FATMAGÜL BERKTAY: İSTANBUL’DAN GİTMEYİ DEĞİL, HAKKIMI TALEP EDİYORUM

YENİ ÇIKANLAR – Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM)’nin, İstanbul kültür-sanat hayatının şekillenmesinde etkin rol oynamış aktörlerle izleyicileri buluşturan “İstanbul Perspektifleri” başlıklı söyleşi serisi devam ediyor. Söyleşi serisinin altıncısı, “Kent, Kadınlar, Özgürlük” temasıyla akademisyen ve yazar Fatmagül Berktay’ın katılımıyla gerçekleşti.

2018-2019 döneminde her ay gerçekleşecek söyleşi serisinde, İstanbul’un kültürel dokusunun 1980’lerden bu yana nasıl şekillendiğini ve dönüştüğünü öznel hikayeler üzerinden anlamlandırabilmeyi mümkün kılacak bir tartışma platformu yaratmak amaçlanıyor. Söyleşilerde; kentin kültürel dokusunun dönüşümü, mimarlık, görsel sanatlar, sanat piyasası, festival kültürü, sahne sanatları boyutlarını içeren farklı perspektiflerden ele alınıyor.

Feminizm hareketi sadece kadınlara değil toplumun tümüne bir özgürlük getirir

Asuman Suner’in moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide, Fatmagül Berktay, Türkiye tarihinin 70’li, 80’li, 90’lı ve 2000’li yıllarından örneklerden başlayarak değişim tarihinden bahsetti:

“Akademisyen merceği, topluma sadece bir tek pencereden değil bütün analiz kategorilerini (sınıf, ırk, milliyet, cinsiyet, cinsel yönelim, etnisite, vb.) dikkate alan bir pencereden bakabildiği zaman elde ettiği toplumsal tablo gerçeğe daha yakın olur. Her yeni hareket ortaya çıktığında sarkaç etkisi olarak bir uca kayar. Dünyada otoriterliğin yükselmesiyle bu durumdan memnun olmayan toplumların diğer katmanları da zorunlu olarak kadınlarla birlikte hareket etmeye yaklaşıyor ve feminizmin kapsayıcılığı artıyor. Feminizm sadece bir kadın hareketi değildir. Osmanlıda da yakın Türk tarihinde de feminizmin itibarlı bir kavram olduğunu yazan erkek yazarlar vardır. Şu anda da hem kadınların ittifakını genişletme hem de yükselen otoriterlikten memnun olmayan erkeklerin kadınlarla uzlaşarak birleşmesi meselesi var. Ortak amaçlar için biraraya gelinebilir, zira sanılanın aksine biraraya gelmek için “aynı” olmaya gerek yok.”

Dünyada erkekler bir restorasyon peşinde koşuyor, Türkiye de etkileniyor

Ekonomik ve sosyal katmanlardaki rolleri değerlendiren Berktay, “Erkekler, ayrıcalıklarını kaybettiklerini düşünüyorlar. Bu nedenle erkekler, alanlarına daha sıkı sarılıyor ve kadınlara alan açmıyorlar. Akademide de eğer yeteri kadar mücadele edilmezse kadınların yeri gerileyecek. Halihazırda Avrupa’nın ilerisinde olan kadın akademisyen sayımız düşebilir. Kadının bilginin merkezi olan akademide istenmediği fikri eskiden sadece hissettirilirken şimdi sözlere dökülüyor ve bu şekilde meşrulaşıyor.” dedi.

Yerel Yönetimlerde Kadın

Söyleşide, yaklaşan yerel seçimlerde kadın adayların partiler bazında aday gösterilme oranının %2 ile %5 arasında değiştiği ve seçilebilirlikte bu oranın %2’ye tekabül ettiği ifade edildi. Konuya ilişkin Berktay, “Bir belediye başkanının kadın olması tabiki somut bir kazanımdır ancak sırf kadın olmak dayanışma için yeterli değildir. Tayin edici olan, bilinçtir. Kadınlık meselesini sadece verili bir kimlik olarak ele alan ve katkıda bulunmayan bir bilinç toplumu ilerletmez.”vurgusunu yaptı.

Prof.Dr. Fatmagül Berktay Hakkında:

İÜSiyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ABD üyesi olan Prof. Dr. Fatmagül Berktay eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile York Üniversitesi’nde (UK) tamamladı. Tarih Vakfı kurucu üyesi, Kadın Eserleri KütüphanesiGenel Kurul üyesi olan Berktay, İÜ SBF’de “Siyaset Teorisi”, “Siyasal Düşünceler Tarihi, “Demokrasi Teorisi”, “Çağdaş Siyasal Kuram ve Tartışmalar”;Kadın Çalışmaları Bölümü’nde ise “Feminist Teoriler” derslerini verdi. İÜ Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü ve Kadın Eserleri Kütüphanesi Yönetim Kurulu Başkanlığı da yapan Fatmagül Berktay, çeşitli uluslararası platformlarda Türkiye’yi temsil etti. Ayrıca, Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Danışma Kurulu üyesidir.

Berktay’ın Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın (Metis, 1996) adlı çalışması Women and Religion adıyla Kanada’da (BlackRose Books, 1998), Tarihin Cinsiyeti(Metis, 2003)adlı kitabı ise El Huviyye en Nisaiyye ‘abr et Tarihbaşlığıyla Lübnan’da yayımlandı (Dar Kreideh, 2009). Son iki kitabı Politikanın Çağrısı (Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2010) ve Dünyayı Bugünde Sevmek –Hannah Arendt’in Politika Anlayışı (Metis, 2012) adlarını taşıyan yazar, halen “politik etik” ve “politik kötülük” üzerinde çalışıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir