YENİLİK BU ÇAĞIN NERESİNDE?

a. hıdır eligüzel 09 Ekim 2017 0
YENİLİK BU ÇAĞIN NERESİNDE?

YENİ ÇIKANLAR – Yeni Çıkanlar bundan böyle hazırlamayı düşündüğü dosyalarda farklı temaları ve kavramları derinlikli olarak ele almayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda ilk temamız ”Ne Kadar Yeni” olarak belirlendi. “Yeni” olmak sadece sanatçıların söyleminin tekelinden çok zaman önce çıktı. Ancak, temel tartışmanın özü her dönemde tekrarlanır oldu. Bu çağda yeni olan nedir?

A. Hıdır Eligüzel  hidireliguzel@gmail.com

“Yeni” söylemi bu bakımdan bir tanımlamayı ve çerçeveyi gerektirmektedir.   Plastik sanatlardan edebiyat dünyasına, müzik camiasından görsel sanatlara, bilimsel alandan etik ve politik alana kadar ‘yeni’ olanın tarifi mevcut dünya sistemin düşleme, düşünme ve davranış biçimlerinden soyut düşünülemez. Yeni’nin ne olduğu elbette mevcut ideolojik, moral, politik ve insanî hegemonya ile onun karşıtlarının mücadelesinin bileşkesi olmak zorundadır. Elbette farklı yeni yorumları, yorumun yorumu olmuştur ve olacaktır. Ancak bu tartışmaların nihayetinde artan detaylar sanatseverlerin sistemi görebilmesini engellemeyecek uyarılarıyla ilerlemesi gerekmektedir. Bu ne yazık ki bir temenni olmanın ötesinde gitmeyeceğini, insanlık tarihi ortaya koymuştur. Hem sisteme egemen olan kapitalist sistemin temel çizgilerinde hem ve ne yazık ki muhalif tutum sergileyenler özelinde söylemin merkezileştirilmesi otoriterleşmeye neden olmuştur.

BAŞKALAŞIMIN GÖRÜNTÜSÜ

Buradaki sorunun uygulamalarda bularak sistemsel, ideolojik, moral, kültürel ve politik değerlendirmeleri kapalı kapılar ardında yapabiliriz. Ama bu tutum sistemin kendisini dönüştürme gücünün karşısında çaresiz ve kaskatı yakalanmaktan başka da bir işe yaramadığını birkaç kuşak tanıklık edenlerimiz vardır. Bu durumda ‘yeni’ politik, etik, moral ve paradigmatik söylemin içeriği tüm etkilenenlerin ve etkileyenlerin birlikte ele alınabildiği yatay ağlar aracılığıyla ele alınması gerekmektedir. Hiyerarşik yapıların bir tür Fordist üretim / yaşam tarzını inşa edercesine standardize ettiği ve merkezileştirdiği sistemlerden yeni olarak çıkanın sadece ‘ürünün’ kendisi olması kaçınılmazdır. Oysa ki ürünün kendisi kadar ürünün ortaya çıkış süreci ürünün kendisinden kopartılamaz. Bugün, geçmişin ve geleceğin mirasını taşıdığı sürece, yeni, aslında başkalaşımın görüntüsüdür.

‘YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK…’

Yeni bir söylem ifade eder ve bu söylem egemenlerin olabileceği gibi muhaliflerin de olabilir. O nedenle tıpkı bilimsel gerçekler gibi söylemin kabul görmesi ona ‘yenilik’ atfedenlerin söylemleri, söylemin dolaşımı ve kurumsallaşmasıyla da bağlantılıdır. Aracın kendisinin sistem üzerindeki yenileyici etkisi eskisine nazaran azalmışsa da yeni alanlar açması bakımından değerler taşımaktadır. Hatice Balcı yazısında yazının ve okumanın değişen serüvenini ‘yeniliklerini’ ele aldığı yazısında kil tabletlerden günümüz dijital tabletlere köprüler kurmaktadır. Araçların nitelik, hacim ve kitle ölçülerinden geçirdiği dönüşümlerini okuma biçimleriyle paralellikler kurarak ilerliyor. Arda Kıpçak, Hatice Balcı’nın araçlar üzerinden getirdiği tartışmayı sanat camiasında en çok malzemenin biraraya geldiği görsel sanatlarda devam ettiriyor. Kıpçak, tartışmasının ele alırken Netflix’in popüler dizilerinden olan Stranger Things dizisini konu ediyor. Oldukça ilgi çeken ve sadık izleyici kitlesini yakalayan diziyi değerlendiren Kıpçak, “yeni şeyler söylemeyen dizinin neden bu kadar ilgi çektiğini anlamlandırmaya” çalışıyorum diyerek zor bir işe girişiyor. Bulduğu yanıt karşısında şaşırabilirsiniz.

Balkan Talu dosyaya müzik alanından bir katkı yapıyor. Yazısında Kardeş Türküler’in ‘yeni’ albümünü değerlendiren Talu, gizil olarak sanat eserindeki ‘orijinalite’ tartışmasını değerlendiriyor. Kardeş Türküler’in bir arada yaşayan insanları ve sınırlara bölünen coğrafyaları başka bir dile çevrilmesi gerekmeyen müzikle buluşturma gayretini irdeleyen Talu aklımıza, müzikte cover olarak tariflenen eserin yeni yorumunun ‘yeni ‘ olarak değerlendirilme imkânını sorgulatıyor. Atilla Taş Türkçe şiir tarihinin önemli bir dönemini merkeze alarak şiir üzerinden dönüşen Türkiye’nin izlerini işaret eder. I. Yeni Hareketi (Garip Şiiri) etrafından Nazım Hikmet ve 1940 şairleriyle Türkçe şiirin sokağa 2000’li yıllarla indiğini sananlara dönük anımsatmaya girişmektedir.

Yeni dosyasına burada bir aralık veriyoruz.

Füruğ Ferruhzad’ı anımsayarak; Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.

NE KADAR ‘YENİ’ DOSYASININ DİĞER YAZILARI İÇİN TIKLAYIN!