Buket Uzuner, Küçük Kadınlar’ın sırrını yazdı

Buket Uzuner, Kitap Zamanı’nın yeni çıkan sayında Louisa May Alcott’un 1868’de yazdığı, otobiyografik özellikler taşıyan Küçük Kadınlar romanını değerlendiren bir yazı kaleme aldı. ”Küçük Kadınlar’dan etkilenmiş bütün büyük kadınlar için” başlığıyla yayınlanan yazıyı aşağıda bulabilirsiniz.

Nedir Küçük Kadınlar kitabını eşsiz kılan sır? Romanın ana karakterlerinden Jo’nun onu Kanada’da, Amerika’da, Türkiye’de okuyan kızların kalplerinden hiç çıkmamış olmasının sihri nereden kaynaklanır?

“Muhtemelen kitaplar sadece çocukluk döneminde hayatımızda derin iz bırakır.” diyor Graham Green, “Kayıp Çocuk” adlı denemesinde. “Çocuklukta tüm kitaplar bize geleceği anlatan kehanetlerle doludur ve kartlara bakıp, uzun bir yolculuk veya boğulma yoluyla ölüm gören bir falcı gibi, gelecekte olacakları etkiler. Sanırım kitapların geçmişte bizi heyecanlandırması bundan kaynaklanıyor.” Yıllar önce ben de hüzünle bunu kavramış ve “Yetişkin hayatımızda bizi eskisi kadar etkileyen ve sarsan kitaplara rastlayamayışımızın nedeni artık büyük yazarların yetişmemesi değil, artık bizim büyümüş olmamızdır,” diye yazmıştım. Gerçekten de geriye dönüp baktığımda beni derinden etkileyen kitapların daha çok çocukluk ve ilkgençlik yıllarımdaki okumalarıma denk düştüğünü görmek tesadüf değil, çünkü bu herkes için geçerli bir zihinsel durum. Bu kitapları araştırmaya başladığımdaysa çoğunun benim gibi pek çok yazar ve sanatçıyı etkilemiş, eserlerinde izler bırakmış klasikler olduğunun farkına varmak pek şaşırtıcı olmamıştı. Yine de içlerinden bir tanesinin yeri bende ayrıdır, çünkü bu kitap dünya nüfusunun sadece yarısını ilgilendirmiş, çocukken kendilerine güçlü ve bağımsız kadın rol modeli bulamayan binlerce kız çocuğuna ışık olmuştur ve adı Küçük Kadınlar’dır.

Louisa May Alcott

Louisa May Alcott (1832-1888)

Louisa May Alcott’un 1868’de yazdığı, b özellikler taşıyan Küçük Kadınlar romanı dört kız kardeşin hikâyesini anlatır. Roman, edebiyat sanatının en büyük eserlerinden biri sayılmasa da Margaret Atwood’dan Patti Smith’e, Sevgi Soysal’dan Nazlı Eray’a, Buket Uzuner’den Mine Söğüt’e farklı kuşaklardan ve sanat dallarında ülkelerinin kültürlerine damgasını vuran kadın sanatçıların çoğunu çocukluklarında derinden etkilemiştir. Küçük Kadınlar romanının kadın yazar ve sanatçıların gelecekteki yaşamları için önemli bir ilham kaynağı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Peki, nedir Küçük Kadınlar kitabını eşsiz kılan sır? Romanın ana karakterlerinden Jo’nun onu 1940’larda Kanada’da, 50’lerde Amerika’da, 60’larda Türkiye’de okuyan kızların kalplerinden bir daha çıkmamış olmasının sihri nereden kaynaklanır?

Amerikan iç savaşı sırasında babaları savaştayken, hem savaş koşulları hem de kadınların çalışmasına izin verilmemesi yüzünden yokluk içine düşen dört genç kız ve annelerinin dayanışmasını anlatan romanın akışını ve kaderini kız kardeşlerden Josephine olan adını Jo olarak kısaltıp erkek adına benzeteni, yazdığı hikâyelerin telifiyle ailesine bakmaya başlayarak değiştirir. Edebiyat dünyasında yüzlerce yıldır hayatları hakkında her kararın ve yaşamlarının bütün ipleri erkek karakterlerin eline teslim edilmiş ve kendi istediklerini yaptıklarında mutlaka cezalandırılan kadın karakterler için bir devrimdir bu! Adında hem “küçük” hem de “kadın” gibi “büyükler” için önemsiz görülen sözcüklerin bulunduğu bir çocuk romanı sessizce kadın karakterlerin kaderini, onu okuyacak binlerce kızın da hayatını değiştirmiştir. Küçük güzeldir, kadın insandır.

kucuk kadinlarBana gelince, bugün hâlâ çoğu derginin yazı ve hikâyelere telif ödemediği Türkiye’de büyümekte olan ve yazmaya hevesli bir kız çocuğu olan benim, Küçük Kadınlar romanından neden etkilendiğimin bir yanı burada saklıdır. Bir genç kızın hem de 19. yüzyılda hayal gücü ve güçlü fikirleriyle yarattığı kurgu eserler sayesinde ailesine bakacak para kazanabilmesi doğal olarak beni büyülemişti. Çünkü bir kadının yazdıklarıyla hayatını kazanmasının asıl anlamı, özellikle yazmak ve yayımlamak yüzlerce yıl kendilerine yasaklanmış olan kadınların kendi hayatlarını başkalarına muhtaç edilmeden ve kendi istedikleri gibi yaşayabileceğine dair büyük bir özgürlük, mutluluk umuduydu. Bu kitaptan kız çocuklarına akan umut ışığının gücü konusunda yalnız değilmişim ki, sevdiğim hangi kadın yazar veya sanatçının biyografisini okusam veya dinlesem altından mutlaka bir Küçük Kadınlar ve Louisa May Alcott çıkıyor. Defalarca okuduğum bu romanda kendimi hep Jo ile özdeşleştirir, çocukken başladığım hikâye yazma serüvenine daha da tutkuyla bağlanır ve bir gün ben de yazarak hayatımı kazanabileceğimi deliler gibi hayal ederdim.

Küçük Kadınlar romanının -148 yıl önce- ileride yazar, sanatçı olacak kız çocuklarının ruhunda ateşlediği meşale artık teknik olarak LED (Işık Yayan Diyot) fenere dönüşse de hâlâ aydınlatmaya devam ediyor. Çünkü aslolan ışıktır ve iyi kitaplar böyledir.

Kaynak: Kitap Zamanı, Şubat 2016

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir