MAYIS GÜNEŞİ VE GÖLGELERİMİZ

YENİ ÇIKANLAR – Mayısta sanatseverlerin değerlendirmesine sunulan sergileri derlediğim Sanat Bülteni’nin yeni edisyonu Mayıs Güneşi ve Gölgelerimiz başlığıyla karşınızda…

Hıdır Eligüzel  hidireliguzel@gmail.com

”Bu Yağmur Bizi Temizler mi?”başlıklı ilk edisyonun ardından bu bültende yer alan sergilerin ortak temasının ise yüzleşme ve anımsama olduğunu söyleyebiliriz. Hem yüzleşme hem de anımsama için insanların zaman mekân boyutunda özne ve nesneleri konumlandırması gereklidir. Bu tür konumlandırmalarda geçmişin mağduriyetleri, kazanımları, mutlulukları ve hüzünleri oldukça etkili olabiliyor. Bu bakımdan, yüzleşmenin ve anımsamanın öncelikle bir tür alıntılamalarla gerçekleştiğini unutmamak lazım. Elbette yeni bilgiler, yeni duygular keşfedilmeyebilir ancak, anımsamanın ve yüzleşmenin en önemli etkisi geçmiş ve bugün arasında, kişinin kendisinin dahil olmadığı tarih ile kendisinin tarihi arasındaki mesafenin kapatılması olduğu söylenebilir. 

Nesnelerin, yapıların ve yapıtların hafızası yoktur. İmgeler konuşmaz çünkü dili yoktur. Hafıza ancak insanın kendisinde gömülüdür. Bu bağlamda da imge, kişinin değerlerin yeniden değerlendirilmesi bakımından ‘şeyin’ anlamlandırılmasını tarif eder. Bu bülten aracılığıyla önerilen sergilerde, kişisel ve toplumsal dokuya kazınmış olan ancak farklı nedenlerle kişisel ve toplumsal amneziye maruz kalanların gün yüzüne çıkarılma çabasını öncelliyorum.

Gölgeler sadece hafızamızın karanlıkları değil, gölgenin içini tarif edebileceğimiz yönü gösterebilir. Yeter ki kendi gölgelerimizi okuyabilelim. Sezonun son sergilerinin açıldığı bu günlerde, yarına dair neler yapabileceğine dair öngörüler için sanat galerilerinin gölgelerini karıştırmanız dileğiyle.

Sezon sonuna yaklaştığımızı düşündüğümüzde oldukça geniş bir Rotada Olanlar listem olduğunu anımsatmak isterim.

Simbart Project, Hale Arslan, Uygarlığın Huzursuzluğu, (12.05.2019)

Hale Arslan, devam eden şiddet araştırmasını oldukça etkileyici mekan-tema eşleştirmesiyle sanatseverlerin değerlendirmelerine sundu. Sundu çünkü, tek günde başlayıp biten sergiyi görenler ve Hale Arslan’ın işlerini bilenler  için etkileyiciydi.  Sigmund Frued’un ünlü kitabı Uygarlığın Huzursuzluğu‘nu başlık edinen sergi, odağına Freudyen bir psikolojik analizleri değil, Modern Devletlerin ve modern devlet kurumlarının toplumsal disiplini sağlamak için  şiddeti kurumsallaştırılmış bir araç olarak kullanma pratiklerine odaklanıyor.

Batı uygarlığının günümüz ‘insancıl söylemine’ karşın hiç de insancıl ilkelere dayanmayan işkence yöntem ve aletlerinin çizimlerle ve metinlerle aktarıldığı ‘Orta Çağ’ odasında her şeyi geride bıraktığımızı düşünenler için; Arslan, küçük odada üçüncü sayfa haberlerinden derlediği şiddet içeriklerini oldukça küçük boyutlardaki çizimleriyle sanatseverleri günümüze taşımayı başarıyor. Karşı dairede gerçekleşen şiddeti görmeyen ‘modern komşular’ için büyüteç, işleri netlemek adına oldukça önemli. Son olarak, Sineklerin Tanrısı kitabından açık sayfasında altı çizili bölümde, çocukların bir domuzu öldürme sahnesini bizlere anımsatan Arslan, modern insanın insanmerkezci türcülüğünü de yansıtmaktadır.

Simbart Project tarafından, Santa Maria Şapali Mahzeni‘nde gerçekleşen sergi Arslan’ın diğer işlerini takip etmek için sanatseverleri heveslendiren etkiye sahipti. 

Karşı Sanat Çalışmaları, Kolektif Sergi, Aşikar Sır, (10.05-21.05.2019)

Galatasaray Meydanı’na sırtınızı dönmeden Tünel’e doğru İstiklâl Caddesi’nden yürüdüğünüzde hemen sağ tarafta Aznavur Pasajı’nın 6. Kat’ının balkonundan Galatasaray Meydanı’na oradan Taksim Meydanı’na da ötelere Türkiye’nin pek çok farklı meydanına bakan, o meydanlardan çocuklarının çıkıp gelmesini uman  anneleri görmek mümkün. Karşı Sanat Çalışmaları, Anıl Olcan, Asya Leman, Hacer Foggo, Mert Kaya ve Hafıza Merkezi yapıtlarıyla gerçekleşen Aşikar Sır sergisi, “zorla kaybedilenlerin hakikatlerinin nasıl anlatılabileceğine’ dair sorunun yanıtı niteliğinde. Yaşananların belgelendiği ve estetize edildiği Aşikar Sır, isimsiz, sessiz, izleri olmadan ‘zorla kaybedilen’ kişilerin gayb olmadığına dair bir itirazın sanatıdır.

Sergide zorla kaybedilenlerin vesikalıklarının mermer sütunlara basılan temsilleriyle Anıl Olcan; zorla kaybedilenlerin İstanbul’da ‘alındıkları’ yerlere mermer temsillerinin yerleştirildiği video çalışmasıyla Asya Leman; 1990’lı yıllarda zorla kaybedilen yakınları için mücadele edenlerin sürecini belgeleyen Hacer Foggo; zorla kaybedilenlerin yaptığı görüşmelerden Cumartesi Anneleri eylemlerine dair görüşlerin derlendiği,  Galatasaray Meydanı ve toplanılan diğer meydandakilerin hafızasını aktaran videosuyla Mert Kaya; kimi sözcüklerin yeniden, zorla kaybedilenler lehine anlamlandırılan stickerlarıyla Hafıza Merkezi karanlığın aralanmadığını, gölgelerimizin araştırılmasını salık vermektedir.

Çünkü, Yıldırım Türker‘in sergi broşüründe belirttiği gibi,  “belleksiz  toplum yoktur. Çocuklarını kurban etmeyi göze alan; yoksulluk, çaresizlik, cehalet gibi erdemlere  sarılarak katliamların üstünden ‘aman, bir tatsızlık çıkmasın’ duygusuyla atlayıveren toplumlar vardır. Bir milli maç olur, her şey unutulur! 

Kare Sanat Galeri, Kolektif Sergi, Bir Galeri, Bir Dönem, Dört Sanatçı Kuşağı, (22.05- 29.05. 2019)

Bir Galeri, Bir Dönem, Dört Sanatçı Kuşağı sergisiyle sanat kurumu olarak Kare Sanat Galeri’nin tarihsel belleğini, dört sanatçı kuşağı eşliğinde kendi belleğimize taşıma fırsatı bulabiliriz. Küratörlüğünü Necmi Sönmez‘in yaptığı sergi Kare Sanat Galeri’sinin son resmi sergisi olma özelliğini de taşıyor. Bu veda sanat dünyası açısından da bir muhasebeyi hak ediyor. 28 yıllık sanat galerisi olan bir mekanın sürdürülemezliğinin sanat dünyasının iş yönetimi konusundaki genel sorunlarını yeniden gündeme alabilir.

 

Hayy Açık Alan, Kolektif Sergi, F (04.05.-01.06.2019) 

İzmir’in canlanan kültür, sanat camiasının önemli aktörlerinden biri olan Hayy Açık Alan yeni sergisiyle sanatseverlerin karşısında. Kültür İçin Alan desteği ile Umut Altıntaş’ın küratörlüğünde Ankara’dan, Eskişehir’den, İzmir’den, İstanbul’dan, Indianapolis’ten ve Porto’dan sanatçıların katılımıyla gerçekleşen  F sergisi oldukça farklı bir pencereden sanatseverlere sesleniyor.

Bir dönem Türkiye’deki dergiciliğin donuklaşmış formunu ters yüz eden fanzinleri anıştırırcasına, F sergisi için farklı disiplinlerde üreten 21 sanatçı, fotokopi makinesinin sınırlı imkanları dahilinde, yalnızca A5, A4 ve A3 boyutları içerisinde kalarak, “özgünlük, kopyalama, çoğaltım, dağıtım ve format” gibi kavramları sorguladıkları bir iş üretmeleri için davet edildi. Her sanatçı, kendi mesleki pratiklerini de işe dahil ederek birer fotokopi iş ile bu davete cevap verdi. Fanzin kültürünün kavramsal bir temsil biçimi olarak da tanımlanabilecek bu denemeler F üst başlığı altında kendi isimlerini taşıyan, özgün birer yayına dönüştü.

F projesinden konu, malzeme ve üretim süreci her ne olursa olsun, nihai iş fotokopi ile sonuçlanmıştır. Dolayısıyla F, orijinal olarak adlandırılabilecek bir kaynağın izinin sürülmesine gerek kalmadığı, kopyalanan aslını geride bırakan, kopya olmaktan çıkıp kaynağın kendisi olan bir fotokopi-yayın olarak tanımlanabilir. Sergide tümü incelenerek tüketilmeye açık olan bu yayınların bir kısmı, anlamlarını geleneksel kodeks formatında saklı tutarken, bir kısmı da sergilenme biçimleriyle anlam kazanıyor. F, oldukça aşina olduğumuz kâğıt standartları ve günlük kullanımda en yaygın baskı yöntemi olan fotokopi aracılığıyla üretimde yeniden düşünme ve anlamlandırma olasılıklarını sunuyor.

İzmir’deki F’nin ilk sergisinde Yunus Ak, Ilgın Deniz Akseloğlu, Cenkhan Aksoy, Gizem Hız Altıntaş, Umut Altıntaş, Özgür Demirci, Orkun Destici, Canan Erbil, Borga Kantürk, Okay Karadayılar, Ezgi Ceren Kayırıcı, Melike Koçak, Toros Mutlu, Aslı Narin, Metehan Özcan, Sarp Sözdinler, Melike Taşcıoğlu, Kusay Tatlı, Berkay Tuncay, Merve Ünsal, Erdem Varol’un işleri yer alıyor. 

Monitor, Kolektif Sergi, Platon’un Mağarasından Kaçış, (03.05-24.05.2019)

İzmir’in canlanan kültür, sanat camiasının önemli aktörlerinden biri de Monitor, Açık Kültür için Alan tarafından desteklenen  2019’un ilk sergisinde, Burak Delier ve Avi Krispin’i ağırlıyor.  Platon’un Mağarasından Kaçış başlıklı sergi,  kapitalist üretim sürecinde  sistemin parçasına dönüşerek kaybolan bireye odaklanıyor.  Bu ilk başta, çok sıradan bir odak olarak algılansa da, esasında modern  insanlığın krizinin ifşasıdır.

Sanatçı Avi Krispin’in, “There Was a Time When Men Died for Honor” isimli videosunda, gecenin geç saatlerinden gün doğumuna dek sürdüğü aracıyla, terk edilmiş bir deponun önünde durup, az sonra bürüneceği rolüyle tutarlı olma adına hazırlık yapan biri görünüyor.  Serginin diğer sanatçısı olan Burak Delier’in “Songs of the Possessed” ismini taşıyan videosunda, işyerindeki ilişkilerin yönetiminde kullanılan bir eğitim yönteminden sahne sunuyor. Prekarya, Delier’in üzerinde kafa yorduğu pek çok kez iş ürettiği bir konu olarak her seferinde farklı bir boyutuyla karşımıza çıkıyor. Çalışma alanındaki ilişkileri yönetmenin, burada ortaya koyulan üretimden önemli hale geldiğini belirten sanatçının işinde, tepkileri anlık değişen beyaz yakalı çalışanlar, nihai amaca hizmet ettiklerinin farkında olmaksızın, kendileri için geliştirdikleri en doğru stratejiyi uygularken görülüyor.

Sergi, sanatseverlerin toplumsal beklentilerin baskısından kurtulup sınırlı özgürlük alanının dışına çıkmak ve performansın sona erme olasılığını sorgulamaya davet ediyor. 

Rotada Olanlar

Dirimart, Davide Balliano, Culebra, (23.05-30.06.2019)

Ekavart Gallery, Kolektif Sergi, Artist New Generation 5, (14.05-29.06.2019)

Dora Özyurt

Galeri Nev, Kolektif Sergi, Pre-, (18.05- 29.06.2019)

Halka Sanat Projesi, Ferhat Zupcevic,  Fotoğraflar Tanık, (18.05-09.06.2019)

Krank Art Gallery, Kolektif Sergi, Alacakaranlık Anıları, (15.05-29.06.2019) 

Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi, Kolektif Sergi, Boş Bir Oda Kendi Fonksiyonunu Yaratır, (17.05-31.05.2019)

K2 Güncel Sanat Merkezi, Beksultan Oğuz, Korku, (17.05-31.05.2019)

Labirent Sanat, Kolektif Sergi, Olay Ufku, (16.05-29.08.2019)

Poşe, Cem Örgen, Bir Sonraki Kan Sadece Tazedir, (04.05-02.06.2019)

Protocinema, Mike Nelson, Projektör (Gürun Han), (02.05.- 01.06.2019)

Protocinema, Mike Nelson

Riverrun, Kolektif Sergi, Birinci Evlilik, (21.05-13.07.2019)

Sevil Dolmacı Art Gallery, Kolektif Sergi, Bir Sergi İki Monolog (16.05-15.06.2019)

Sevim Sancaktar, Göz kapakları, İki dost İki Düşman, (16.05-15.06.2019)

Zilberman Gallery, Burçak Bingöl,  Bir Masalın İçinde ve Sadece Onunla Yaşamak, (04.05-05.07.2019)

Zilberman Gallery, Kolektif Sergi, Bir Gözüm Ben, Mekanik Bir Göz, (14.05-05.07.2019)

Hıdır Eligüzel hakkında

Varto'da doğdu. Çocukluğunu İzmir'de geçirdi. Şimdilerde ise İstanbul'da yaşamını devam ettiriyor. Siyaset ve sosyal bilim temelli lisans eğitimine; felsefe, sosyoloji ve sanat ağırlıklı okumalar, çalışmalar eşlik ediyor. Farklı mecralarda şiir, kültür -sanat ve politika metinleri yazıyor.

Hıdır Eligüzel tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir