STRANGER THINGS NE KADAR YENİ?

Arda Kıpçak 09 Ekim 2017 0
STRANGER THINGS NE KADAR YENİ?

YENİ ÇIKANLAR – Yeni şeyler üretmekten yoksun günümüz Hollywood sinemasının başarılı yapımlarda bile işi eline yüzüne bulaştırmakta usta olduğunu biliyoruz. Pek çok yeni bilimkurgu film oradan buradan alınmış ama üzerine de hiçbir şey koyulamamış yapımlar. Stranger Things de ilk bakışta oradan buradan araklanmış gibi görünebilir…

Arda Kıpçak  ardakipcak@gmail.com

Netflix’in 2016 yılına damgasını vuran dizilerinden biri Stranger Things oldu. İsimlerini 2015 yılında Wayward Pines adlı bilimkurgu, gizem dizisi ile duyuran Duffer Kardeşler (Matt ve Ross Duffer) tarafından yaratılan Stranger Things bilindik bir tema işlemesine rağmen izleyiciden büyük beğeni topladı. İkinci sezonu Ekim aynın son haftasında yayınlanacak dizinin yeni sezonunu izlemeden önce ilk sezonunu inceleyip ikinci sezona ilişkin şimdiye kadar yayınlanan afiş ve fragmanlara göz atarak çok da yeni şeyler söylemeyen dizinin neden bu kadar ilgi çektiğini anlamlandırmaya çalışalım. Yazının, Stranger Things’in ilk sezonu izlememiş olanlar için spoiler içerdiğini söylememe gerek yok sanırım.

Stranger Things’in Konusu

Dizi Indiana’da Hawkins isimli kurgusal bir kasabada 1983 yılında geçer. Hawkins Laboratuvarı’nda yapılan gizemli bir deney sonucu tesisten bir yaratığın kaçmasıyla olaylar başlar. Çocuk kahramanlar Will, Dustin, Lucas ve Mike FRP (fantasy roleplaying) oyunu Zindan ve Ejderha (Dungeons and Dragons) bittikten sonra evlerine dağılırlar. Will yolda ilginç bir şekilde kaybolunca annesi Joyce (Winona Ryder) abisi Jonathan, kasabanın şerifi Jim Hopper (David Harbour) ve arkadaşları onu aramaya başlar. Başta kayıp çocuk vakası olarak değerlendirilen olay gittikçe doğaüstü bir hal almaya başlar. Yapılan deney sonucu boyutlar arası bir kapı açılmış ve Will bir yaratık tarafından diğer boyuta kaçırılmıştır. Joyce, Will’in ve garip bir yaratığın seslerini duyduğu telefonlar almaya başlar. Will kaçırıldığı diğer boyuttan annesine ulaşmaya çalışırken bir yandan da yaratıktan saklanmak zorundadır. Konuşamayan, kafası traşlı, Eleven (on bir) adında ve süper güçlere sahip bir kız ortaya çıkıp Will’in nerede olduğunu bildiğini iddia edince arkadaşları Will’i kurtarmak için bu gizemi çözmek zorunda kalır.

STRANGER THINGS

Stranger Things Ne Kadar Yeni?

Olayın doğaüstü olduğu birinci bölümün ilk sahnesinde izleyiciye verilir. Dizi Hawkins Laboratuvar’ında gizemli bir yaratıktan kaçmaya çalışan bir biliminsanının çığlıkları ile başlar. Bunlar tabii ki tehlikeli ve gizli deneyler yapan bir birimdir ve çoğu bilimkurguda olduğu gibi “kötü insanlar”dır. Dizide bu gibi klişelere bile yer verilmiştir. Yaratığın asansöre binen adamı kafasından tutup yukarı çektiği açılış sahnesi adeta Alien serisinden fırlamış gibidir. Dizinin ikinci sezonu için tasarlanan afişlerden birinden tutun, Will’in diğer boyutta duvara yapışık ağzında tüp olan sahne Aliens’takiyle neredeyse birebir aynı. Zaten yaratıklar fizyolojik olarak da oldukça benzerler. Bu benzerlikler sadece Alien serisi ile de sınırlı değildir. Daha pek çok film sayacağım. Peki bu sahneler çalıntı mıdır yoksa gönderme mi?  

