ANADOLU İNSANI DOKUZ BİN YIL ÖNCE NASIL YAŞARDI?

YENİ ÇIKANLAR –  Rezan Has Müzesi’nin geniş arkeoloji koleksiyonundan özenle seçilerek tasarlanan ve toplumsal yaşamdaki gelişmelere paralel olarak değişip, şekillenen, antik dönemin günlük hayatına kapı aralayan “Toprağın Mirası” Rezan Has Müzesi’nin özel mekânında sergileniyor.

Ömür Bayramoğlu  omurbayramoglu@gmail.com

Anadolu’nun Neolitik Döneminden, yani yaklaşık 9 bin yıl öncesinden başlayarak sırasıyla Kalkolitik, Tunç, Demir, Yunan, Roma, Bizans ve Selçuklu dönemlerine uzanan kesintisiz bir kronolojik izlemle sunulan sergi, geçmişin gündelik hayatından kesit; mutfak eşyaları, süs eşyaları, dini objeler, silahlar gibi objeler üzerinden geçmiş hayatlardaki sevinç, telaş, kaygı ve üzüntülerin aslında günümüzden pek de farklı olmadığını anımsatıyor.

Anadolu, insanlığın uygarlaşma serüveninde, bir başka deyişle, ilk köylerden karmaşık kentli yaşam biçimine ulaşmada önemli adımların atıldığı bölgedir. Günümüzden yaklaşık 9 bin yıl öncesinde başlayan bu süreci anlamaya çalışırken onlardan kalan izleri göz önüne tutarız ve bu sürecin en önemli tanıkları ise, şüphesiz insanın üretimi olan günlük araç-gereçtir.

Sergide, antik dönemlerde insanların gündelik hayatında kullandığı, yemeğini pişirdiği, suyunu, şarabını, zeytinyağını koyduğu, içinden yemek yeyip, içeceğini yudumladığı gündelik kaplardan, mezarlara armağan olarak bıraktığı kaplara ya da tanrılara sunulan adaklara değin pek çok obje geniş bir yelpazede sunuluyor.

NEOLİTİK DÖNEM (Yeni Taş Çağı) M.Ö 7500-5500: İnsanlık tarihinde önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde insanoğlu yerleşik yaşama geçmeye başlamıştır. Genellikle bitişik formda yapılan evlerden oluşan küçük köy tipi yerleşmeler görülür. Kuru tarım yapılmaya başlanmış, bu da ardından çanak çömlek yapımını getirmiştir. İnsanoğlunun kullandığı ilk kap kaçak, basitçe elde biçimlendirilmiş ve basitçe pişirilmiş kaplardır. İçeriğinde yer yer saman, dal parçaları gibi katkıların bulunduğu bu kaplar, eski insanların temel ihtiyaçlarını karşılıyordu. İnsanlar artık mağaralarda yaşamıyor, belirli bir plan sergileyen evlerde oturuyor, hayvancılık yapıyor, tarımla uğraşıyordu ve bunları yapabilmek için gerekli ihtiyacı olan aletlerde taştandı.

Koleksiyondaki el baltaları, obdisyenden çıkarılmış çeşitli tiplerde ve büyüklüklerdeki ok uçları, bu dönemlerin temsilcileridir.

KALKOLİTİK DÖNEM M.Ö 5500-3500: Bu dönemde taş alet üretiminden maden alet üretimine geçilmiştir ve her ikisi bir arada kullanılmaktadır. Dönem de adını maden alet yapımında kullanılan bakırdan almaktadır ve dönem sonuna doğru çeşitli biçimlerde baltalar görülmeye başlanır. Bu dönemde Mezopatamya’da gelişkin köyler ve yavaş yavaş ilk şehirler oluşmaya başlamıştır. Tarım faaliyetlerinin yanı sıra başka iş kolları da doğmuş, böylece toplum içinde iş bölümü artmıştır. Ürünün toplanması, depolanması ve korunması gibi faaliyetler de, rahip sınıfı ve yönetici kavramının oluşmasını sağlamıştır. Kalkolitik dönem insanları da Neolitik dönemlerdekiler gibi, elde keramik üretmeye ve bunları olasılıkla açık havada pişirmeye devam etmişlerdir. Basitçe elde biçimlendirilmiş kap kaçağın yanı sıra, basitçe çentiklenerek bezenmiş kaplar da yapılmaya başlanmıştır.

Koleksiyonda, bu türden kaplara ait çeşitli örnekler sergilenmektedir.

s 0026

TUNÇ ÇAĞI M.Ö 3500-1200: Tunç (Bronz) %70 bakır ve %30 kalayın karışmından yapılan bir madendir ve kullanımın yoğunlaşması, insanlık tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul edilir. Maden alet yapımı ve kullanımının yaygınlaşması, peşinden yeni ve çok önemli değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Mühürlerden ve çeşitli kazılarda bulunmuş tabletlerden çıkarılan sonuçlara göre Assurlular ile yaşanan ticaretin Anadolu tarihi için en önemli sonuçlarından biri, Anadolu’nun yazıyla tanışmasıdır. Tunç çağlarında, Anadolu çömlekçi çarkı ile tanışmıştır. Çark kullanarak çok çeşitli formalara sahip keramikler üretilmiştir. Bu durum, hem yiyecek türlerinde hem de pişirmede değişikliğin yaşandığını gösterir.

Müze koleksiyonunda, Tunç Çağı’nın zengin keramik örnekleriden çeşitli eserler sergilenmektedir. Sergide ayrıca, Hitit dünyasından yakından bildiğimiz ayaklı ve ayaksız ancak gaga ağızlı kaplar ile boyunlu çömlekler Tunç Çağı’nda kullanılan kapların seçkin örnekleri arasındadır.

DEMİR ÇAĞI M.Ö 1200-330: Bu dönemde, brozun yanı sıra alet yapımı ve kullanımı yaygındır. Metal kapları taklit eden pişmiş toprak sürahilerde, kulp eklentilerinde kabartma süsler de yapılmaya başlanmıştır. Demir Çağı aynı zamanda, Anadolu’da çok önemli olayların yaşandığı bir dönemdir. Astronomi ve matematikteki keşifler, örneğin Pisagor teoremi, ilk güneş tutulmasının hesaplanması, felsefe ve güzel sanatlardaki başarılar, sikkenin bulunması gibi gelişmelerin yanı sıra, İskit, Kimmer ve sonrasında Pers akınları gibi askeri seferler de yaşanmış ve bunlar da Anadolu kültürüne etki etmiştir.

Sergide, genellikle dinsel amaçlı, ancak bazen içki içmek için de kullanılan kâseler de bulunmaktadır.

ANADOLU’DA YUNAN ETKİLİ DÖNEM M.Ö 1350-30: Anadolu’da Demir Çağı içinde Kızılırmak kavisinin batısında yaşayan uygarlıklar için M.Ö. 1300-30 arası, Yunan etkili dönem olarak tanımlanır. Anadolu’ya batıdan Yunanistan ve adalar üzerinden gelen göç dalgaları, bu dönemin başlangıcı olarak kabul edilir. Özellikle M.Ö. 8. yy.dan itibaren diğer Akdeniz uygarlıklarıyla yapılan ticaretin de bir sonucu olarak, doğu kültürüyle batının kaynaşması mümkün olmuştur. Bunu en iyi sanatta izleyebiliyoruz. Anadolu’da Yunan etkili dönem, M.Ö.8-6.yy. arasında Arkaik dönem olarak tanımlanır. Antik çağ insanları, tıpkı bugün olduğu gibi, birbirinin kullandığı günlük eşyalardan haberdardı.

M.Ö. 5. yy’da başlatılan Klasik dönem ile birlikte, Akdeniz coğrafyasında yeniden değişimler yaşanmaya başlanır. Yunan-Pers savaşları başlar. Savaşın çeşitli aşamaları Anadolu topraklarında geçer. Anadolu’da Pers egemenliğinin görüldüğü bu dönem ‘Akhaimenid dönem’ olarak da tanımlanır.

Sergide Korinth’den aryballoslar, alabastronlar, Atina’dan bir yağ kabı olarak işlev gören lekythoslar, Batı Anadolu kökenli kuşlu kâseler, askoslar, sürahi işlevli oinokhoeler gibi, bir sofranın tüm ögelerini içeren eserler bulunmaktadır. Eserler arasında, kartal tepelikli, kapağının kenarında oturan hayvanların betimlenmiş olduğu tütsülük, Akhaimenid dönem sanatını yansıtan dikkat çekici bir örnektir.

M.Ö. 300 civarına gelindiğinde Makedonia’da yeni bir güç tarih sahnesine çıkar. Büyük İskender, tüm Yunanları bir araya getirmek maksadıyla güçlü bir imparatorluk kurmayı hedeflemiştir ve bundan Anadolu nkentleri de nasibini alır. Batı ile doğunun hemen her alanda kaynaştığı, bir potada eritilmeye çalışıldığı bu dönem, sanatsal açıdan önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Nüfus artışıyla birlikte, keramik yapımında kalıp kullanımı artmış, bu sayede zenginlerin masalarını süsleyen gümüş kabartmalı kaplar, orta sınıf halkının masasında keramikten yapılmış taklitleriyle yer bulmaya başlamıştır. Bunun en güzel örneklerini “Megara kâseleri” adıyla da bilinen kabartmalı içki kapları oluşturur. Sergide, bu türden kapların çok çeşitli versiyonlarına yer verilmiştir.

ROMA DÖNEMİ M.Ö.I.yy – M.S 4.yy: M.Ö.30 yılı, dengelerin tekrar değiştiği, Akdeniz havzasında gücün merkezinde bu kez Romalıların yerleştiği bir sürecin başlangıcıdır. Roma İmparatorluğu döneminde, mimari açıdan yeni teknik gelişmeler mimari yapıların biçimlenmesinde faktör olmuştur. Heykeltıraşlık, keramik, resim sanatı gibi sanat dalları, önceki dönemlerden farklı, kendine has bir tarzda gerçekleşmiştir. Önceki dönemlerde tercih edilen siyah astar veya kabartmalı kaplar yerini kırmızı, kaliteli astarlı kaplara bırakmştır. Sergide kaliteli kırmızı Roma keramiklerinden çeşitli formlarda örnekler sunulmuştur. Önceki dönemlerin aksine, Roma döneminde cam üfleme tekniği keşfedilmiş ve bunun ardından hızla cam kap yapımı başlamıştır. Böylece sofralarda cam bardaklar, sürahi ve kadehler kullanılır olmuştur. Koleksiyonda Roma Dönemi cam eserlerinden bir seçki de yer almaktadır.

BİZANS DÖNEMİ M.S 4.-15.yy: M.S. 4.yy.dan 15.yy. ortalarına kadar hüküm süren Bizans İmparatorluğu, sınrlarının en geniş olduğu 6.yy.’da Akdeniz ve çevresindeki tüm topraklarla birlikte, Trakya, Balkanlar, Kırım ve Rusya’ya değin uzanan bir coğrafyaya yayılmıştı.

Bizans uygarlığının çeşiti eserleri sergide sunulmaktadır. Birden çok kandili bir tepsi gibi taşıyan polykandelalar, çeşitli tiplerde kap kaçaklar, kandiller, patera ve tabaklar, uygarlığın sadece dinsel değil, günlük hayatını da ansıtan nesneler arasındadır. Dinsel hayatın ayrılmaz bir parçası olan ve hacı yağı şişesi olarak da adlandırılabilecek ampullalar, üzerlerinde Hıristiyanlık inancından kutsal kişilere ait betimlerin bulunduğu tılsımlar ve çeşitli haçlar da serginin seçkin eserleri arasındadır.

İSLAMİ-SELÇUKLU DÖNEMİ M.S 9.-13.yy: Selçuklu dönemi maden sanatında, çeşitli tekniklerin uygulandığı ve üretilen eserlerde farklı kültürlere ait izler taşıyan motifler görülmektedir. Özellikle Konya ve Artuklular bölgesindeki atölyeler maden sanatının önemli merkezleri konumundadır.

Çinicilikte önemli eserler veren Selçuklu döneminde, pişmiş toprak keramik sanatı ile ilgili çok büyük bir gelişme görülmemektedir. Maden ve keramik sanatının yanı sıra Selçuklular çini, alçı, cam ve minyatür sanatlarında da etkindirler. Bunların haricinde ahşap işçiliği ve halıcılık da Selçuklu dönemini yansıtan iki önemli sanat koludur. Koleksiyonda, Selçuklu ve İslami dönemden çeşitli kandiller, tabaklar, tabak ve mataranın yanı sıra, duvar çinisi, çeşitli cam kaplar ile buhurdanlık, tılsım gibi dini nesneler de sergilenmektedir.

Proje Koordinatörlüğünü Zeynep Çulha’nın yaptığı ve 300’e yakın eserin bulunduğu sergi 31 Ekim 2018 tarihine kadar sanatseverler tarafından ziyaret edilebilir.

*Sergi kitapçığı kaynak olarak kullanılmıştır.

Ömür Bayramoğlu hakkında

Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi ve Arkeoloji Bölümünden 1997 yılında mezun olan Ömür Bayramoğlu on altı yıl boyunca yerli ve yabancı sanatçılardan oluşan yüze yakın resim ve heykel sergisinde görsel sanatlar yönetmeni olarak çalıştı. Üç yıldır görsel sanatlardan kopmadan edebiyatla de ilgilenip hikayeler ve romanlar üzerine çalışmalarını sürdürüyor.

Ömür Bayramoğlu tarafında yazılan tüm yazılar →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir