İÇİMİZDEKİ TARANTINO!

YENİ ÇIKANLAR – Limonata filmiyle yönetmenlik kariyerine başarılı bir başlangıç yapan Ali Atay, suç-komedisi tarzında çektiği Ölümlü Dünya ile beyazperdeye bir kez daha yönetmen olarak döndü.

Emre Balcı  emre.blc35@gmail.com

2015 yılında ilk uzun metrajlı filmi Limonata ile sinemamızda fazla örneği bulunmayan bir konu olan yol hikayesini farklı duygulara yaşatarak izleyici ile buluşturan Ali Atay, gelecek için umut vaad eden yönetmen imajı çizmişti. Aradan geçen üç yıldan sonra bu kez yine Türk sinemasında fazla örneği bulunmayan bir türle, kara komediyle geri döndü.

Ölümlü Dünya ile ikinci kez yönetmenlik koltuğuna oturan Atay, ilk deneyiminin üstüne koyarak beklentileri karşılamış duruyor. Güçlü bir senarist kadrosu (Ali Atay, Aziz Kedi, Aziz Demirel, Volkan Sümbül, Feyyaz Yiğit) klasik Türk komedi filmlerinden sıyırılarak kara mizah öğelerini cinsel espriler haline dönüştürmeden özgün bir şekilde işliyor. Ayrıca tek düze olay kurgusundan sıyrılarak diyaloglar üzerinden ilerleyip İngiliz komedisi tarzı yakalanmaya çalışmış.

Filmde her ne kadar Guy Ritchie’nin Snatch ya da Lock, Stock and Two Smoking Barrels gibi filmlerinde görmeye alışık olduğumuz atmosfer yaratılmaya çalışılmış olsa da konu anlamında yaşanan kopuklar izleyiciyi o havaya sokmakta yetersiz kalsa da durum diyaloglar ve oyuncuların bireysel performanslarıyla bir nebze kurtuluyor.

Ayrıca filmde Guy Ritchie etkisinin yanı sıra az da olsa Tarantino etkisi görmek mümkün bir nevi ‘yerli Tarantino’ olabilme potansiyeli olduğunu da gösteriyor Ali Atay.

Film her ne kadar suç-komedisi tarzında bir yapım olsa da politik olarak birkaç ufak gönderme yapılmadan geçilmiyor. Sinemanın halkı yansıtan bir nevi toplumun izlerini taşıyan bir sanat dolu olduğu aslında vurgulanıyor. Üstelik bu göndermelerin Türkiye’de görmeye pek alışık olmadığımız bir tür komedi de yapılması daha değerli bir anlam ifade ediyor.

Genel hatları ile bu coğrafyada çok fazla denenmeyen bir türü ortalamanın üstünde bir başarı ile anlatıyor Ölümlü Dünya. Konu işlenişi içerisindeki kopuklar olmasaydı şüphesiz daha da iyi olabilirdi. Ayrıca Ali Atay’da yönetmen olarak umut veren o ışığını koruduğunu görebiliyoruz.

Emre Balcı hakkında

1995 yılında İstanbul’da doğdu. 6 yaşında okumayı öğrendi ve o günden sonra kitaplarla bağı hiç kopmadı. İlköğretiminin sonrasında Mecidiyeköy Anadolu Lisesi'nde okudu. Sinemaya karşı duyduğu ilgi özellikle Alfred Hitchcock’ın Arka Pencere filmiyle tanışmasıyla daha da arttı. Caz ve klasik müziğe olan sevgisi sayesindeyse çello ile tanıştı. Emre Balcı, halen Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde lisans eğitimini sürdürüyor.

Emre Balcı tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir