KİL TABLETLERDEN DİJİTAL TABLETLERE

Hatice Balcı 09 Ekim 2017 0
KİL TABLETLERDEN DİJİTAL TABLETLERE

YENİ ÇIKANLAR – Dijitalleşen evrende hikâye anlatıcılığının yitip gidişine hayıflanmamız mı gerek? Bizim hikâyelerimizi kim, nasıl aktarıyor? Masal anlatıcılarının seslerini duyabiliyor muyuz? İlk yazılı metinlerin taşıyıcı olan kil tabletlerden bu yana ‘kıssadan hisseler’ dijital tablet okuyucularının  kendilerinin belirledikleri kıssalara mı dönüştü? Nasihatler, öyküler, aşklar, nefretler, savaşlar, duygular aynı ise ‘yeni’ olan ne? Kimler ‘yeni’ olanı görebiliyor? Yazarlar mı, okuyucular mı?

Hatice Balcı  balci.hatice@gmail.com

Walter Benjamin’in “Hikâye Anlatıcısı” başlıklı yazısı,* sözlü anlatı geleneği üzerine düşünecek çok şey verir. Benjamin, hikâye anlatıcılığının yitip gidişine hayıflanırken, bu anlatı geleneğine yabancı kalan romanı hikâyenin karşısında konumlandırır. Ve ayrıca enformasyon çağının işlediği hızlı, kıt ve çabucak eskiyen bilginin “anlatı” dilini nasıl da daralttığına dikkat çeker. Benjamin,”hikâyeler” der “kendini tüketmez, gücünü toplar ve korur, yıllarca sonra bile harekete geçirebilir”.

Benjamin’e göre bir zamanların hikâye anlatıcısı, bilgelikle donanmış kişiydi ve her durumda yanındakilere  verecek aklı vardı. Dinleyicilere düşen, anlatının kıssadan hisselerini toplamaktı.

Masal anlatıcılarının, hikâye anlatıcılarının, destan anlatıcılarının sözü vardı. Kıtlık üzerine, savaş üzerine, dostluk üzerine dizilen destanlar vardı. Âşık kahvelerinin hikâye anlatıcısı âşıkları Anadolu’da da Kerem ile Aslı’yı, Emrah ile Selvi’yi, Leyla ile Mecnun’u, Karacaoğlan’ı, cenk hikâyelerini taşıdılar dinleyen kulaklara. Binlerce yıl boyunca bu böyle devam etti; ta ki modern çağlara gelene kadar. Hızla değişen dünya, bir bakıma bizi kendi aklımızla başbaşa bıraktı. Şimdi, yalnız ve kıstırılmış halde, sürekli bizden çalındığı duygusunu yaşadığımız zamanın bulutlar gibi kayıp gitmesine ayak uyduruyoruz.

Hikâyenin Nasihati Yerini Neye Bıraktı?

Bilgeliği içinde saklayan deneyimin karşısında, mesleklerin, kolay para kazanıp tez zamanda başarılı olmaya indirgendiği toplumsal yapının parçalarıyız her birimiz. Kültürel yaşama egemen olan konserve edilmiş bilgi, anlamını kendi çok katmanlılığından alan hikâyelerin gücünü aşındırıp duruyor. Deneyim sahneden çekileli beri hikâyelerin tahtına   görsel malzemelerin kaynayıp durduğu elektronik dünya, macera romanları, fantastik seyirlikler yerleşti.hikaye anlatiliciligi

Öte yandan XIX. yüzyılda okur yazarlığın artışı, XXI. yüzyılda da internetin yaygınlaşması, seyahat imkânlarının çeşitlenmesi ve ucuzlamasıyla insanlar mekânın sınırlarını aştılar. Bu aşkınlık hali ortak ilgiler edinen bireylerin birbirlerini bulmalarını kolaylaştırabiliyor.  Romanı okurken yalnız oluyoruz; fakat aynı romanı internette veya kindle benzeri okuyucular sayesinde okuma gruplarıyla tartışabiliyoruz da. Böylece bir zamanların hikâye anlatıcısının büyüsü ve onun vazgeçilmezi olan mekânı, yeni nesil okurların avuç içine sığabilen dijital ekranlara evriliyor. Yine de, metropollerin tüm o itiş kakışına inat, sanal tanışıklıkların hakiki mekânlara taşınabildiği kimi yeni uygulamalar da var: Her daim alıcısı çıkan ve adresleri her geçen gün çeşitlenen okuma ve yazı atölyeleri. Atölyeler katılımcılarına, insanlığın oluşturduğu yazınsal birikimi bir parça da olsa tanıma, ortak çalışma ve tartışma fırsatı yaratabiliyor. Yeni yaklaşımlar, kitaba/yazara yeni bakış açıları oluşturabiliyor. Eskinin, söze kulak kabartmak için bir araya gelen dinleyici kitlesinin hatırasını, bu kez birbirlerine anlatmak, birlikte anlamak için toplanan gruplar  yaşatacak belki.

Teknolojinin Sunduğu Yeni Okuma Biçimleri

Tarihte bilinen ilk kitap örnekleri resimli kil tabletlerdi. Resimle anlatım  zamanla simgelere dönüşünce çivi yazısı doğdu. Ardından heceleri ve sesleri ifade eden semboller gelişti. Yüksek hızda baskı yapabilen ilk baskı makinesi Gutenberg tarafından geliştirildiğinde, bilginin yayılması da kolaylaşmıştı artık. XX. yüzyıldan insanlığa miras kalan bilgisayar teknolojisi ise bir kez daha devrim yaratarak kitapların dijital dünyaya  taşınmasını sağladı. Amazon 1995’te elektronik ortamda kitap satışına başladı. Şirket 2007’de “kindle”ı piyasaya sürdüğünde, bu yeni e- kitap okuyucusunun akibetini ne ölçüde sahiplenmeyi planlıyordu bilinmez ama 2010’lara gelindiğinde, ABD’de yetişkin nüfusun yarısı, bir tablet veya e-kitap okuyucusuna (kindle, nook vb) sahipti. 2013 istatistiklerine baktığımızda, yine bu ülkede her on kişiden üçünün e-kitap okuduğunu görüyoruz. 2008-2010 aralığında e-kitap satışı yüzde 1260 arttı ve artmaya da devam ediyor; ancak ilk dönemdeki kadar hızlı değil. Basılı kitaplar hâla en yaygın okuma biçimi.amazon

Kitap Okuma Deneyiminin Sosyalleşmesi Mümkün mü?

Kitabın Geleceği Enstitüsü kurucusu Robert Stein, e-kitapların, ileride yayınevleri tarafından değil video oyunları sektörünce üstlenileceğine, kitap okumanın daha sosyal bir deneyime dönüşeceğine, yazarla okurun dijital ortamda iletişim kurabileceğine inanıyor. Ayrıca dijital metinler, okurun satır aralarına kendi yorumlarını yazmasına olanak sağlıyor. Okurlar bu yorumları isterlerse diğer e-kitap okurlarıyla paylaşabiliyorlar. Çok sayıda kişi, elektronik okurluğun sunduğu olanaklara dikkat çekerek basılı kitapların elli yıl sonra tamamıyla ortadan kalkacağını bile düşünüyor.

Peki bu gelişmelerin ne gibi sonuçları olacak?

Kimi araştırmalara göre, elektronik okuma, beynin anlama, odaklanma gibi melekelerini olumsuz etkiliyor. Basılı kaynakların okurla metin arasında daha sarmalayıcı bir bağ oluşturduğu, ekrandan metni takip etmenin ise okumaya bu derece güçlü  bir yoğunluk katamadığı ifade ediliyor. Durum böyleyse elektronik kitap okuyucuları, inceledikleri kitapların gerek lafzî ağırlıklarıyla ve gerekse yazarlarıyla ilgili bellek oluşturmada zorlanabilirler de.

Bütün bu tartışmalar bir yana e- kitap teknolojisinin okura sunduğu bir dolu avantaj var: Taşıma kolaylığı, birkaç farklı dilde sözlüğü ekranınıza indirebilme, sözlükten baktığınız kelimeleri daha sonra toplu halde görebilme, sayfaya özel ayraç, binlerce kitabı cihazınıza yükleyebilme, abonelik sistemiyle uluslararası yayın organlarını daha az maliyetle takip edebilme, internet erişimli yan okumalar, diğer okuyucularla aktif iletişime geçebilme vb. Ayrıca  tablet, kindle benzeri okuyucular, iPad, iPhone gibi akıllı cihazlar, – kullanıcıların ayak izleri sürekli takip ediliyor olsa da – paylaşımı çoğaltarak bilginin daha da demokratikleşmesine katkı sunuyorlar.

Önemli soru şu: Piyasaya sunulan bu her iki kitap biçimi de  varlıklarını kendilerine duyulan gereksinimle ve bir arada sürdürebilecekler mi? Bakalım zaman ne gösterecek.

* Benjamin, Walter (2001), Son Bakışta Aşk, Çevirmen Nurdan Görbilek, Metis Yayınları, İstanbul

* Yazının ilk görseli, Koç Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan Medya Arkeolojisi Nedir adlı kitaptan alınmıştır.

NE KADAR ‘YENİ’ DOSYASININ DİĞER YAZILARI İÇİN TIKLAYIN!