^DÜŞÜNCE HALİNDE HER ŞEY KAYBEDİLMİŞTİR’

YENİ ÇIKANLAR – YKY Son Çıkanlar – İkinci Yeni’nin önde gelen şairlerinden İlhan Berk, ilkgençlik yılları sayılabilecek dönemde “İlhan Berk olmak” yolunda kişiliğini ve yazınsal yetilerini keşfederken, öykü, anlatı, tiyatro oyunu türünde sınıflandırılabilecek düzyazı denemelerinde bulundu.

Uzun erimli bir şiirin ilk eskiz çalışmaları gibi de değerlendirilebilecek, dergilerde kalan bu düzyazılardan oluşan Bir Limandan Üç Resim, Berk’in şiir dışında yazınsal türlerle “mesai”sine dikkat çekebilmek, yazınsal ve düşünsel evriminin oluşum aşamalarına ışık tutabilmek adına bir çaba.  

“Düşünce halinde her şey kaybedilmiştir”

GÜNDEMDEKİ KONU

Türk edebiyatında 1950 kuşağının önemli temsilcilerinden Onat Kutlar, sadece öykücülüğü ile sınırlı kalmamış, şair, sinemacı, çevirmen, kültür insanı kimliğiyle de sürekli üretken olmuştur.

Gündemdeki Sanatçı kitabıyla bir arada değerlendirilebilecek Gündemdeki Konu, Kutlar’ın Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan, ağırlıklı olarak medya, sinema temalı olmakla birlikte toplumsal meselelere doğru genişleyen, güncel nabzı tutan, eleştirel denemelerinden oluşuyor.

Yazıldığı dönemden günümüze, aradan geçen çeyrek yüzyıla bakılarak Türkiye’nin toplum-siyasetçi-aydın-medya çemberinde düştüğü kısırdöngüyü sorgulatacak türden, pek çoğu ironi merceğiyle okunabilecek makaleler. 

Neyi arıyoruz gazetede?

Bizi acıtsa, kanatsa, karamsarlığa yöneltse bile gerçeği mi, yoksa bizi avutacak, rehavete salacak, ya da mış gibilerimizi okşayacak yumuşak bir kâğıt mendil mi?

Hani ne bebek kakasını, ne kanı, ne de alın terini hiç göstermeyen şık, güvenli ve zararsız, hijyenik kâğıtlardan birini mi?

“Onat, çağdaş Türkiye’nin bir ‘önsöz’üdür; çünkü sanatın, yazının, uygarlığın ‘sonsöz’ü yoktur… Onat yaşarken diriydi, öldükten sonra da diri kalacak.”

– İlhan Selçuk

TÜRK ÂŞIK VE OZANLARI

Türk Âşık ve Ozanları, isimleri uluslararası etnomüzikoloji alanında Türkiye ile özdeşleşen Kurt ve Ursula Reinhard’ın 33 yıllık çalışmasının ürünü olup halen uluslararası literatürde âşıklarla ilgili alan çalışmasına dayanan en kapsamlı yayınlardan biridir. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, içinde yer alan şarkıların bazılarının ilk kez yayımlanıyor olması ve zaman içerisinde bu kültür unsurları değiştiği veya kaybolduğu için tekrar toplanmalarının artık imkânsız olmasıdır.

Müzikolojik çalışmalar bakımından Reinhard’lar, Türk-Alman etkileşiminin kurucularındandır; geçmişte birlikte alan çalışmasına çıktıkları pek çok öğrencileri de bugün Türkiye merkezli konular çalışan yetkin akademisyenlerdir. Dolayısıyla Reinhard’ları bir akademik kolun –ekolün– başlangıcı olarak görmek mümkündür. Ancak Türkiye’nin Müziği ve birkaç makale dışında çalışmaları Türkçeye çevrilmediği için içeriği ve sundukları bulgular adeta sır olarak kalmış, sonuç olarak da Türkiye müzikolojisi Reinhard’ların ismini çok iyi bilmesine rağmen çalışmalarına ulaşamamıştır.

Türk Âşık ve Ozanları, Reinhard’ların Türkiye çalışmalarının Türk okur ve müzikolojisi tarafından daha yakından tanınmasının yolunu açacaktır.

ON DÖRT YAŞINDAKİ KÜÇÜK DANSÇI

Camille Laurens, Edgar Degas’nın ilk kez 1881 yılında Bağımsızlar Salonu’nda sergilenen “On Dört Yaşındaki Küçük Dansçı” heykelinin hikâyesini, heykelin başlattığı tartışmaları, heykel için poz veren Marie Geneviève Van Goethem ve yaşıtı çocukların yaşadıkları dramı, Paris Operası’nın kulislerinin içyüzünü ve Degas’nın yaratım sürecini anlatıyor.

On Dört Yaşındaki Küçük Dansçı, sanatçıdan ziyade sanat yapıtının yanında durmayı tercih eden Laurens’dan samimi, özgün, deneme ile anlatının sınırlarında dolaşan ve sözünü sakınmayan bir metin.

ÇOCUK KİTAPLARI

BALONCUK

Korkular ve kendine güvenme üstüne kısacık sıra dışı bir hikâye…

Felya, o şeyin ilk ne zaman ortaya çıktığını hiç bilmiyordu.

Küçüklüğünden beri bir an olsun yanından ayrılmamıştı ki.

Hep oradaydı.

Üstelik kimse bunun farkında değildi…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir