‘KABUKTAKİ’ KİMİN HAYALETİ?

YENİ ÇIKANLAR – Bilim insanlarının iyimser öngörüleri bir yana, Kabuktaki Hayalet, geleceğin robotik dünyasına alabildiğine temkinli yaklaşıyor.

Hatice Balcı  balci.hatice@gmail.com

“21. yüzyıl bir yarış olacak. Kulvarların bir tanesinde bir tür Tekillik, diğerinde ise Gece Karanlığı olan bir yarış. Biri kazanacak, diğeri kaybedecek. Ya çok geçmeden (belki 2050’den önce) mevcut sorunlarımızın çoğunu konu dışı haline getirecek, Sanayi Devrimi’nden bile daha muazzam bir dönüşümü başlatacağız veya önceki hiçbir şeye benzemeyen bir çöküşe doğru yuvarlanacağız… Bu da önümüzdeki kırk yılın, tarihin en önemli dönemi olacağı anlamına geliyor.”* Ian Morris

1995 yapımı aynı adlı animasyon filmi Ghost in the Shell’den uyarlanan 2017 yapımı Kabuktaki Hayalet‘te başlıca rollerde Scarlett Johansson, Takeshi Kitano, Michael Pitt, Juliette Binoche, Pilou Asbaek oynuyor. Yönetmen Rupert Sanders. Filmin öyküsüne gelince: Bir kazada bedeni tamamen harap olan Mira (Scarlett Johansson) için robotik bir iskelet tasarlanarak hasar görmemiş beynine nakledilir. Artık Mira’nın sentetik kabuğunun içinde geçmişinden kalan tek şey zihinsel aktiviteleridir. Fakat Mira ne kadar çabalasa da anılarına ulaşamaz. Sibernetik bedeninde birtakım arızalar oluştuğunda, bunların düşünceleriyle bir bağlantısı olup olmadığını da anlayamamaktadır. Kapsamlı operasyonlarla suçluların yakalandığı Savunma Bakanlığı’nın 9. Şube Karargahı’nda  binbaşı rütbesiyle çalıştırılan Mira, birliğin yeni hedefi Kuzi’ye ulaşmaya çalışırken adım adım kendi yaşamının bulmacasını çözecektir.    

Filme tekrar geri dönmek üzere, bir an için çağımızın motorunu, hikâyenin geçtiği zamanlara yaklaştırarak 2030’lara saralım ve insan bedenlerinin günümüze göre ne gibi farklılıklara maruz kalabileceklerine yoğunlaşalım. Nelerle karşılacağız? Tıpkı Kabuktaki Hayalet filminde gördüğümüz gibi beden ve zihin yapımızda köklü birtakım değişiklikler gerçekleşecek mi?

Bilim insanları 2030’lara gelindiğinde tarama teknolojisiyle insan beyninin nöron haritasının çıkarılacağını, fiilen insan zihninin makinelere yüklenebileceğini belirtiyorlar.

Mucit ve futurist Kurzweil’e göre 2045’e gelindiğinde, bilgisayarlar dünyadaki bütün insanların beyin kapasitelerini kat kat aşan bilgiyi barındırabilecek. Toplumsal gelişme, biyoloji ve sosyolojinin anlamını değiştirecek kadar yükselecek.

“Homo Sapiens”in çok ilerisinde yeni, yapay zekâyla birleşik bir varlığa doğru evrim geçireceğiz: İşte bu “Tekillik”!

Yapay zekâcılar, bir tür Tekilliğin eninde sonunda gerçekleşeceği konusunda hem fikir. Ancak bunun ne zaman ve nasıl olacağını tartışıyorlar. Bilgisayarların gücünün katlamalı bir yükseliş içinde (Moore Yasası) olduğunu ve bizim de deyim yerindeyse onlarla ya birleşeceğimizi ya da onların yolundan çekilmek zorunda kalacağımızı iddia ediyorlar.

Evrim olumlu geri bildirimle işlemekte. Her aşama, kendinden öncekinden çok daha hızlı ilerliyor. Yeni kuşak teknolojilerle birlikte Tekillik aşamasına gelindiğinde, insanlarla teknoloji arasında farkın kalmayacağı söyleniyor. Burada dikkat çekici olan şu ki; insanların makinelere dönüşmesinden değil, makinelerin gelişerek insana benzemesi ve onun ötesine geçmesinden bahsediliyor.

Genetik araştırmaları sayesinde, hücrelerimizdeki kopyalama hataları düzeltilebilecek. Doğuştan sahip olunan bir organ teklediğinde, oluşturulan organla yer değiştirecek. Bunun bebek adımları üç boyutlu yazıcılarda uygulanmaya başladı bile. Bilim insanlarından bazıları kısmî ölümsüzlüğe yaklaştığımızı düşünüyorlar. Her bir parçamızın yenilenebileceğini, süresiz olarak hayatlarımızın devam edebileceğimizi iddia ediyorlar. Onlara göre bütün bunları kendi seçimlerimiz doğrultusunda yapabileceğiz.

Bilim insanları, tüm bu süreçlerin sağlıklı bir biçimde ilerleyebilmesi için öncelikle “özel” olduğumuzu düşünmekten vazgeçmemiz gerektiğini söylüyorlar. Kopernik dünyanın, evrenin merkezi olmadığını gösterene kadar bakış açımız bu gerçeği kabul etmeye yanaşmıyordu. Günümüzde ise robotların canlı ve duyuları olan yaratıklara dönüşebileceklerini kabul edemiyoruz. Oysa robotlar engel oluşturmak yerine bize yardım edebilirler.

Kabuktaki Hayalet’te Mira’nın takım arkadaşı Batou’nun (Pilou Asbaek) sentetik gözleri x-ray taraması yapabiliyor, gece görüşü ve zoom özelliğine sahip. Belki de 2040’larda -Mira’nın yapabildiği gibi- bedenlerimizi değiştirme yeteneğine sahip olacağız. Zihinsel kapasitemiz, birbiriyle, biyolojik nöronlarımızla iletişim kuran nanobotlarla yükselişe geçecek.

Bilim insanlarının bu iyimser öngörüleri bir yana, Kabuktaki Hayalet, geleceğin robotik dünyasına alabildiğine temkinli yaklaşıyor. Mira’nın insan zihinli sibernetik bedenini zahmetli laboratuvar çalışmaları sonucunda yapılandırmayı başaran Hanka’nın tüm derdi bu tasarımdan bir tür savaş makinesi çıkarmak. Yeni yapay anılar yerleştirerek Mira’nin geçmişini yok ediyor, zihnine sahte bir geçmiş bilgisi programı yüklüyorlar. Devreleri her gün kontrol ediliyor, gün içinde zihninden geçen bütün düşünceler a’dan z’ye kaydediliyor, depolanıyor. Biz de filmi izlerken   robotların güvenliğine dair etik değerler, robot hakları, insanın kendi varlığını bir bütün olarak koruyabilme hakkı gibi alanlarda kocaman bir boşluk buluyoruz. Ve bir yandan da gelecekle ilgili senaryoların tedirgin edici ruh haline kapılıyoruz: Bilim ve teknolojideki gelişmeler yaşamı değiştirirken hukuki düzenlemeler ne ölçüde güncellenecek. Evrensel hukuk normları,  teknolojinin toplumsal yaşamda yol açtığı dönüşümleri ne ölçüde karşılayacak. Acı çekmek gelecekte de sadece insana özgü bir duygu olarak mı kalacak. Ve tüm bunların ötesinde teknoloji üreten şirketlerin   güçlerinin sınırları nasıl belirlenecek.

Meraklılara tekilleşme konulu mini okuma listesi:     

*Dünyaya Neden Batı Hükmediyor (Şimdilik), Morris, Ian, Çev: Gül Çağalı Güven, Alfa, 2012, syf.701

İnsanlık 2.0, Kurzweil, Ray, Alfa, Çev: Mine Şengel, Nisan 2016, 1. basım

Zihnin Geleceği, Kaku, Michio, Çev: Emre Kumral, ODTÜ Yayıncılık, Eylül 2016, 4. basım

The Second Machine Age, Brynjolfsson-McAfee, Çev: Levent Göktem, THY Yayınları, Eylül 2015

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir