İÇİNDEN ‘KUMSAL’ GEÇEN FİLMLER

YENİ ÇIKANLAR – Pera Müzesi’nin yaza özel sunduğu film programı Kumsalda, 28 Temmuz 2018 tarihine kadar devam ediyor. Program, sinemada bir mekân olarak kumsalın işaret ettiği anlamların izlerini sürüyor.

Pera Film’in sunduğu Kumsalda film programı, 1951’den günümüze, Türkiye ve dünya sinemasından seçilen klasik sinema örneklerinden yakın dönem örneklere kadar geniş bir seçkiyi izleyiciyle buluşturuyor. Bir mekân olarak kumsalı ele alan Kumsalda, Pera Müzesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde devam eden ve 1870’lerden 20. yüzyıla, deniz hamamından plaja geçişin hikâyesine odaklanan “İstanbul’da Deniz Sefası: Deniz Hamamından Plaja Nostalji” sergisine paralel olarak sunuluyor. Fransız Yeni Dalga Akımı’nın temsilcilerinden Éric Rohmer, Michelangelo Antonioni, Jacques Tati, Otto Preminger gibi usta yönetmenlerin filmlerinin yanı sıra, Asghar Farhadi, Ulrich Seidl ve Yorgos Lanthimos gibi yakın dönem yönetmenlerin filmleri de yer alıyor.

Usta Fransız sinemacı Jacques Tati’nin yazdığı, oynadığı ve yönettiği siyah beyaz yapımBay Hulot’nun Tatili (Mr. Hulot’s Holiday, 1951), özgün bir mizah anlayışıyla örülüyor. Film, Tati’nin çizdiği portrelerle sinemanın klasikleri arasında yer alıyor. Esat Özgül’ün ilk sinema filmi Ne Sihirdir Ne Keramet (Sim Sala Bim, 1951), dönemin önemli plajlarından Süreyya Plajı’nda ve Bakireler Tapınağı’nda yer alan sahnelerle öne çıkıyor. Françoise Sagan’ın aynı adlı romanından uyarlanan Günaydın Hüzün (Bonjour Tristesse, 1958) filminin yönetmenliğini Otto Preminger üstleniyor. Filmde Preminger, karakterlerin siyah beyaz Paris’te yaşadıkları hüzün ile Fransız Riviera’sında geçirilen aydınlık ve rengârenk yaz arasındaki karşıtlığa vurgu yapıyor. İlk gösterimi 1960 yılında Cannes’de yapılan, modern sinemanın başlangıç noktalarından biri sayılan Macera (L’Avventura, 1960) filminin yönetmen koltuğunda Michelangelo Antonioni oturuyor.

Macera (L'Avventura), Michelangelo Antonioni, 1960
Macera (L’Avventura), Michelangelo Antonioni, 1960

Thomas Mann’ın aynı adlı eserinden yönetmen Luchino Visconti’nin beyazperdeye uyarladığı Venedik’te Ölüm (Death in Venice, 1971), güç ve güzellik temalarına yaklaşımı ile öne çıkıyor. Filmde dönemsel detaylar, etkileyici bir üslupla izleyiciye sunuluyor. Eric Rohmer’in bir yaz eğlencesini derin mesajlar eşliğinde sunan Pauline Plajda (Pauline at the Beach, 1983), seksenlerin plaj modasını da gözler önüne seriyor. Rohmer’in, Kumsalda programı kapsamında gösterilen ikinci filmi Yaz Hikâyesi (A Summer’s Tale, 1996), Fransız toplumu ve ergenlik aşkları üzerine bir inceleme sunuyor. Bruno Ganz’ın etkileyici oyunculuğundan da güç alan Sonsuzluk ve Bir Gün (Eternity and a Day, 1998)’ün yönetmenliğini Theo Angelopoulos üstleniyor. 1998 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye layık görülen film, izleyiciyi geçmiş ile bugünün iç içe geçtiği bir yolculuğa çıkarıyor.

Sonsuzluk ve Bir Gün (Eternity and a Day), Theo Angelopoulos, 1998
Sonsuzluk ve Bir Gün (Eternity and a Day), Theo Angelopoulos, 1998

İspanyol yönetmen Julio Medem imzasını taşıyan Lucía (Sex and Lucía, 2001), aşk, fantezi, kurmaca ile gerçekliğin doğalarının karşılaştırılması üzerine eğiliyor. Yönetmenliğini Yorgos Lanthimos’ın yaptığı Kinetta (Kinetta, 2005), Yunanistan’da tatil sezonu dışında boşalan ve göçmen işçilere mesken olan bir tatil kasabasında geçen olayları anlatıyor. 2005 yapımı film, aynı yıl Toronto Film Festivali’nde gösterilirken, Avrupa sinema çevreleri tarafından ilgiyle karşılanan deneysel bir yapımı oluşturuyor. Ödüllü Fransız yönetmen Agnès Varda, Agnès’in Plajları (The Beaches of Agnès, 2008) filminde, gerçek ile hayali olanı, geçmiş ile bugünü, acı ile sevinci yan yana getiriyor. Filmde kendi filmlerinden parçalar, eski fotoğraf ve canlandırmalar sunan Varda, hem hayatına hem de filmlerini çekiş süreçlerine bir yolculuk yaşatıyor.

Cennet: Aşk (Paradise: Love), Ulrich Seidl, 2012
Cennet: Aşk (Paradise: Love), Ulrich Seidl, 2012

İranlı bağımsız yönetmen Asghar Farhadi’nin 2009 yılında Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülü alan filmi Elly Hakkında (About Elly, 2009), yalan olgusunun insan hayatını ne kadar etkilediğini ve yalanların açığa çıktıklarında insanları nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Ödüllü filmlerin ve pek çok belgeselin yönetmeni Ulrich Seidl’in Cennet üçlemesinin ilk filmi Cennet: Aşk (Paradise: Love, 2012), yaşlı kadın, yaşlı erkek, cinselliğin pazar değeri, ten renginin gücü gibi kavramlara odaklanıyor. Yönetmen koltuğunda Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın oturduğu Mavi Dalga (The Blue Wave, 2013), aşk, arkadaşlık ve aile meseleleri üzerine eğilen bir gençlik filmi olarak öne çıkıyor. Film 50. Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Senaryo, En İyi Kurgu ve En İyi İlk Film Ödülleri’ni alırken, ikilinin kısa belgeseli Bu Sahilde (On the Coast, 2010), tatilde insanların girdiği halet-i ruhiyeyi gözleri önüne seriyor.

Agnès'in Plajları (The Beaches of Agnès), Agnès Varda, 2008
Agnès’in Plajları (The Beaches of Agnès), Agnès Varda, 2008

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir