sergisiyle sanatseverlere sunuyor.  Bir önceki sergisi olan Utopia’da kendisine Theodor W. Adorno’nun  “hakikatin yalan, yalanın hakikat gibi göründüğü dönemeçteyiz şimdi” sözünü şiar edinen sanatçı, bu sefer Schönberg’in “derine, derine, daha derine…” sözünün kendisi düşürdüğü yolları ve düşünceleri yorumladığı  sanat işlerini sanatseverlere sunuyor.

Son dönem işlerini bir araya getirdiği, Passion sergisinde Sahakoğlu, insanın duyusal alanını irdeliyor: Tutkunun “ruhun gerçek sahibi” olduğunu ileri sürüyor:  

Bir ‘şey’e tarifsiz duygularla bağlı olmanın, o ‘şey’i yaratmayla ne çok ilgisi vardır aslında…  Çünkü tutku, narsisttir biraz da… Yaşama tutkuyla bağlananlar çoğunluğun gittiği yoldan gitmez, az kullanılanı seçerler. O da yoksa yeni bir yol açarlar kendilerine…”

Bilindiği gibi Freud’un klinik  gözlerimdeki çarpıcı çıkarımlarından biri de tutku ile ilgilidir. Tutku deneyimini tam anlamıyla yaşamaya ketleyen olgu, tutku uğruna göz ardı edilen ve küçümsenen sevginin kendisi olduğudur. Freud bu çıkarımını, sevebildiği kişilerde tutkularını yaşayamıyorlar. Tıpkı, tutku duyduklarını ise sevemediklerini mottolamıştır. Bu nedenle Sahakoğlu’nun yalın bir kavramı estetize ettiğini değil kendi tutkumuz ve sevgimizle mücadelemizi odağa alarak izlenebilecek bir sergide olduğumuzu anımsamak yerinde olur.

Emre Zeytinoğlu’nun ve Şebnem İşigüzel’in metinlerini yazdığı sergi kitabında, Zeytinoğlu Sahakoğlu’nun tutku ile kurduğu bağını tarif ediyor: 

Bu sergi ‘tutku’ kavramı ile ilgili… Burada görülecek şey, ilk bakışta karşımıza çıkan birtakım yüzeyler, birtakım renkler ya da birtakım kompozisyonlar değildir. Onların ‘derininde, derininde, daha derininde’ yatan bir ‘ben’in tutkuyla açığa çıkartılma isteğidir.”

NOKS Sanat, Erkan Öznur, Mekânın Metafiziği (07.04.-21.04. 19) ve Pilot, Özge Topçu, Dünya Düz (11.04.-18.05. 19)

Erkan Öznur ve Özge Topçu,  İstanbul’un iki yakasını sanat üretimlerinin odağında kavramı oturtmaları bakımından birlikte ardı ardına izlenilmesini önerebileceğim sergilerdir. İki sanatçı farklı malzeme kullanımlarını bir araya getirdiği sergilerinde hem malzemelerin olanaklarını genişletirken, aynı zamanda maddeyi, fiziği ve dolayımlı olarak insanın duyusal kavrayış biçimlerini araştırıyorlar. 

İnsanın duyusal kavrayış biçimini araştırıyor derken, sanatçıların biliminsanı titizliğinde çalıştıklarını kast etmiyorum elbette. Ya da  yanılsamalar evrenindeki insanlığı aydınlatacak ‘mutlaklıklar’ sunulmuyor. Maddenin ve fiziğin odakta olduğu bu sergilerde, bilginin ontolojisinin kaynağı sorgulanıyor.  Erkan Öznur’un sorunu oldukça net :

” Mekanı yaratan madde mi yoksa maddeye bakan gözlerin ardındaki bilgi mi?”

Özge Topçu, Düz Dünya sergisinde sanatseverleri maddenin iki, üç ve dört boyutlarını fark ettirecek işleriyle esasında basit ancak anlatısı için oldukça önemli bir adım atıyor.  Maddenin her boyutunun fark edilmesi esasıyla onunla ilişkiye giren insanın duyumsal becerisiyle ilgilidir. Bu nedenledir ki, maddenin üç boyutunu eşzamanlı olarak kavrayabilirken, dördüncü boyutunun görsel bir imaj olarak kalmaktadır. Özellikle maddenin iki, üç ve dördüncü boyutlarını birlikte sunduğu işini daha yüksek bir noktadan gözlemlenebilecek olanaklıkla donatıyor.

Kendisini böylesi bir sergiyi hazırlamaya sevk eden süreçte, dünyanın düz olduğu iddia edenlerin olduğunu aktaran Topçu şaşkınlığını sorusuyla dile getiriyo:

“Duyguların ve kişisel görüşlerin, kamuoyu oluşumunda nesnel gerçeklerden daha etkili hale geldiği noktaya nasıl geldik?”  

Nisan ayı oldukça bereketli ve kimi sergileri de sanatseverleri kişisel keşiflerine bırakıyorum. Rotada Olanlar, Nisan Ayında görülebilecek diğer sergiler.

Rotada Olanlar

Martchart Project, Kolektif, Dancing into One, (19.04.-18.05. 19)

Mixer, Kolektif, Printed’19 (11.04.-01.06. 19)

Steps Istanbul, Kolektif, (25-28. 04.19) 

The Pill, Mireille Blanc, Spring (27.03.-18.05. 19)

Hıdır Eligüzel hakkında

Varto'da doğdu. Çocukluğunu İzmir'de geçirdi. Şimdilerde ise İstanbul'da yaşamını devam ettiriyor. Siyaset ve sosyal bilim temelli lisans eğitimine; felsefe, sosyoloji ve sanat ağırlıklı okumalar, çalışmalar eşlik ediyor. Farklı mecralarda şiir, kültür -sanat ve politika metinleri yazıyor.

Hıdır Eligüzel tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir