DOKUNUYOR İNSANA ERKEN ÖLÜMLER

YENİ ÇIKANLAR – Kitap adları önemlidir. İlk tanışma anı heyecanına benzer biraz da. Erhan Sertbaş’ın öykü kitabı bu yanıyla oldukça başarılı: Kadınlar Sever Hikâyesi Olan Şeyleri… Kitap adı için, ne güzel bir cümle değil mi? Öykülere gelince adına yaraşır şekilde başarısı ve yaratıcılığıyla okuru selamlıyor. Anılar öyküleşerek başka bir yere taşınırken anlatım dili okumayı kolaylaştırıyor.

Fatma Nuran Avcı  fatmanuranavci@hotmail.com

Öyküleri resmetme, yani mekân ve doğanın sunumu abartılmadan, gereksiz betimlemelerden kaçarak özünü yakalayabilmiş. Balıkçı kahveleri, sokaklar, meyhaneler, tren vagonları, kayıklar, evler… Ölü Balıklar Lokantası, Çukur Kahve, Mumcu Kahve… Kokusu, buğusu, iklimiyle dipdiri. Mekânların insanlarla buluştuğu zamanlar ise sakin, ılık ılık yansıtılmış paragraflara. Kişilerle tanışma faslıysa ise kabuk kabuk sıyrılarak dertlerine ulaştıkça merak hissini arttırıyor. Hepsinin hikâyesi çoğunlukla ölümle son bulunca da dokunuyor elbette. Kısacık hayatları düşünmeden yapamıyor insan.

Çocuk öldü. Kaptan öldü. Mavna öldü.”

Eylemlerin, olayların özenle seçilmiş olması, gereksiz detaylardan kaçınılması konudan uzaklaşmadan sonuna kadar okuma isteği uyandırıyor. Ne anlatmak istediğinden emin hikâyelerin anlatıcısı. Üstelik açık ve yalınlıktan yana kullanmış tercihini. Belki tüm kitabın temel derdini özetleyen cümle dikkatimi çekti:

Kaçamazsın, kabullenirsin ölümü, ansızın yüreğine düşen bu kar beyaz sevda gibi.”

Uzaktan hedef gösterip yaklaştıkça hedefi vuruyor öyküler. Acıtırken düşündürüyor, üzüldükçe benzer duygularını anımsatıyor okura. Her son sayfada durarak, hatta başa dönerek yeniden okutabiliyor kendini öyküler.

Yaşanan aşklardan geride kalanlar, ayrılığın bıraktıkları Çingene Salatası, Kardan Adam öykülerinin konusu. Ancak “Behice” “Rambo’yu İki Çeşmelik’te Vurdular” “Karakancalos Fırtınası” gibi öykülerdeki kişilerin yaşamıysa fakirliğe, kimsesizliğe isyan ettiriyor adeta. Kitaptan altını çizdiğim cümlelere yer vermek istiyorum:

“Avlunun uykulu sabahını didikliyor neşesiyle.”

“Aşkımı karantinaya aldım.”

“Teslim olmayalım umut kırıntılarına, yürek yorulmasına.”

“Hayat gerçekten de bu sıcak iklimin kavurduğu evlerin soluk alınabilecek yaşayan bir organı gibiydi.”

İnsan hep var olma, yaşama mücadelesi verecek. Ne kadar yalnızım, dese de kalabalıklardan kaçamayacak. İster istemez başka hayatlara kulak kesilecek. Bir durakta, bir yolculukta birine rastlayıp bir hikâye dinleyecek. Kalp bu sızlar ya. Bir an da olsa düşünür elbette. Belki sızılar, düşünceler yeni öyküler yazdırır. Bilmiyorum. Ama Erhan Serttaş “Kadınlar Sever Hikâyesi Olan Şeyleri” adlı kitabıyla bu ince kalp çizgisini yakalayarak duyarlı kalemiyle öykülerini yazmış. Hem de ilk tanışma anının heyecanını hiç bırakmadan.         

Fatma Nuran Avcı hakkında

1966 Aksaray doğumlu. İlk ve ortaokulu Sakarya’da, liseyi Bursa’da okudu. 1989’da Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdi. Aynı yıl devlet memurluğu görevine başladı, 1993’te ayrıldı. El sanatlarının çeşitli dallarında uğraş verdi. 2012’den bu yana İstanbul’da çeşitli yaratıcı yazarlık atölyelerine katılarak öykü yazmaya başladı. İlk öyküsü ”Beştaş” 2013 yılında Notos Dergisi’nin mayıs haziran sayısında yayınlandı ve 2015 yılında Çukurova öğrencileri tarafından kısa film yapıldı. Öyküleri, kitap tanıtım yazıları, söyleşileri Notos, Lacivert, Edebiyat Nöbeti, Vagon, Edebiyatist, Çoğul, Vagon, Gamlı Baykuş, Roman Kahramanları gibi dergilerde yayınlandı. “Buyurun Beyefendi” adlı öyküm Son Gemi Öykü Seçkisinde yer aldı. Nilüfer Belediyesi 2016 Yaşar Kemal Öykü Yarışması’nda “Son Cevizlik” adlı öykümle birinciliğe layık görüldü. Evli ve bir kız, bir erkek çocuk annesi. İzmir’de yaşıyor.

Fatma Nuran Avcı tarafında yazılan tüm yazılar →

One Comment on “DOKUNUYOR İNSANA ERKEN ÖLÜMLER”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir