JOE WRIGHT’TAN ‘OSCARLIK’ BİR FİLM!

YENİ ÇIKANLAR – Her yıl sadece Oscar kazanmak için çekilen filmler vardır. Geçtiğimiz yıl Moonlight bunun en tipik örneği olarak karşımıza çıkmış ve nihayetinde istediğini almıştı. Bu yıl ise bu rol, yönetmenliğini Joe Wright’in üstlendiği En Karanlık Saat (Darkest Hour) filmininmiş gibi görünüyor. Mükemmel makyajlar, 1940 İngilteresinin harika dekoru ve çarpıcı sözcüklerle dolu bir senaryo, bu konuda oldukça yeterli malzemeler veriyor.

Emre Balcı  emre.blc35@gmail.com

En Karanlık Saat filmin konusu aslında izleyiciye oldukça tanıdık. Christopher Nolan’ın son filmi Dunkirk’in arka planını anlatıyor. Dunkirk’te olan savaş meydanları bir nevi Londra Parlamentosuna taşınmış durumda. Filmin en önemli şansı ise yönetmen koltuğunda dönem projelerinin tecrübeli ismi Joe Wright’ın olması. Yakaladığı kamera açıları ile yarattığı heyecan sayesinde adeta parlamento bir savaş meydanına dönüşüyor ve seyirci de bu meydandaki aksiyonu, gerilimi sonuna kadar hissedebiliyor. Tabii bu sayede filmin temposu da hemen hemen hiç düşmüyor.

Filmdeki gerilimi elbette sadece Joe Wright’e bağlamak mümkün değil. Gary Oldman’ın etkileyici performansı da önemli etkenlerin başında geliyor. Usta oyuncu yarattığı Winston Churchill karakteri ile şüphesiz bu yılın en güçlü Oscar adayı olarak sivriliyor. Fakat tarihi bir karakteri yansıtmasından ötürü Oldman, zaman zaman taklide daha fazla yönelmesi performansına biraz olsun gölge düşürüyor.

GERÇEKLİĞE DÜŞÜRÜLEN GÖLGE

Filmdeki en önemli eksiği ise şüphesiz 1940 Mayıs ayının anlatılma tarzı, tek taraflı bir bakış açısıyla İngilizlerin “yüksek” erdemleri üzerine kurulu bir şekilde ilerliyor. Ancak tarihin gerçek boyutunda yer alan İngilizlerin yarattığı vahşetler göz ardı ediliyor. Örneğin Almanya’ya iade edilen Yahudiler gibi. Sonuç olarak İngilizler inanılmaz masum olarak gösterilmesi filmin gerçekçiliğine düşürülmüş en büyük gölge oluyor.

En Karanlık Saat Oscar töreninden eli boş dönmeyecektir. Ancak ortalama ve taraflı bir yapım olmanın da ötesine geçemeyeceği bir başka gerçek. Belki daha objektif bir iş çıkmış olsaydı daha fazla beğenilen ve izlenilen bir film de olabilirdi.

Emre Balcı hakkında

1995 yılında İstanbul’da doğdu. 6 yaşında okumayı öğrendi ve o günden sonra kitaplarla bağı hiç kopmadı. İlköğretiminin sonrasında Mecidiyeköy Anadolu Lisesi'nde okudu. Sinemaya karşı duyduğu ilgi özellikle Alfred Hitchcock’ın Arka Pencere filmiyle tanışmasıyla daha da arttı. Caz ve klasik müziğe olan sevgisi sayesindeyse çello ile tanıştı. Emre Balcı, halen Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde lisans eğitimini sürdürüyor.

Emre Balcı tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir