JUDONUN TEMELLERİNİ YAZAN RESSAM

Ömür Bayramoğlu 31 Temmuz 2017 0
JUDONUN TEMELLERİNİ YAZAN RESSAM

YENİ ÇIKANLAR – Kavramsal sanatın önemli isimlerinden olan Yves Klein, çok genç yaşta hayata veda eden sanatçılardan…   Sekiz yıllık sanat serüveniyle 1950’li yılların ikinci yarısına damga vuran Klein, ”Ruhani bir alanda insan vücudunun keşfi” olarak nitelediği judoda önemli başarılara imza atmıştı. İşte az bilinen yönleriyle Yves Klein portresi…

Ömür Bayramoğlu  omurbayramoglu@gmail.com

Bir yaz günü üç genç Nice sahillerinde güneşlenmektedir. Yves Klein, Arman ve Claude Pascal aralarında konuşurlarken dünyayı Yunan Tanrıları Zeus, Poseidon ve Hades gibi üçe bölmeye karar verirler. Arman hayvanlar aleminin, Claude bitkiler aleminin, Yves de gökyüzünün idaresini alır. Yves birden elini gökyüzüne uzatır ve sonsuz maviliğe imza atar, ilk sanat eserini bu şekilde imzalamış olur. O gün hakkında daha sonra şöyle yazar: “1946 senesinde, hâlâ yeni yetmeyken, müthiş ‘gerçekçi-hayal’ yolculuğu sırasında gökyüzünün arkasını imzaladım. O gün Nice kumsalında uzanırken, benim mavi, bulutsuz gökyüzümde ileri geri uçan kuşlardan nefret etmeye başlamıştım, çünkü en önemli ve en güzel eserimde delikler açıyorlardı.”

Klein, figüratif ressam bir baba ve soyut ressam bir annenin oğlu olarak 1928’de Fransa’nın Nice şehrinde dünyaya gelir. 19 yaşında judoya merak salar.”Ruhani bir alanda insan vücudunun keşfi” olarak gördüğü bu sporda çalışmalarını derinleştirmek için Japonya’nın en prestijli judo okullarından Kodokan Enstitüsü’nde eğitim almaya gider. Bu dönemde “Les Fondements du Judo” (Judonun Temelleri) kitabını yazar, siyah kuşak derecesine yükselir ve Fransa’da önemli bir judo figürü olacağı düşüncesiyle ülkesine geri döner. Fakat siyah kuşağı Fransız Judo Kurumu tarafından kabul görmez, büyük şaşkınlık yaşayan Yves, tüm enerjisini sanatına verir. Hayata ve varoluşa karşı merakı onu çeşitli felsefelere ve dine yönlendirmiştir. Doğuştan var olan sanatsal yeteneğini keşfetmesindeki itici güç, Max Heidel tarafından yazılmış “La Cosmogonie des Rose-Croix”adlı kitaptır. Çünkü Max Heidel’in kitabı, mistisizme büyük ilgi duyan Klein’i oldukça etkiler ve sanatçı, Heidel’in yazdıkları doğrultusunda resimler yapmaya başlar.judo

1955’te turuncu monokrom bir eserle Salon des Réalités Nouvelles’e başvurur. Serginin seçici jürisi, eserin tek renkten oluşu ve Klein’in esere bir nokta, bir çizgi, farklı renkte herhangi bir şey eklemeyi reddetmesi üzerine eserin sergilenemez olduğunu söyler. Eserin reddi, Paris sanat dünyasında birçok kişi tarafından imzalanmış bir protesto dilekçesinin dolaşmasına sebep olur. Sergi jürisi fikrini değiştirmese de Klein geleneklere başkaldıran bir figür olarak ünlenir ve bu reddediliş onun kariyerinin dönüm noktası olur.

SAF RESİMSEL DUYARLILIK

Bachelard’dan aldığı ilhamla sadece tek renge, maviye konsantre olmaya karar verir. Mavi onun için; duyarlılığın rengi, havanın, sonsuz gökyüzünün, derin okyanusun ve ateşin gerçek rengidir. Klein, “saf resimsel duyarlılığı” yakalayabilmek için çok özel bir mavi tonu kullanması gerektiğine inanır. Saf resimsel duyarlılık, sanatçının kendi duyarlılığını saflaştırıp ayrıştırdıktan sonra sanat eserine enjekte etmesiyle, duyarlılığının seyirci tarafından hissedilmesidir. Böylelikle sanat eseri sadece algısal olmaktan çıkıp artık algı ötesi bir deneyim olacaktır. Bu özel mavi tonuna ulaşmak için bir kimyagerle çalışmalara başlar. Araştırmaları sonucu tam aradığı renk kombinasyonuna ulaşır. Derin, mat bir ultramarin mavi elde eder ve bu rengi International Klein Blue (Uluslararası Klein Mavisi) (IKB) olarak tescil ettirir.Uluslararası Klein Mavisi, görülenin veya dokunulanın ötesinde maddesel olmayan değerleri simgelemektedir.

1958 senesinde, 30. doğumgününde, sanat tarihinin önemli sergilerinden La spécialisation de la sensibilité a I’etat de matiére en sensibilité picturale stabilisée (Dengelenmiş bir resimsel duyarlılık olarak, ham madde halindeki duyarlılıkta uzlaşma), sanatçının kısaltmasıyla le Vide (Boşluk), Paris Galerie Iris Clert’te açılır. Basılı davetiyesinden kapanış fotoğraflarına kadar dikkatlice planlanmış olan ve bir festival havasında geçen sergide, sergi mekanı boşaltılmış, her yer beyaza boyanmıştır. İçeride sadece tek bir dolap vardır. Misafirler uzun mavi perdeler ve muhafızlar arasından salona giriyorlar ve içeride mavi kokteyller ikram ediliyordu. Sergi için yollanan 3500 davetiyenin metnini Fransız sanat eleştirmeni Pierre Restany kaleme almıştı: Davetliler tüm duygusal varlıklarıyla, duyarlılık saltanatının aydınlık ve pozitif etkinliğine bekleniyorlardı. Sergi büyük ses getirdi, ziyaretçiler arasında olan Albert Camus ziyaretçi defterine: “With the void, full powers”(boşlukla, tam güç) yazmıştı.

le Vide

Yves Klein, le Vide

Aynı sene Klein en bilinen eserleri arasında yer alan Anthropometris serisi üzerinde çalışmaya başlar. Uluslararası Klein Mavisi’ne bulanmış kadın modeller Klein’in direktiflerine uyarak “canlı fırça” görevi yapıyorlardı. Böylece bedenin görsel varlığını belgeliyordu. Bu serinin ardından çalışmalarında ateş kullanmaya başlayan Klein, “Ateş Resimleri” serisinde modellerinin bedenlerini alev almaz bir malzemeyle kapladıktan sonra zemin üzerinde onları istediği forma getiriyor, onları şablon gibi kullanıyordu. İstediği formu yakaladıktan sonra modelleri bir kenarda dinlenirken alev makinasıyla figürlerin etrafındaki alanı ve gerekli gördüğü noktaları yakarak belirginleştiriyordu. Daha sonra boyalar devreye giriyor ve ardında mistik bir performansın etkileyici izlerini bırakıyordu. 1960’ta Paris’te düzenlediği “Mavi Çağda Antropometriler” adlı sergisinin açılışında, takım elbiseyle meydana çıkan Klein, 20 dakika boyunca tek bir notanın çalınması ardından 20 dakika sessizlik içeren Monoton Sessizlik Senfonisi eşliğinde, “canlı fırçalar” olarak adlandırdığı ve vücutları mavi renkte boyanmış üç çıplak modeli beyaz tuvallere yönlendirerek vücut baskılarını yapmıştı.

Yves Klein, Anthropometry of the Blue Period

Yves Klein, Anthropometry of the Blue Period

BİR GÜN ÇIKAN ‘SAHTE’ GAZETE

İkonikleşmiş diğer eseri Leap into the Void (Boşluğa Atlayış); 27 Kasım 1960 tarihinde 2. Avangart Festivali için Dimanche-Le Journal d’un Seul Jour (Pazar-Sadece bir gün için Gazete) isimli sahte bir gazete hazırlamış ve Paris gazete bayilerinde bir günlüğüne satışa çıkmıştı. Fotoğrafın yanındaki başlık şöyleydi: ”Boşlukta bir adam! Boş alanların ressamı kendisini boşluğa bırakıyor!” Bir binanın ikinci katından kendisini boşluğa bırakan kişi Yves Klein’dan başkası değildir. Daha önceki denemelerinde kendisini sakatlayan Klein, bu son versiyonda boşluğa atlamak yerine kendisini bir ağın üzerine bırakır, daha sonra foto-manipülasyonla bu ağ resimden silinir.

Yves Klein

Maddesizleşme üzerine çalışmalarından biri ise; galerisiyle tartıştığı bir gün, tüm eserlerini toplayıp onları soran olursa eserlerinin görünmez olduğunu ve almak isteyenlerin son derece görünür bir çek yazmalarını istemesidir. Bu satışı da gerçekleşir.

Aynı zamanda bir Rozikrusyen, siyah kuşak sahibi bir judocu olan Yves, seyircisiyle güçlü bir bağ kuruyor, geleneksel sanat anlayışının dışında eseler üretiyordu. Modellerine direktifler vererek onları canlı fırça olarak kullanan, alev makinalarıyla resim yapan, altın külçeleri karşılığında boşluğu satan ve satan alan kişinin kendisine verilen sertifikayı yakması halinde külçelerin yarısını Seine nehrine atan alışılmışın dışında düşünen ve hayallerini gerçeğe dönüştürme cesaretine sahip bir yetenekti.

Kavramsal sanatın önemli isimlerinden olan Klein, 34 yaşında geçirdiği üçüncü kalp krizinden öldüğü zaman, sekiz yıllık sanat hayatıyla performans, yerleştirme, kavramsal sanat ve kurumsal eleştirinin öncülerinden olmuştu.