LATİFE TEKİN’İ NEDEN OKUMALIYIZ?

YENİ ÇIKANLAR – Latife Tekin öz yaşam öyküsünü de romanlarına katarak yaşadığı süreci okurlarıyla samimiyet ve içtenlikle paylaştı, yakın geçmişimize ışık tutması, doğaya dönen insanın duygu ve düşünceleri ise bugünün bireylerine rehber olabilecek nitelikte bir yazar.

Fatma Nuran Avcı  fatmanuranavci@hotmail.com

“Nihayetinde, ben kendimden yola çıkarak, bu dünyada ne aradığımızı anlama çabası içindeyim.”

Latife Tekin 1983 yılında yazdığı “Sevgili Arsız Ölüm”le Türk romancılığında farklı dil ve kurgu anlayışını ortaya koyarak edebiyat dünyasına adım attı. Bu romana kaynaklık eden durumların başında çocukluğunun geçtiği Karacafenk köyündeki grotesk yaşam biçimi, sedirlerin altındaki cinler, periler, tuhaflıklarla dolu anne ve babası gelir. Yazarın ailesi 1966 yılında İstanbul’a göç etti. Gecekondu hayatı, yoksulluk, işsizlik, kent düzenine uyumda yaşanan zorluklarla geçti yıllar. Latife Tekin yedi kardeşin içinde titrek bir gölge gibi, liseyi bitirme çabasını, kente ayak uydurabilmek için boğuştuğunu ifade etti, söyleşilerinde. Ancak bu zor şartlar onun toplumsal ve bireysel gerçekçilikle, dil ve anlatımda vurucu, etkili, sağlam, kalıcı romanlar yazmasındaki en önemli nedenler arasındaydı. Kısa zamanda döneminde öne çıkan yazarları arasına girmeyi başardı. Zamanın, yaşamın derdinde huzursuzlukla, karşı koyulmaz tutkuyla yazan biriydi Latife Tekin. Bazen büyülü, gizemli doğaüstü olayları, bazen salt, katı gerçeği akıcı, kıvrak diliyle vurguladı. Bireyin toplumsal acılarını anlatırken ülke gündemini de göz ardı etmedi. Sekiz romanında farklı tema ve konuları işledi. Onun eserlerinde sınıfsal sorunları, insanın olaylar karşısındaki tepkilerini, toplumsal baskının nedenlerini ve sonuçlarını doğru, derin biçimde işlendiğini, karakterler yaratmadaki ustalığını, mekân ve doğa tasvirindeki gözlem gücünü okurun fark etmesi uzun sürmez. Yalın anlatım becerisiyle, kopuk parçalı gibi duran olaylar zinciri kendiliğinden birleşir.    

Sevgili Arsız Ölüm, alışılagelmiş köy romancılığına aykırı duruşuyla dikkat çekti. İnsanların kolektif yapısını, olağanüstülüğünü ve fantastiği gerçekle yan yana, yoksulluk, bilgisizlik, hurafelerle süren yaşamı, olayları yargılamadan, fizik ötesi hadiselere inanarak doğrudan aktardı. Roman kişilerinin bilincine sahip bir anlatıcılığı ise Türk romanına yeni bir anlatım biçimi getirmiş ve öncülük etmiştir.

Berci Kristin Çöp Masalları, göç sonrası yerleşim yeri olan kenar mahalle ve gecekondu semtinin doğuşu ve dönüşümünün merkezinde gelişen bir romandır. İsim grubunun oluşturan sözcükler anlatım boyunca karşılık bularak işlev kazanır. Berci; saflığı, masumiyeti, Kristin; fahişeliği, kirlenmişliği, Çöp; şehrin dış çeperinin dışında itilmişliğini, Masallar; düşleri ve umuttur. Nesir ve nazım iç içedir. İnsanların yaşam kırıntılarını anlattığı için, “çöp”ü odağına alır. Yirmi başlıksız bölümden oluşan roman Çiçektepe adlı mahalleyi anlatının başından sonuna kadar bir anlamda Çiçektepe, romanın başkişisi olarak yerini korur. Çöplerden toplanan malzemeyle yapılan evler rüzgârla, yıkımcılarla savaşmak zorundadır. İnsanların köylerinden getirdikleri kolektif ve geleneksel yaşamından çıkarıp fabrika ve işçi sınıfı kuran, politik gelişmelere sahne olan Çiçektepe, nihayet ahlaki çöküşlerin de yaşandığı mekân haline gelir.

Gece Dersleri, bir kadın militanın itiraflarını içeren günlükleriyle, anlatıcının Sekreter Rüzgâr kod adıyla örgütün içinde yaptığı politik çalışmaları geriye dönüşlerle, gerçekleşen hesaplaşmaları, yüzleşmeleri içerir. Romanda anlatıların tümü parçalanmış kişiliklerin ruhsal bunalımları yansıtılır.

Üç farklı romanını kısaca özetlediğimiz yazar kuşağının, döneminin toplumsal ve bireysel yansımalarını yeni dil ve kurgu anlayışıyla yazdı. Gün geçtikçe zorlaşan, değişen, değişmeyen pek çok sorunla sürdürdüğümüz kent yaşamının aksayan yönlerini görüp zaman zaman anlama güçlüğü çekiyoruz ve nedenlerini düşünüyoruz. Doğanın katledilmesi, toprağın tahrip edilmesi can acıtan konularımız. Latife Tekin öz yaşam öyküsünü de romanlarına katarak yaşadığı süreci okurlarıyla samimiyet ve içtenlikle paylaştı, yakın geçmişimize ışık tutması, doğaya dönen insanın duygu ve düşünceleri ise bugünün bireylerine rehber olabilecek nitelikte. Onu okumak için sebeplerimiz az değil aslında. Bu arada hatırlatalım. Ünlü İngiliz yazar John Berger’i etkileyen en önemli Türk yazardır Latife Tekin. 

Fatma Nuran Avcı hakkında

1966 Aksaray doğumlu. İlk ve ortaokulu Sakarya’da, liseyi Bursa’da okudu. 1989’da Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdi. Aynı yıl devlet memurluğu görevine başladı, 1993’te ayrıldı. El sanatlarının çeşitli dallarında uğraş verdi. 2012’den bu yana İstanbul’da çeşitli yaratıcı yazarlık atölyelerine katılarak öykü yazmaya başladı. İlk öyküsü ”Beştaş” 2013 yılında Notos Dergisi’nin mayıs haziran sayısında yayınlandı ve 2015 yılında Çukurova öğrencileri tarafından kısa film yapıldı. Öyküleri, kitap tanıtım yazıları, söyleşileri Notos, Lacivert, Edebiyat Nöbeti, Vagon, Edebiyatist, Çoğul, Vagon, Gamlı Baykuş, Roman Kahramanları gibi dergilerde yayınlandı. “Buyurun Beyefendi” adlı öyküm Son Gemi Öykü Seçkisinde yer aldı. Nilüfer Belediyesi 2016 Yaşar Kemal Öykü Yarışması’nda “Son Cevizlik” adlı öykümle birinciliğe layık görüldü. Evli ve bir kız, bir erkek çocuk annesi. İzmir’de yaşıyor.

Fatma Nuran Avcı tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir