HARCINDA KAN VAR BU ŞEHRİN!

YENİ ÇIKANLAR – Babamın Kanatları, iş ve işçilik üzerine Türkiye sinemasının devam eden kuşağına eklebilir. Son örneklerinden birinin  yönetmenliğini Ahu Öztürk’ün yaptığı Toz Bezi (2015) olduğunu kabul edebileceğimiz bu akım işçiyi br karakter olarak karşımıza getirerek onu insanlaştırmaktadır.

Babam Ali Eligüzel’e atfen;

Hıdır Eligüzel  hidireliguzel@gmail.com

2016 Aralık ayında sinema izleyicisinin karşısına çıkan birbirinden özel filmler mevcuttu. Film festivallerinde ilk gösterimleri yapılan yerli ve yabancı filmlerin geniş kitlelerle buluşmaya başladığı bu ayda, beklenen filmlerden biri de Babamın Kanatları’ydı. Babamın Kanatları dört ayrı film festivalinden on altı ödül alarak  ekibini ilk adımda mutlu etmiştir mutlaka. Ancak film için gerçekleştirilen özel gösterimleri gözlemlediğimizde ödüllerin filmin dağıtımına ve daha geniş kitlelere ulaşmanın yanında ikincil bir değeri olduğunu söylemek mümkün. Kapalı Gişe: Türkiye Sinemasında Dağıtım Krizi (*) belgeseli bu bakımdan sektöre olan algımıza müdahale ediyor.  Pazarın %50’sine sahip olan tek bir sinema zinciri aynı zamanda  dağıtım, gösterim hatta yapım süreçlerini belirleyebilmektedir. Babamın Kanatları benzeri bağımsız sinema örneklerinde olduğu gibi bol ödüllü film niteliğini izleyicisiyle buluşturduğunda izleyicilerinin üzerinde  bıraktığı his ile ölçülecektir.

Filmde, şantiyeler şehri İstanbulda lüks bir  inşaatta çalışan işçilerin, özelinde İbrahim ve Yusuf’un öyküsünü izlemekteyiz. Yaş, deneyim ve  sağlık olarak farklılaşan İbrahim ve Yusuf film boyunca karşıtlıkların birlikteliğiyle ilerleyecektir. Yaşlı, karamsar ve hasta İbrahim ile genç, umutlu ve sağlıklı Yusuf’un hikayesidir perdede olan.  Yusuf adaşı Yusuf Peygamber gibi bir kuyuya değilse de yüksekten düşerek hayatını kaybeder. Nasıl kardeşleri Yusuf’u ölürmeyi düşünerek kardeşlik bağlarını kopardılarsa, Yusuf’un ölümü sonrasında yaşananlar da insanlık bağının ne denli ince olduğunu aktarmaktadır.

BABAMIN HAYAL GÜCÜ

Filmi özel gösterimlerin birinde oldukça kalabalık bir kitle ile izleme fırsatım oldu. Benim babamın  da inşaat işçisi olması ona dair anılarımın yoğun biçimde beni sarmasına neden oldu. Babam kendi kuşağının tipik liselisi olarak 1980 öncesinde bir dünya kurmak için çok çalışmış, kavga etmiş ve ne yazık ki okuldan dahi atılmıştı. O düşüncelerindeki dünyanın kuruluşunu göremedi. İzmir’e yerleştikten sonra gecekondu mahallelerindeki deneyimini işçiliğe dökmüş ve inşaatlarda çalışmaya başlamıştı.  ‘Keser sallamaktan’ sertleşmiş avuçlarında oluşan nasırlarını gül kokulu vazelinle yumuşattığı çocukluğumda babamın bir dünya kurduğunu düşünür gururlanırdım onunla. Bir haftasonu da bizi o evlerden birine götürmüştü. Denize sıfır bir villaydı burası ve bize bitmemiş inşaatın bittikten sonraki halini anlatırdı. Babamın hayal gücüne göre bir yerde yaşamakla yetinenlerin babama teşekkür ettiğini hayal eder, babamın eve bu neşeyle geldiğini sanırdım. Oysa öykünün ne kadar sert ve acımasız olduğunu bizzat birlikte inşaatta çalıştığımda daha net anlamış, bunca yorgunluk ve zorlukla bir yaşam ören bu adamın iradesine şaşırmıştım. Çocukluktakinden daha çok gururlanmıştım. Bir baba imgesinden çıkmış, babam oluvermişti. O yakınlıkla Yerebatan Sarnıcı’nı  gezmeye gititğimizde oldukça sakin ve titizlikle ilerlerken inşaat ustası bakışıyla Bizans Mimarisi’ne yaklaşımını şaşkınlıkla izledim. Yanımda daha iyi bir rehberin olamayacağını kavramıştım.

TOKİ’nin görev tanımı yoksul Türkiye’nin insanlarına  yaşanabilir konutlar üretmekten, iktidar yandaşlarına rant sağlayacak projeler üretmek olarak değiştiğinde Türkiye büyük bir şantiyeye dönüşüverdi.  İnşaat bu bakımdan son yıllarda Türkiye ekonomisinin tipik sektörlerinden biri olmuştur.  Yüksek düzeyde artan konut üretimi, konut sahibi geniş kitlelerin ihtiyaçlarını ne yazık ki karşılamamıştır. Zaten böylesi bir amaçla yapılmadıkları da ortaya çıkmıştır.  Aksine sokakta kalan insanların sayılarında artışlara kentsel dönüşümle borçlandırılan kitleler katılmıştır.

Filmde İbrahim’in ailesi de deprem nedeniyle mağdur durumda iken depremzedelere verilen evlerden dolayı borçlandırımıştır. Eskiden  Mecidiyeköy’de Ali Sami Yen Stadı’nın olduğu yere TOKİ’nin nezaretinde gökdelenler yapılmaktadır. İki yıl önce bu yerleşkedeki Torun Center inşaatında bir asansör otuzikinci kattan düşmüş ve içindeki on işçi ölmüştür.  Yoğun tepkiler sonrasında TOKİ ve inşaatın sahipleri için soruşturmalar açılmış ancak ölen işçilere rağmen inşaatlar yine aynı tedbirsizlikler ile devam etmiştir. İnşaat sektörü Türkiye için tüm kirliliği kapatan ve bunun rantını herkesin yediği bir alan olarak harcında kan bulunan bir alandır.

ÇAĞIN ALGISINA UYGUN ÖRNEKLER

Türkiye’de lise ve üniversite öğrencilerinden azımsanmayacak bir kitle  okurken yaz döneminde inşaatlarda çalışmaktadır. Bu öğrencilerin bir kısmı da ne yazık ki, iş cinayetlerine birer sayı olarak yazılırken ulusal basında “modern konutlara” ilişkin reklamlar dönmeye artarak devam etmektedir. Filmin çıkış noktasının benzer şekilde ölen Ömer Çetin’in  öyküsüne dayandığını ancak sonrasında yeni bir damarla ile ilerlediğini yönetmenin kendisinden duymak mümkün.

Kıvanç Sezer’in ilk uzun metrajlı filmi olan Babamın Kanatları’nda  Menderes Samancılar, Musab Ekici, Tansel Öngel, Kübra Kip önemli rolleri üstlenmektedir. Babamın Kanatları aynı zamanda iş ve işçilik üzerine Türkiye sinemasının devam eden kuşağına eklebilir. Son örneklerinden birinin  yönetmenliğini Ahu Öztürk’ün yaptığı Toz Bezi (2015) olduğunu kabul edebileceğimiz bu akım işçiyi br karakter olarak karşımıza getirerek onu insanlaştırmaktadır. Bu haliyle bu çağın algısına uygun örnekler sunduğunu söylemek mümkün. Didaktif olmayan anlatım, kusurlu, çelişkili ve zaman zaman yalnızlaşan karakterlerle öyküyü biricikleştirmektedir.


*Kaan Müjdeci, Evrim Kaya, Şenay Aydemir, Fırat Yücel’in birlikte hazırladığı belgesel Türkiye sinema sektörünü bütün ilgilileriyle ele alıyor.

Hıdır Eligüzel hakkında

Varto'da doğdu. Çocukluğunu İzmir'de geçirdi. Şimdilerde ise İstanbul'da yaşamını devam ettiriyor. Siyaset ve sosyal bilim temelli lisans eğitimine; felsefe, sosyoloji ve sanat ağırlıklı okumalar, çalışmalar eşlik ediyor. Farklı mecralarda şiir, kültür -sanat ve politika metinleri yazıyor.

Hıdır Eligüzel tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir