BİR CENAZE LEVAZIMATÇISININ HEZEYANLARI

YENİ ÇIKANLAR – Yılın sonuna geldik, muhasebe başladı. Soru şu: yıl biterken müzik de mi yavaş yavaş bitiyor?

Balkan Talu  balkantalu@gmail.com

Merhabalar yeni çıkanlar okurları. Bir yılın daha sonuna gelirken, klasik olarak o yılın muhasebesini de yapma zamanımız geldi. Bu yıl sonu yazıları, elde de malzeme güzelse, keyifli ve ilginç olabilir ama hem, kanımca, eldeki malzeme kıt olduğundan hem de muhtelif medya mecralarında bu tip yazılar sel olup akacağından her zamanki gibi ukalalık yapıp klasik olmayan bir yazı yazmaya çalışacağım.

Şimdi bu yılı karşılarken kimlerin helvasını kavurmak zorunda kalmışız? 2017’ye girmeden önce ölmüş ama ilk örneklerimiz Leonard Cohen ve George Michael herhalde.

George Michael, Michael Jackson ve Madonna‘yla aynı dönemlerde parlamış bir pop ikonuydu. Sonra, yavaş yavaş kenara itildi. Careless Whisper, Faith, Father Figure, Freedom ve tabii Outside. Outside‘ı neden sona sakladık? Tabii ki gizli bir polis tarafından (gizli polis de yemeyip içmeyip George Michael’ı neden tuvalete takip ettiyse) ahlaka aykırı davranmaktan (tuvalette eşcinsel sevgilisiyle sevişiyordu) tutuklandığı için . Bilindiği üzere George Michael Outside’ı bu olay üzerine yazar, sonrasında da sıkı bir LGBTİ aktivisti olur. Gene de piyasa tarafından cezalandırılmaktan kurtulamaz.

Leonard Cohen ise eski toprak tabii. En son You Want It Darker‘da tanrıya şöyle sitem ediyordu:     

Sen karanlığı istiyorsun
Eli sen dağıtıyorsan ben yokum

Sen şifacıysan ben sakatım
Seninki zaferse bana kalan utançtır       

Sonra da haberine bizi alışırıyordu. “Hazırım tanrım geliyorum.” Tabii bu arada kişisel favorim First We Take Manhattan ve Everybody Knows‘tur. Ruhumuza esas hitap eden de Everybody Knows’tur. Herkesler bilir:

Herkesler bilir savaş bitti
Herkesler bilir iyiler kaybetti

İki şarkı da I am Your Man albümündedir aklınızda ola diyip helva faslını şimdilik kapatıyorum, el fatiha.

DÖNÜM NOKTASI 90’LAR

Bayağı kıt ve sığ müzik ortamımızda Kardeş Türküler, Sting, MFÖ gibi isimler içimize biraz su serpti ama gördüğünüz gibi gerisini pek de sayamadım, sayamıyorum. Ne demiştik? Ha, malzeme kıttı değil mi? Ve bu kesinlikle yeni bir şey değil. Dönüm noktasını yuvarlak hesap 90’lardan beri pop patlamasıyla başlayan bir dekadans var zaten. Aynı zaman diliminde Cem Karaca, Raptiye Rap Rap ve Islak Islak hitini çıkardığı Nerde Kalmıştık‘ı, Erkin Koray da Mezarlık Gülleri parçasını yaptığı Gün Ola Harman Ola‘yı çıkardı. Nerde Kalmıştık‘ın tarihi 1992, Gün Ola Harman Ola‘nın tarihi 1996’ydı. Sonra ikisi de 1999 yılına kadar albüm yapmadı. Aynı yıl Cem Karaca Bindik Bir Alamete‘yi Erkin Koray Devlerin Nefesi‘ni çıkardı. Cem Karaca’nın yedi sene albüm yapmamasının sebebi bu dandik piyasaya iş yapılmaz diye düşünmesiydi. Erkin Koray’ın tepesi hepten attı, şirketlerle kavga edip albümlerini toplattırdı… İstanbul Plak tarafından basılmış olan Dünden Esintiler serisinden, Yağmur, Anma Arkadaş,  Sana Bir Şeyler Olmuş, Kızları da Akın Askere  gibi parçalardan da olduk durup dururken iyi mi? Allahtan 1994’te Moğollar sahalara geri dönmeye karar verdi. Bu arada, öldü gitti adam ama, Savaş Ay‘a Akmar piyasasının bitmesinin müsebbibi olduğu için hala öfkeliyim. Büyük oranda o saçma sapan satanist haberleri yüzünden Kesmeşeker, Mavi Sakal, Kramp ve adını unuttuğum nice kaliteli grup hiç hakkettikleri yerlere gelemedi.          

Piyasanın şirazesi kaymıştı ama arada hem üç beş ağır top isim albüm çıkarır, klip yapardı, ortalığa bir nizamat verirlerdi. Sezen Aksu‘nun katkıları önemliydi mesela. Gülümse, Deli Kızın Türküsü ve Işık Doğudan Yükselir gibi albümler çıkardı.  Sertab Erener‘i Aşkın Nur Yengi‘yi, Yıldız Tilbe’yi Levent Yüksel‘i yetiştirp kazandırdı müzik dünyasına. Bu rada gene çok erken göçmüş olan Uzay Heparı ve Onno Tunç‘u da unutmamak lazım tabi. Bir fark yaratıyorlardı eninde sonunda. Özellikle ilk iki albümünden sonra Levent Yüksel’in bu emeğin kadrini ne kadar bildiği meçhul tabi. Keza uzun vadede de yıldız Tilbe’nin…Sezen Aksu’nun dışında Nilüfer, Kayahan, Ajda Pekkan ne yapacak? Mutlaka bir bakılırdı. Gene eskilerden gelen Nükhet Duru da 90’ların ortalarına kadar fena değildi. Mahmure, Aç Gözünü Adamım ve Geberiyorum ilk akla gelen işlerden.  

POPÇULARA HAKSIZLIK MI  ETTİK?

Eski toprakların dışında Nazan Öncel her zaman yüz ağartan bir isim oldu. Tarkan‘ın  her zaman bir tılsımı vardı. Alternatif mecrada ise Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur, Ezginin Günlüğü gibi isimler yavaş yavaş yol alırken aralarına Mor ve Ötesi Kardeş Türküler gibi gruplar da katılıyordu. Bu arada Roxy’nin yarışmasından çıkmış olan Teoman‘ın ilk üç albümü de hiç fena değildi. Bu arada gene zamansız ölmüş olan Harun Kolçak‘ın Umut Kuzey‘le düet yaptığı Müptelayım Sana‘ya şöyle bir gözüm takılınca şu 10 puanlık genel kültür sorusunu soruyorum kendime: Biz Burak Kut‘a, Hakan Peker‘e, Çelik’e haksızlık mı ettik yoksa? Hayır, Serdar Ortaç‘a da değil. O kadar da  düşmedik.Çünkü hem yerli hem de yabancı ortamda dinlediğimiz müzik aroması geçmiş sakıza benzemeye başladı.

Halk bunu istiyor zihniyetiyle üretilen her türlü iş artık kabak tadı vermeye başladı. Her branşta bu böyle. Cem Yılmaz filmleri de eskisi kadar sevilmiyor Recep İvedik de. Eskiden milyonlarla  ifade edilen albüm satışlarıı yüz binlere inmiş durumda. Dijital platformlardan indirilen müziklerin de ne kadarının para harcanarak alındığı da ciddi tartışma konusu. Aslında bu durum bir fırsat olabilmeliydi. Müziğe yatırım yapan gerçekten tılsımı olan işlere yatırım yapabilirdi ama yaşanan durum onları daha da korkuttu, daha da ezberlerine sığındılar.

Göçmüşleri fazlada andığım için bana inceden cenaze levazımatçısı da diyeblirsiniz ama, 2017’de ölmediler gerçi, Amy Winehouse gibi David Bowie gibi isimlerin ölümü de bir dönüm noktası. Hatta bakınız bu yıl Chuck Berry de ölmüş. Ne alaka derseniz, şu suzun oruyu sormakla başlayalım:  

Chuck Berry, Rock’n Roll’un öncüsüydü. Ardından The Beatles, Rolling Stones, Pink Floyd gibi gruplar geldi. David Bowie glam rock’u başlattı. Sex Pistols ve Clash punku getirdi. Hard Rock  heavy metal, grunge Nirvana derken sonra kimlere kaldık. Tamam, arada White Stripes, Gogol Bordello, Rage Against the Machine gibi  kaliteli isimler çıktı ama  onların da arkası gelemedi.

Amy Winehouse’u neden andım çünkü Tony Bennett gibi bir usta onda Dinah Washington’un Ella Fitzgerald’ın kumaşını görmüştü. Şimdi o ekolü kim devam ettirebilir? Belki biraz Adele. Peki başka? Belki birkaç sene içinde çıkar. Alttan alta Türkiye’de de çıkıyor mesela. Ceylan Ertem, Jehan Barbur, Yasemin Mori, her perşembe Araf’ta çıkan Cümbüş Cemaat, Luxus, Rubato, Korhan Futacı, Dinar Bandosu. İlk aklıma gelenler, isteyen ekleme yapabilir, Ama en büyük sorun şu: Görmezden geliniyorlar. Onun için hani diyorum ki: Yapmasak böyle olma mı?  

Balkan Talu hakkında

Balkan Talu, 1978 yılında İstanbul'da doğdu. Çocukluğunun beş senesi Ankara'da, dört senesi Hollanda'da geçti. On yaşından itibaren 'Gazeteci olacağım' diye tutturdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü'nden mezun olduktan sonra Radikal Cumartesi, Hürriyet Gösteri, Nokta, Aktüel gibi gazete ve dergilerde çalıştı. Bilgi Üniversitesi'nde DJ'lik, Nor Radyo'da Zagreb Radyosu adıyla siyasi mizah programı yaptı. Balkan Talu şu anda bir internet sitesinde dış haberler editörü olarak çalışıyor. Kendisine ait obsesif makinist adında bir de sinema eleştirisi sitesi bulunuyor.

Balkan Talu tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir