CEPHE HİKAYE! ASIL SAVAŞ MEMLEKETTE!

YENİ ÇIKANLAR – İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra güneyin çamurlu tarlalarında kölelik sözde kalkmış olsa da toplumsal hayatta varlığını sürdürmesi ve adaletsizliklerin tavan yaptığı yıllara götüren bir film Savaştan Sonra.

Emre Balcı  emre.blc35@gmail.com

Yılın en merak edilen yapımlardan olan Savaştan Sonra filmi, 2017 Sundance film festivali ile ilk kez izleyici karşısına çıkmış ve o günden sonra birçok prestijli ödülü alarak başarısını kanıtlamış ve Oscar’da dört dalda yarışmıştı. Her ne kadar Oscar’dan eli boş dönmüş olsa da ödül alan filmlerden aşağı kalır yönü olmayan yapımlardan Savaştan Sonra.

Film, İkinci Dünya Savaşı’nda Avrupa’da savaşmış farklı ırklardan iki Amerikan askerinin Mississippi’de yollarının kesişmesini ve aralarındaki dostluk bağını anlatıyor görünse de Dee Rees’in yorumu yapıma farklı bir boyut kazandırıyor. Her karakterin detaylarına inerek dönemin Amerikan toplumunu ve sınıf farklılıklarını harika bir şekilde yansıtıyor.

Dee Rees’den bahsetmişken çekim açıları, müzikler ve senaryo yorumuna da ayrıca değinmek gerekiyor. Zira yakaladığı çekim açıları ve kullandığı müziklerle izleyicileri sürekli filmin içinde tutmayı başararak 134 dakikalık bir filmi hiç sıkmadan izletebiliyor. Ayrıca uyarlama bir senaryoyu da mümkün olan en iyi şekilde yorumlayarak konu içerisinde müthiş bir ahenk yakalamayı başarıyor. Her ne kadar ABD’de köleliğin kaldırmasının üzerinden 80 yıl geçmiş olsa da ırkçılığın hala sürmesiyle oluşan siyahi sorunlarını da belgesel tadında aktarıyor.

Karakterlere geri dönecek olursak; filmin iki ana karakteri olan Ronsel ve Jaime savaşa gitmeden önceki farklı yaşamlara sahip olan iki insan olarak karşımıza çıkıyor. Avrupa’da geçen sürede ise hayatları değişiyor. Jaime, savaşın getirdiği psikolojik çöküntü ile evine dönüyor. Ronsel ise ‘özgürlükler ülkesi Amerika’da’ hissedemediği insan olma duygusunu savaş sırasında hissettiği gibi  artık alt sınıfa ait olmadığının da farkındadır. Güneyin cahilliği ve ırkçılıkla savaşarak dost olan iki insan aslında cephede verdikleri mücadeleden daha zor bir mücadeleyi ana vatanlarında vermeye başlarlar.

Filmdeki bir diğer dikkat çekici unsur ise filmin tek bir anlatıcısının olmaması, her karakter olayları kendi penceresinden anlatarak senaryoyu ve filmi daha etkileyici hale getiriyor. Oyuncular da konunun ve senaryonun altında ezilmeden oldukça başarılı performanslar sergiliyorlar. Her oyuncu oynadığı karakterin sahip olduğu erdem, duygu ya da cehaleti yaşayarak sinema severlere aktarıyor.

Sonuç olarak, Savaştan Sonra Oscar’dan eli boş dönmüş ve Three Billboards Outside Ebbing, Missouri, Call Me By Your Name gibi filmlerin gölgesinde kalmış olsa da onlardan eksik bir yönü yok. İkinci Dünya Savaşı’nın cephede yarattığı yıkımın dışında askerlerin psikolojisini ve 1940’lı yılların Amerikan toplumunu da merak edenler için Savaştan Sonra mutlaka izlenmesi gereken yapımlar arasında yer alıyor.

Emre Balcı hakkında

1995 yılında İstanbul’da doğdu. 6 yaşında okumayı öğrendi ve o günden sonra kitaplarla bağı hiç kopmadı. İlköğretiminin sonrasında Mecidiyeköy Anadolu Lisesi'nde okudu. Sinemaya karşı duyduğu ilgi özellikle Alfred Hitchcock’ın Arka Pencere filmiyle tanışmasıyla daha da arttı. Caz ve klasik müziğe olan sevgisi sayesindeyse çello ile tanıştı. Emre Balcı, halen Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde lisans eğitimini sürdürüyor.

Emre Balcı tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir