BU YAĞMUR BİZİ TEMİZLER Mİ?

YENİ ÇIKANLAR – Mayıs baharın topluluklar halinde karşılandığı bir ay.  Ateşlerin yakılıp dileklerin su kenarında doğaya bırakıldığı bu ay için her topluluk farklı ritüellere sahip. Bir yandan mevcut hali korumak ama  taleplerini de genişleten insanlar için Mayıs, buluşmaya, mücadeleye konuşlanmanın tarihini de barındırıyor.

Hıdır Eligüzel  hidireliguzel@gmail.com

1 Mayıs tarihinde alanlarda olmanın günümüz proleterya ve prekerya için anlamı 1886 Haymarket protestolarından çok uzaklaşmış değil.  Sanat dünyasının aktörlerinin emek süreçlerini incelediğimizde, Türkiye’deki emek hareketinin genel sorunlarından soyutlanamayacak gerçekleri olduğu su götürmez bir gerçek.  Sorunların kaynağına sanat piyasasının çalışma rejimini değil de kişilerin kendilerini yerleştiren bu kavrayış, sanat piyasası aktörlerinin birlikte hareket etmesini zorunlu kılmaktadır. Bu birliklerin kurulması için daha sık ve açıkça konuşmaya ihtiyaç olduğunu söyleyerek, Mayıs ayında gerçekleşecek sergilerden hazırladığım bültene bakalım…

Biraz İstanbul’u daha fazla kat edecek bir bülten olduğunu, bahar yağmurlarına karşın, hazırlıklı olmanızı salık veririm. Bu yağmurlar bizi temizler mi bilemedim, ama arınmak için bir araya gelir miyiz, acaba?

Daire Sanat, Kolektif Sergi, Oradaydı (07.05 -15.06.2019)

Küratörlüğünü Yaren Akbal‘ın gerçekleştirdiği sergide Damla Sarı, Nejbir Erkol, Sedat Akdoğan ve Şener Yılmaz Aslan‘ın çalışmaları yer alıyor. Sergi Türkiyelilerin çok da yabancı olmadığı bir kavramı ‘acıyı’ odağına alan işlerden oluşmakla birlikte, özneleri acı ile kurdukları ilişkiye göre konumlandırmaktadır. René Le Senne’nin “acı, ondan yola çıkmamızı gerektiren somut bir noktadır. Acının karşısında aradığımız da mutluluktan başka bir şey değildir. Tüm düşünce acı ve mutluluğun somut kutupları arasında kuşatılmıştır” sözünü sergiye kılavuzluk ediyor.  Çalışmaların her biri , sanatçıların kendi deneyimlerinden oluşsa da  sanatçıların anlam dünyasının ötesinde toplumsal referanslara sahiptir.  

Umut arayışını temellendiren çalışmalar, bu arayışın belirsizliğe dönüştüğü coğrafyalardan ve zamanlardan kesitler sunuyor.

Büyükdere35, Melike Kılıç, Duvarın Ötesinde Bilinmeyen Topraklar (03.05 – 15.06.2019)

Duvarın Ötesinde Bilinmeyen Topraklar, eserlerin sanatseveri oldukça rahat biçimde diğer esere aktarabilmesi, öykülerinin yenilenerek devam etmesi ve benzer teknik anlatıma sahip olması nedenleriyle bütünlüklü bir kişisel sergi olarak örnek alınabilir. Melike Kılıç  sanatseverleri sergiye dahil etme konusunda hiçbir zorlama yöntemini kullanmakla birlikte, sanatseverlerin kısa sürede işlerdeki öykünün bir yerinde kendini konumlandırdığını duyumsayabiliyoruz. 

Farklılaşan öyküler kimi zaman çakışırken kimi zaman da paralel biçimde ilerlemektedir. Kılıç’ın çalışmaları, doğa ve insan arasındaki dilin çok katmanlı bir anlatımı olarak görülebilir. Sanatçı, sanatseverleri kendi kurguladığı ancak gerçeklik dayanağı günümüzde olan  bir masala davet ediyor. Kent, mitleşen romantik hassasiyetler, distopik öğeler, masal kahramanları ışığında bir insanın evrenini yorumlamasına tanıklık ediyoruz. Geçmişi ve şimdiyi anımsatan Kılıç,  “Hatırlatmayı” bir ağacın var oluşu, bir ormanın derinliği ile ele alarak, yeryüzünün tüm güzelliklerinin bizden önce de var olduğuna vurgu yapıyor. 

İş Sanat Kibele Galerisi, Haluk Oral, Nâzım’a Yolculuk (02.05 -22.06.2019)

Küratörlüğünü Prof. Haluk Oral’ın, tasarımını Emre Senan’ın üstlendiği sergi, Türk şiirinin büyük ismi Nâzım Hikmet’in 63 yıllık yaşamından kesitler taşıyor.  Şairin Selanik’ten Moskova’ya kadar uzanan büyük yolculuğunu aktaran sergide, genç yaşından itibaren hayallerinin peşinden giden, şiirler, öyküler, romanlar yazan; konuşmalar gerçekleştiren ve siyasal bir imgeye dönüşen Nâzım Hikmet’in hayatına dair izler bulmak mümkün… Bildiğimiz Nâzım kim? sorusunun yanıtını bu sergide sorgulayabiliriz.

Şairin büyük ailesi Celile, Samiye, Yahya Kemal, Piraye, Memet, İpekçi, Serteller, Naci Sadullah, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Sedat Simavi, Ahmet Emin, Münevver, Mehmet, Ekber, Vera gibi birçok isimden ve daha pek çok başka duraktan geriye kalan değerli mektup, fotoğraf, belge, yayın Nâzım’a Yolculuk sergisi için bir araya getirildi.    

Nâzım Hikmet’in kendi hayatı gibi  büyük dedeleri Müşir Mehmet Ali Paşa’nın ve Mustafa Celâleddin’in yaşamı pek çok yolculuğu, hasreti her şeye rağmen yeni bir hayat kurmanın deneyimlerini barındırıyor. Polonyalı ve Alman dedelerin torunu olan Nâzım Hikmet’in hikâyesi 1902’de Selanik’te başlıyor. Çocukluğunda Diyarbakır, İstanbul, Halep’i dolaşan Bahriyeli Nâzım, İstanbul’da derin bir soluk alır. Yoldaşı Vâlâ Nureddin ile Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Anadolu’ya giden şair, Vâlâ Nureddin ile Mustafa Kemal tarafından kabul edilir. 

Kuvay-ı Milliye Destanı / Sekizinci Bap1

 

Dağlarda tek

tek

ateşler yanıyordu.

Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki

şayak kalpaklı adam

nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

güzel, rahat günlere inanıyordu

ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,

birdenbire beş adım sağında onu gördü.

Paşalar onun arkasındaydılar.

O, saatı sordu.

Paşalar: «Üç,» dediler.

Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun başına kadar,

eğildi, durdu.

Bıraksalar

ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak

ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlıyacaktı.

 

Nâzım Hikmet

Moskova’da komünizm ile tanışan şair, hapsi göze alarak ülkesine döner ve ilk kez Hopa’da hapse girer, ardından Sultanahmet ve Ankara cezaevlerinde yatar, takunyalı fotoğraflar devri başlar. Nâzım Hikmet’in Türkiye şiirinde ayrıksılığını işaret edercesine Moskova son yuvası olur. 

Rotada Olanlar

Galeri 77, Özgür Demirci, Baharistan, 25.04-02.06.2019

Arton, Louie Cordero – Ali Elmacı, The Portrait, 03.05-25.05.2019 

GaleriBu Pavilion, Şimdinin Şeyleri Sergisi, 04.05.- 24.05.2019

x-ist , Serkan Yüksel, Sert Bir Rüzgar Dolaşıyordu Meydanı, 09.05 -15.06.2019

Martch Art Project, Mehmet Öğüt, 10.05-15.06.2019

Galeri Diani, Erin İlkcan Aslan, Ben, Yaratılar 11.05.-01.06.2019

Hıdır Eligüzel hakkında

Varto'da doğdu. Çocukluğunu İzmir'de geçirdi. Şimdilerde ise İstanbul'da yaşamını devam ettiriyor. Siyaset ve sosyal bilim temelli lisans eğitimine; felsefe, sosyoloji ve sanat ağırlıklı okumalar, çalışmalar eşlik ediyor. Farklı mecralarda şiir, kültür -sanat ve politika metinleri yazıyor.

Hıdır Eligüzel tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir