İNSAN RASTLANTININ KENDİSİDİR

YENİ ÇIKANLAR – İster insanlık tarihini inceleyelim, isterse yaşamöykülerimizi aktarırken biraz soluklanalım yaşamın bütünlüğünde rastlantı bir değer olarak kendini hissettiriyor.  Bu hissin varlığında görünen ve algılanan gerçekliğin kusurlarının payı olabileceği gibi karmaşık yapısıyla hayatın da cilvesi olabilir. Rastlantı evrene dair bilmediklerimiz ve müdahale edebildiğimiz durumların bir bileşkesi mi yorumlarımıza kalacak belli ki. Ancak, sanatçılar  Serra Kuşkaya, Gamze Zorlu, Elifko, Kaan Fıçıcı, Görkem Dikel, Ece Kalabak, Hatitze Achmet, Gözde Baykara, Ebru Zarakolu, Nevin Çakır farklı soruları ve yanıtlarıyla rastlantının saklığı olduğu  dokuz kehaaneti içeren çalışmalarıyla 26 Nisan – 17 Mayıs tarihleri arasında Nev Atelier‘de olacaklar.

Hıdır Eligüzel  hidireliguzel@gmail.com

Sanatçıların rastlantı ve kehaneti birlikte işledikleri çalışmalarının söylemi ” (…) Rastlantılar bize yaptığımız her şeyin altında başka şeylerin, ruhsal bir şeylerin yattığını anımsatır” şeklindedir. Rastlantı içerdiği alternatif oluşumlar olanağı ve denk gelme imkânlarını sunması bakımıyla kişilerin kendisine, geçmişlerine ve geleceğine dair bir yolcuğu kaçınılmaz kılmaktadır. Bu yolculuk kimi zaman kişinin kendisine, kimi zaman doğaya hatta evrene ama kaçınılmaz olarak bir düşünceye yönelik olarak genişlemektedir.  

Nev Atelier, atölyeden alternatif bir sergi mekânına dönük yolculuğa çıkarken  açılış sergisi olarak “Dokuz Kehanet: Rastlantı” ile başlaması bu bağlamda ‘var olandan çok da ötede var oluşu’ öncelediği yorumlarını kuvvetlendiriyor. Elbette tüm yolculuklarda – ister fiziki ister düşünsel ve ruhsal- somut, işlevsel araçların, bilgilerin yanında sezginin, deneyimin ve kadim bilgilerin bütünün kullanıldıklarına hatta sınandıklarına şahitlik ederiz. Bu nedenle yolculuk her daim bireysel ama kolektif şekilde sürmektedir. Çünkü kişinin yol ve yol arkadaşlarıyla kurduğu ilişkinin  yanında yolculuğu tamamlayabilmek için tüm benliğine de ihtiyaç duymaktadır. Bazen en önemli karar, bilinçaltında saklı duran ‘kadim’ bir söze dayanacaktır.

İnsanlık kadim bilgilerden yola çıkarak hatta onlara şüphe ederek gelişen bilimin en nihayetinde doğanın sahip olduğu ‘büyüsünün’ kaybolmasına neden olarak aslında kendi kişiliğini bozmuştur. Bu kurgu içerisinde var oluş savaşı veren insan, kendi yetersizliği fark ettikçe paradoksal olarak doğayı tekrar tekrar üretip tüketirken tatminsizliği yükselmiş ve her defasında daha büyük bir yalnızlaşma içine düşmüştür.  Oysa yıkıma ve dönüşüme uğrayan insanlığın hayal etme becerisidir. Teknolojinin giderek arttığı ve oldukça büyük imkânlar yarattığı çağımızda insanların büyük düşlerinin  sadece tüketim ve ‘uzaklaşma’ olguları içermesi daralan hayal gücünü imliyor. 

Sergi için bir araya gelen sanatçıların, eserlerinin ve hikayelerinin arasındaki bağ, bizi rastlantıların altında yatan bir şeyler olabileceği duygusunda birleştiriyor.  James Redfield (Altın Kitaplar) tarafından yazılmış olan Dokuz Kehanet kitabını baz alarak yalnızlaşmanın giderileceği ve doğayla barış sürecinin başlayacağı dokuz bilgi yorumlanmaktadır.

Kitapta bahsi geçen bilgilerden ilki: “Rastlantılara dikkat et, rastlantılar bize yaptığımız her şeyin altında başka şeylerin, ruhsal bir şeylerin yattığını anımsatır.” 

Hıdır Eligüzel hakkında

Varto'da doğdu. Çocukluğunu İzmir'de geçirdi. Şimdilerde ise İstanbul'da yaşamını devam ettiriyor. Siyaset ve sosyal bilim temelli lisans eğitimine; felsefe, sosyoloji ve sanat ağırlıklı okumalar, çalışmalar eşlik ediyor. Farklı mecralarda şiir, kültür -sanat ve politika metinleri yazıyor.

Hıdır Eligüzel tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir