NE KADAR UZUN KALABİLİRSİNİZ BU KAREDE?

YENİ ÇIKANLAR – Ada, Ali Mahmut Demirel’in Arter’de Başak Doğa Temür’ün küratörlüğünde gerçekleştirdiği sergisinin adı.  15 Temmuz 2018 tarihine kadar devam edecek olan sergide, Ali Mahmut Demirel’in Kuyu (2017), Hortum (2000), Fabrika (2018) ve İskele (2015) videoları yer alıyor. Üç farklı coğrafyanın ve mekânın yer aldığı videolardaki en belirgin özellikler arasında insanın yer almaması belirtilebilir. Farklı yaşamsal nedenler ve işlevler için oluşturulmuş bu mekânları yüzeyde bir araya getiren olgu terk edilmişlik olarak yorumlanabilir. Ancak, mekânların terk edilmiş olmasının farklı nedenleri olabilirken, işlevselliğinin yitirildiği iddiası piyasa ölçütlerinde insanmerkezci değerlerle veriliyor. Bu bağlamda, oldukça net ve hızlı şekilde alandan ayrılma, orayı tekinsiz kılma ve en sonunda da dönüştürme tasarımları devreye  girmektedir.

Hıdır Eligüzel  hidireliguzel@gmail.com

Ütopya anlatıları mekânı, siyaseti, ekonomiyi en nihayetinde de insanı dönüştürme hatta yeniden tanımlama reçetelerinin en incelikli örneklerini vermiştir. Klasik Ütopya yazarlarından (Thomas More, Thoma Campanella, Francis Bacon) çağdaş yorumlarına değin ütopya yazını sıkı alternatifler ve öneriler getirmeye devam etti. Ursula Le Guin, ütopya yazınını yeniden canlandıran karakterlerden biri olarak esinleyici yöntemler sunarak ayrıldı dünyadan. Ancak yine de distopya hem siyaset hem de sanat alanında son beş yılda oldukça belirgin şekilde egemen bir olgu olarak kendini kabul ettirdi. George Orwell, Margaret Atwood, Ray Bradbury sinema, dizi ve tiyatro alanlarından yeniden sahnelendikçe kitapları da yeni baskılarıyla okuyucularını genişletti. Son yılların düşünsel ikliminde distopya en sık başvurulan araçlardan olmuştur. Küresel çapta önceleri hissedilen şimdilerde gözlemlenen karamsar tablolara (yükselen savaş tedirginliklerine, artan açlık oranlarına, derinleşen işsizliklere ve yok edilen doğaya) sistemin daha çok birikim gerektiren kapitalist niteliğiyle ve teknolojinin yaşamı makineleştirdiği kaygısıyla birlikte baktığımızda gelecek endişesinin aslında bugünün sorunsalı olduğunu görüyoruz.  Sistemin baskıcı, vicdansız ve birikimci mantığını sekteye uğratacak muhalif söylemlerin, politikaların zayıflığı, insanların düşünsel ve hayali evrenini distopik öğelerle doldurmasına zemin hazırlıyor. Ancak çok iyi bir ütopyanın distopya yaratacağını saklı tutarsak, insandan arındırılmış ütopyaların olanaklığının sanatçılar ve düşünürler tarafından yorumlandığını görüyoruz.

Ali Mahmut Demirel, Ada sergisiyle bu yorumsamada başvuru noktalarından biri olabileceğini düşündürtüyor. Doğa ütopya ile distopya arasındaki tartışmaların zeminlerinden biri durumunda olmaya devam ederken, Ali Mahmut Demirel’in işlerini de bu bağlamda değerlendirebiliriz. Ali Mahmut Demirel’e kendisi, sergisi ve ütopya ile distopya kavramları üzerine merak ettiklerimizi sorduk.

Nükleer enerji mühendisliği ve mimarlık eğitimleriniz var. Ayrıca, müzik videoları, sahne tasarımları, canlı performanslar ve deneysel videolar oluşturuyorsunuz. Ada sergisindeki işlerinize bakınca bu deneyimlerinizin ve bilgilerinizin izlerini görmek mümkün. Siz kendi eğitim, kültür ve sanat kariyerinizi değerlendirdiğinizde bu kısa yaşamöykünüzü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Farklı disiplinlerde eğitim almamın benim üretimime çok olumlu etkileri olduğunu düşünüyorum. Bu hem ilham olarak hem de uygulamada işlerime yansıyor. Biraz da bunun sonucu olarak değişik formatlarda ve stillerde işler üretiyorum. Müzik sektöründe yaptığım performanslarla sanat galerilerinde yaptığım sergiler arasında direkt bir ilişki gözükmese de büyük bir çerçevede bakıldığında benim için bir bütünlük teşkil ediyor ve aralarında çeşitli boyutlarda bağlantılar bulunmakta.

Dört videonun bütünde gördüğümüz birkaç şeyden biri ‘mekânların’ terk edilmiş olması. Terk edilme sonrası yeni düzeni izliyoruz çalışmalarda bu bakımdan da aslında sanatseverlerin sabırlarını da zorluyorsunuz. Videoların farklı sürelerde olmasının altında keşfetmemiz gereken anlamları mı var? Görsel malzemelerin çağımızda izlenme sürelerini ve içeriklerini gözlemlediğimizde sizin yorumunuz nasıl olur, anlatabilir misiniz?

Hızın egemen olduğu çağımızda yavaşlayabilmek çok önemli. Bu işlerdeki kurgularımda bir görüntü ne kadar uzun kalabilir, manzarayı ne kadar uzun izleyebilirim diye bakıyorum. İzleyiciyi bir tur meditasyona davet ediyorum.

Eserlerin iki tanesinde çağdaş dünyanın başat olarak önemsediği ekonomik mekânların, ekonomik kaygılarla terk edildiğini izlerken ve diğer iki videoda doğayla çok daha bütünleşik bir dönüşümü izliyoruz. Sizin doğaya ve insana verdiğiniz becerileri anlatmanızı isteyebilir miyim?

Dünya üzerinde doğa ile barışık olmayan tek canlı turu insan. Çevremizle bir uyum sorunumuz var ve bunun için bir yapılaşma ihtiyacındayız, ve bu yapılaşma ivmelenerek dengesiz biçimlerde gelişiyor. Kontrolsüzce bölünerek yayılan bir kanser hücresi gibiyiz. Doğanın dengeyi bulma becerisi var ama bizde bu beceri çok zayıf. Bu ilişki nasıl gelişecek ve ne şekilde sonuçlanacak ben de merak ediyorum.

Tüm videolarda mekânlar insansız ama dönüşebildiği ölçüde de varlığını devam ettiriyor.  Siz bu çalışmaları Ütopyalar olarak tanımlamanıza karşın, oldukça karanlık bir iklimden söz edebiliriz.  Seriye de Post-Apokaliptik Ütopyalar başlığını veriyorsunuz. Ütopya, distopya ve post-apokaliptik ütopyalara dair fikirlerinizi alabilir miyim?

Ütopik ortamları dengeli, huzurlu ve kendi içinde barışık ortamlar olarak tanımlarsak, bu videoları çektiğim mekânları çok ütopik buluyorum. Bu videoların bazılarındaki hissiyatı distopik olarak tanımlamamız göreceli olarak kendi açımızdan yaptığımız tespitler. İnsan için uygun ve çekici olmadığından distopik. Oysa benim fantezimde zaten insan artık yeryüzünde yok olmuş durumda. Bu durumda da sadece insanin vereceğini düşündüğüm distopik karakter anlamını kaybediyor.

2015 yılı Thomas More’un Utopia eserinin yayımlanışının 500. yılıydı. Bildiğiniz gibi bu eser mevcut toplumun bir hicvi olduğu kadar, aynı zamanda düşünsel önermeler içermektedir. Siz bu tarihsel birikim içinde serginizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Umarım 500 yıl sonra şimdi benim yaptığım gibi insanın olmadığı fanteziler üreten sanatçılar olmaz.

Serginin İstanbul Film Festivali ile bağlantısı bulunuyor. Bu bağlantıları iletebilir misiniz? Hangi filmleri neden seçtiğinizi iletebilir misiniz?

Ada sergisindeki videolarımda sinema sanatından çok ilham aldım. Post-Apokaliptik Ütopyalar üçlememdeki videolara en çok ilham vermiş olan üç filmden oluşan bir program da bu sene İstanbul Film Festivalinde yer alıyor. Bunlar Andrei Tarkovski’den Stalker, Derek Jarman’dan The Last of England ve Metin Erksandan Kuyu. Bu filmlerin hepsinde benim videolarımda olduğu gibi bir distopik karakter var. Her biri de beni stil ve kavram olarak çok etkilemiştir.

Sergi kitabının başında Matsuo Basho’nun bir haikusu yer alıyor. Hem sizin haikularla olan bağlantınızı hem de videoların yüzeyinde duran sadelikle haikular arasındaki duruluk arasındaki ilişkiyi anlatır mısınız?

Haiku, minimal ve duru anlatım tekniğiyle beni çok etkilemiş bir şiir formu. Üç dizeden oluşan basit anlatı formatını bazı Orhan Veli şiirlerinde de görebiliriz, örneğin:

“Gemliğe doğru
denizi göreceksin
sakın şaşırma”

Benim kitap için seçtiğim haiku Basho’dan. Su ve kurbağa karakterleri benim Kuyu isimli 3-kanal yerleştirmemde de mevcut. Ayrıca 3-kanal görüntü ile formal olarak da küçük bir gönderme yapıyorum haiku’ya.  

Son olarak, hem Türkiye hem de dünyada artan bir distopik iklim söz konusu.  Sizin bu genel dünya iklimi ve sizdeki yansımalarını iletebilir misiniz?

Küresel ölçekte endişenin var olduğu bir döneme girdiğimizi düşünüyorum. En mutlu ve konforlu hayata sahip olan insan kesiminde bile bunun bir derecede yansıması kaçınılmaz artık. Bu sergideki islerim de bunun benim üzerimdeki etkisinin bir tür şiirsel yansıması.

Hıdır Eligüzel hakkında

Varto'da doğdu. Çocukluğunu İzmir'de geçirdi. Şimdilerde ise İstanbul'da yaşamını devam ettiriyor. Siyaset ve sosyal bilim temelli lisans eğitimine; felsefe, sosyoloji ve sanat ağırlıklı okumalar, çalışmalar eşlik ediyor. Farklı mecralarda şiir, kültür -sanat ve politika metinleri yazıyor.

Hıdır Eligüzel tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir