YAŞAR KEMAL… ANLATIR SOLUKSUZ…

Fatma Nuran Avcı 06 Ekim 2017 0
YAŞAR KEMAL… ANLATIR SOLUKSUZ…

YENİ ÇIKANLAR – Edebiyatın çınarı, Yaşar Kemal’in ardından yazılacaklar elbette sona ermeyecek. Büyük ustayı he zaman saygıyla anıyoruz.

Fatma Nuran Avcı  fatmanuranavci@hotmail.com

İnsanı, doğayı en çıplak biçimiyle anlatan bu destansı dilin üzerine konuşulacak, tartışılacak yıllar boyu. Benzeri olmayan bu özgün sesiyle, onun düşle gerçeğin iç içe geçtiği anlatı dünyasını farklı kılan yazarın doğasında yaprak yıldızı, bulut toprağı kucaklarken nesnel gerçekliğin dışına çıkıveririz. Anlatımdaki ustalık ezber bozdurur çok defa.

Ağıtların, türkülerin sesi duyulur satır aralarında. Bilinen yolların dışına taşır, taşıtır sizi. Okumaya başladığınız zaman toz içinde kalır gözleriniz. Sayfalar arasında kaybolur, mekânın parçası oluverirsiniz birden. Göç yollarında, güneşin kavurur. Düze inip pamuk toplarken avuçlarınız kanar. Çadırda yatan sıtmalı çocuklarla karşılaşırsınız…

Yaşar Kemal anlatır soluksuz. Buğulu, kokulu bir ormanın içine giriverirsiniz. Adını hiç duymadığınız taşlar, ağaçlar, otlar karşısında şaşırır; dilek ağacı için ”ziyaret cevizi”, uzun ömür için ”ölmez otu” arasınız. Ya da Körmezar’ı geçersiniz gezdiğiniz yollarda.

Bu toprakların hangi köşesinde yaşarsanız yaşayın bir yerden tanıdık gelecektir Memet, Meryemce. Bir cümleyle anılarınızı çıkaracaktır ortaya. İlk yenilen başınız, ilk sevdanız belki de. O, bizi bize anlatan o dünyayı kurarken acıyı, yoksulluğu, başkaldırıyı, kavgayı, kanı yeniden doğurdu Yaşar Kemal:

İnsanı yazdı. Eti kemiğinden sıyırır gibi haklıyı haksızı koydu ortaya sere serpe. Yüreğini yarıp içindeki öfkeyi, kini gösterdi okura. Hayata dair soruları sorarken cevaplar sundu. Bazen de konuşurken kirp diye kesildi sesler. O suskun gözler ceren sürüsünde konuştu, gök doldu, yer doldu bir anda.     

Onun sevdası yalım yalım. Benzeri yok. Yılandan korkan insanı, yılanlara imrendirir.  Yazarken ellerini sakınmaz, alkışlar, kurşun sıkar, yumruk atar. Coştukça yazar, yazdıkça coşar. Sesler kulağınızın dibindedir. Nallar, çıngıraklar, dalgalar duyarsınız. Zamandan zamana atlarsınız. Bir de bakarsınız gümüş ışıltılı bıçaklardan oluk oluk kan akmış. Boğazınız acır, yutkunursunuz okurken.

Sur dibinde, kıyıda, kenarda silik, ezik çocuklarla göz göze geldik başımızı çevirmeden. Çocuklar masumdu: Sonra kuşların kanatlarındaki umudu, Çukurova toprağında açlığı, İstanbul’da açgözlülüğü gösterdi. Menekşeli bir balıkçının teknesinde fırtınaya tutulduk.

Elindeki kaleme sihir katıp sözle diriltti kurmaca dünyasını. Bilinenin, görünenin ötesinde bir zamanda, içinde büsbütün çözülenlerle dışında kalanları anlattı. Bir çakıl taşını kayalara dönüştüren olaylarla kişileri birbirine bağladı sımsıkı. Ölümü, cinayeti, boyun borçlarını, ensede gezen nefesleri, olmazları, yasakları ucu ucuna ekledi Yaşar Kemal: İnsanı yazdı.