alien yumurta

Yaratık çocukların oynadığı ve 90’lı yıllarda ülkemizde de çok popüler olan pek çok FRP oyundan biri olan Zindan ve Ejderha oyunundaki ‘Demogorgon’ isimli yaratıkla bütünleştirilir ve dizinin senaryosu oyun üzerinden ilerler. Bu açıdan senaryo bazında bir üst ya da paralel kurmacaya gidildiği söylenebilir. Örneğin Will’in oyunda attığı zar sonucu ‘Demogorgon’ tarafından yenilmesi kaçırılacağına dair bir ipucu vermektedir. Özellikle ikinci bölümde Mike’ın okula gitmeyip Eleven yani kısaca El’e evi ve odasını gezdirdiği (özellikle Master Yoda taklidi), daha sonra El’in evde dolaştığı sahneler, biliminsanlarının radyoaktif kıyafetleriyle araştırma yaptıkları sahneler ve El’e peruk takılarak kılık değiştirdikleri sahne E.T.’ye oldukça benzemektedir. Tabii bunların çalıntı olmadığı, bilinçli göndermeler oldukları çok bariz.

et

Dizideki Göndermeler

Yeni şeyler üretmekten yoksun günümüz Hollywood sinemasının özellikle bilimkurgu konusunda tekrar çekilen filmlerde, animelerde, oyundan filme dönüştürülen başarılı yapımlarda bile işi eline yüzüne bulaştırmakta usta olduğunu biliyoruz. Pek çok yeni bilimkurgu film oradan buradan alınmış ama üzerine de hiçbir şey koyulamamış yapımlar. Stranger Things de ilk bakışta oradan buradan araklanmış gibi görünebilir. Ancak filmdeki göndermelerin hepsi bilinçli olarak yapılmış ve dönemin önemli bilimkurgu, gizem filmlerinden tutun oyunlarına, kitaplarına hatta çizgiromanlarına yer verilmiş. Filmler arası bağlantılar çok yerinde ve esprili bir şekilde kurulmuş. Duvarlardaki posterler (Jaws ve The Thing), oyuncak Millenium Falcon ve Yoda (Star Wars) figürü ile dizinin posterlerinden biri; çocukların ağaçlık alanı Mirkwood (Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit) diye adlandırması bunlardan sadece birkaçı.

sw afis

Dizinin jeneriği ve jenerik müziği de döneme çok uygun tasarlanmış. Zaten müzikler de dönemin müziklerinden seçilmiş. Her bölümün bir kitap bölümü gibi açılması da (yazı karakterden de anlayacaksınız)ünlü yazar Stephen King’e bir gönderme olarak değerlendiriliyor. Stephen King’in de çocuk karakterlere yer verdiği bilimkurgu gizem romanları olduğunu (The Dreamcatcher ve It) hatta dizinin yer yer bunlara da gönderme yaptığını da unutmamak gerek. Hatta ilk akla gelen geçmişten günümüze The Goonies ve Super 8 gibi çocuk karakterlere yer veren fantastik, bilimkurgu filmlerle Stranger Things arasında bağlantılar göze çarpıyor.

GGONİES

Stranger Things’i Neden Sevdik?  

Boyutlarası kapılar, başka boyutlar, paralel evrenler eskiden beri bildiğimiz şeyler. Will’in lambalar aracılığıyla annesiyle konuşmaya çalışması Interstellar’da babanın kızıyla iletişim kurma yöntemine benziyor. Dizideki göndermelerin büyük bir kısmı bilinçli de olsa Stranger Things aslında izleyiciye yeni bir şey sunmuyor. Saydığım filmleri izlediyseniz (ki bunlar sadece bir kısmı, en bilindik göndermeler…) siz de bunu fark etmişsinizdir. Peki diğer birçok filmi “Yaa bu, şu filmin kopyası.” diye yerden yere vuruken Stranger Things’i neden beğendik. Bunun sanırım tek bir yanıtı var: Geçmişe duyulan özlem. Nostalji.

Eski televizyonlar, eski reklamlar, çocukken izlediğimiz filmler, kasetçalarlar, oynadığımız oyunlar, sandalyelerden yaptığımız oyun çadırları, boş ve güvenli sokaklarda (yaratıklar hariç) oynadığımız günler, bisikletler ve daha pek çok şey. Stranger Things 80’lerde ve 90’larda çocuk olanların hatıralarını canlandırarak onları en zayıf noktalarından yakalıyor. Hatta yapılan göndermeler bile o dönemin yapımlarından seçilmiş. Belki de özellikle son yıllarda çıkan pek çok dönem dizisi gibi Stranger Things’in en güçlü yönü de bir dönem dizisi olmanın yanında çocuk karakterler barındrıması ve bu sayesinde o dönemde çocukluğunu yaşayan pek çok insanı yakalaması. Dizi zaten en kötü “İzleniyor yaa işte!” dedirtecek seviyede bir yapımken işin içine kattığı göndermelerle de o dönemi yaşamış olan izleyiciden tam not almayı başarıyor.   

Stranger Things’in Birinci Sezonunda Neler Oldu ve İkinci Sezonda İzleyici Neler Bekliyor?

The Upside Down (sanırım Tepetakla olarak çevrilmiş) çocuklar tarafından Zindan ve Ejderha oyunundaki  Karanlık Vadi’ye (The Vale of Shadows) benzetiliyor. Bu boyut dünyanın daha karanlık bir yansıması. Uzay-zamanda bir kırılmayla açılan boyutlararası kapı Stranger Things’te organik bir şey olarak karşımıza çıkıyor. Aslında yapılan deney polis memuru Hopper’ın esprili ifadesindeki gibi Rus’lardan bir adım önde olmak için istihbarat amaçlı yani onları dinlemekle ilgili bir deney. Tabii bu dinleme eylemi telepati, telekinezi gücüne sahip Eleven sayesinde gerçekleşiyor. Bu gibi deneyleri X-Files ve The Dead Zone gibi dizilerden hatırlayabiliriz.

Stranger Things

Stranger Things

Nesneleri beyin gücüyle hareket ettirebilen Eleven, X-Men’deki Prof. Xavier’ın Cerebro’yu kullanarak yaptığına benzer şekilde belli insanlara odaklanıp onları dinleyebilme yeteneğine sahip. Ancak işler umulduğu gibi gitmiyor. El, karanlık bölgede bir Rus’u dinlediği sırada yaratığımız tarafından fark edilip dünyamıza kadar takip ediliyor ve boyutlar arası bir kapı açılmasına sebep oluyor. Tabii kötü adamların yeni amacı da bu dünya dışı varlıklarla temas kurmak oluyor. Dizinin finalinde Will’in kustuğu larva ve ikinci sezon fragmanındaki devasa yaratık hatta belki daha tehlikeli başka yaratıklar dünyamız için tehdit oluşturacağa benziyor.

İlk sezonun sonunda çocukların oynadıkları oyunda daha korkunç, daha büyük bir canavarın geldiğine işaret ediyordu. Senaryo ve yeni yaratık ya yine Zindan ve Ejderha oyunundaki “Thessala-hydra” ya da fragmandaki yeni Atari oyunu Dragon’s Lair daki ejderha ile paralellik kurularak ilerleyecek gibi görünüyor. 2. Sezon fragmanında gördüğümüz Ghostbusters kostümleri yeni filmlere göndermeler olacağını işaret ediyor. Eleven yaratığı öldürdükten sonra kaybolsa da polis memuru Hopper ormanda bir yere onun sevdiği wafflelardan bırakıyor. Eleven’ın döneceğini de biliyoruz.

Diğer tarafta Demogorgon’dan sadece bir tane olması oldukça ilginç ve genellikle beslenme ihtiyacı duyan bir tür ‘hayvan’ olarak nitelendiriliyor. Ayrıca bir sahnede Tepetakla’da Alien yumurtası benzeri bir şeyle beslendiği görülüyor. Demogorgon’un ölmesi The Upside Down’daki “ekolojik” ?! dengeyi bozmuş ve ikinci sezonda o yumurtadan çıkacak yeni ve belki de daha zeki (fragmanda yaratık Will’e sesleniyor) yaratığın doğmasına neden olmuş olabilir mi diye düşündürüyor. Bir yandan teoriler üretirken bir yandan da ikinci sezonu merakla bekliyoruz.

NE KADAR ‘YENİ’ DOSYASININ DİĞER YAZILARI İÇİN TIKLAYIN!