GERÇEK EDEBİYATIN ADRESİ O DERGİLER DEĞİL!

Ata Tuncer 09 Mayıs 2017 0
GERÇEK EDEBİYATIN ADRESİ O DERGİLER DEĞİL!

YENİ ÇIKANLAR – Yeni neslin dikkat çeken öykücülerinden Caner Almaz’ın, “Kırgın Anlatıcı” isimli ilk öykü kitabı geçtiğimiz ay Alakarga Yayınları etiketiyle yayımlandı. Almaz ile edebiyat ve öykücülüğü üzerine konuştuk…

Ata Tuncer  sedat.ata.tuncer@gmail.com

Öykülerin uzun zamandır çeşitli fanzinlerde ve edebiyat dergilerinde yayımlanıyor. Kendinden ve yazarlık macerandan kısaca bahseder misin? Caner Almaz kimdir?

Uzun süredir yazmaya çalışıyorum; yaklaşık on senedir. Bahsettiğin gibi birçok fanzin ve dergide öykülerim yer aldı. Dergiler, özellikle öykü yazmaya çalışanlar için kendilerini yetiştirme adına önemli mecralar. Ben de bu mecralarda kendimi geliştirmeye çalıştım hâlâ da çalışıyorum. Bu oluşumların kendinizi geliştirme haricinde başka bir faydası daha oluyor: İnsanlar tanıyorsunuz, beraber iş yapmanın, bir şeyler üretmenin ve o işi somutlaştırmanın tadına varıyorsunuz. Öğreniyorsunuz, kolektif hareket etmenin kıymetini anlıyorsunuz. Yazmayı sevme haricinde, insanları sevmeden ürettiğinizin pek manası kalmıyor.

Geçtiğimiz ay yayımlanan “Kırgın Anlatıcı”, 2015 yılında Uluslar Arası Ankara Öykü Günleri Derneği’nin düzenlediği ilk dosya yarışmasında övgüye layık görülmüştü. O zamandan bu yana dosyanda ve öykülerinde neler değişti? Yayımlanma öncesi nasıl bir süreçten geçtiler?

Övgüye layık görülen dosya üzerinde çok fazla çalıştık. Adından, içerisindeki öykülere, karakterlere, dile, zamana, mekâna kadar çoğu şey değişti. Böyle bir çaba içerisindeyseniz, dinlemek önemli bir faktör. Kendine güven iyi bir şey fakat henüz emeklemekle meşgul olduğunuz bir alanda yol göstericilere ihtiyacınız oluyor. Çok şanslıyım ki dosyam üzerinde bana yardımcı olan çok sevdiğim yol göstericilerim oldu. Onların tavsiyeleriyle ve benim yeni çalışmalarımla son halini aldı. Onlara bir kez daha buradan teşekkür ediyorum.

caner yeni

OKURU SÖMÜRME MANTIĞI

“Kırgın Anlatıcı” ilk kitabın ama uzun zamandır fanzinlerde, edebiyat dergilerinde yazdın, birçok edebiyat oluşumunda gönüllü çalıştın. Genç bir yazar olarak kendini “kırgın” hissettiğin oldu mu? Türkiye’deki  “edebiyat ortamını” nasıl değerlendiriyorsun?

Dergi çalışmalarında yer aldığım zamanlar, piyasanın şartları ve okur tarafından anlaşılamama, fark edilememe gibi nedenlerle üzüldüğüm ve hatta piyasa koşullarına kızdığım, söylendiğim anlar oldu. Özellikle YM Dergi’nin kapanması çok üzmüştür. Şartlar böyle gerektiriyordu… Fakat bir kırgınlık yok. Hızla tüketen ve farklı şeylere yönelen, eğilimleri farklılaşan bir toplumumuz var. Bu durumlardan ders çıkartmak, daha çok çalışmak ve doğruyu bulmak için uğraşmamız gerekiyor, diye düşünüyorum. Ama bu demek değil ki, popülerlik adına okuru sömürme mantığıyla bir şeyler üretilmesini savunabilirim. Çok tüketilmesi, bu tarz dergilerin doğruyu yaptığı manasına gelmiyor. Ticari olarak doğruyu yapıyor olabilirler ama edebiyatın edüstriyellemesi hepimiz adına telafi edemeyeceğimiz şeyler doğurabilir ve hatta doğuruyor.  

Öykülerinde bir üst kurmaca hali olarak yazar ve hikâye ilişkisini metin içinde sıkça sorguluyorsun bunun nedenini biraz açar mısın? Yazarın metin ile hesaplaşması senin de sıkça başına gelen bir durum mu?

Bazen yazdığım metinlerden çıkamıyorum. O öykülerde yaşıyormuşum gibi hissettiğim çok olur. Bir öykünün içerisindeymişim, bir karaktermişim ve bilinç zannettiğimiz şeyin bir kurgudan ibaret olduğunu düşündüğüm çok oluyor. Bunun haricinde, yarattığım karakterlerle içsel konuşmalar yaptığım da çoktur. Hatta buna dair birkaç kurgu öyküm de var: Karakterlerinden kurtulamayan bir yazar, karakterlerinin kavgasına şahit oluyor ve karakterlerinden kurtuluşunu kendisini bir öykü karakteriymiş gibi düşünerek buluyor. Gerçek ve kurgunun kaybedilmesini seviyorum, özellikle de metinlerimde bunu gerçekleştirmeye gayret gösteriyorum. Ne kadar başarabiliyorum, tartışılabilir, eleştirilebilir.

CANER ALMAZ2

DOKUNULMAZ METİN YOK!

Kitabın yayımlanmasıyla nasıl tepkiler aldın?

Tanımadığım insanların güzel şeyler söylemesine pek alışkın değilim. O yüzden olumlu şeyler okudukça mutlu oluyorum. Olumsuz bir dönüş almadım henüz ama illaki bu yönde eleştiriler de gelecektir. Bunlardan da çalışmalarım için gerekli çıkarımları yapmaya gayret göstereceğim ki olması gereken zaten budur. Hiç kimsenin metni eleştirilemez, dokunulmaz değildir.

Kitabın teşekkür kısmında da belirttiğin üzere YM Dergi’nin (Yalnızlar Mektebi Dergisi) senin için ayrı bir önemi var. Kapanan YM Dergi’nin okuyucuları ve seninle bu kitabın aracılığıyla ilk kez tanışacak okuyucular için ne söylemek istersin?

Yeniye, tanımadıkları yazarlarlara, dergilere karşı önyargılı düşünmesinler. Bu oluşumların arkasında inanılmaz bir özveri var, emek var. Bunların dışında da inanılmaz bir heves var; amatörce yaşanan maddi bir beklenti taşımayan bir heves. Keşfetmeye açık olsunlar. Edebiyat dünyamızı zenginleştiren yegâne oluşumlar gençlerin var ettiği edebiyat dergi ve fanzinleri. Oralardan çıkan genç yazarları, şairleri yüreklendirsinler. Piyasanın dayattıklarının dışına çıkabilsinler, araştırsınlar, nitelikli, üzerine emek harcanmış işleri kovalasınlar. Ana akımın yanında durmasınlar. İyiyi, nitelikli olanı keşfetmek için çabalasınlar. Adımı daha önce duymuş veya ilk defa duyan okurlar için Kırgın Anlatıcı’nın iyi izler, düşünceler ve anlar bırakmasını umuyorum. Öykü benim için bir tutkuydu, bir hayalim gerçekleşti ve umarım bu hevesi, tutkuyu okuyanlara da yansıtabilirim…